| Markalaşma ve Tasarımın Katma Değeri |
|
Daha önceki yıllarda, "markanın ne önemi var", "tasarım nedir ki" gibi bakılmaktaydı. Avrupa'da özellikle İngiltere , Fransa ve İtalya'da tekstil bundan 10-15 yıl önce önemli bir üretim alanıyken, bu gün teksti üretimi oralarda bitti. Onlar sadece moda ve tasarım, marka satıyorlar. Zaten makinalarını da 10 yıl önce tamamen bize sattılar. Türkler, Avrupalılar'a fason mal üretirken önceleri fasonun karı iyiydi. Sonra, Doğu Bloku, Asya ülkeleri vesaire devreye girdi, fasona talip olunca, kıran kırana rekabet, fasonu karlı olmaktan çıkardı. Bu sefer, esas karın markada, modada, tasarımda olduğu, "milyon adet fason yapacağına, 10 bin adet markalı mal yap, özel tasarımlı kumaş üret, model oluştur" anlayışı hakim olmaya başladı. Dolayısı ile "markalaşma" süreci Türkiye’de başladı. Markalaşma, kaliteli mal üretimi ile eş anlamlı olduğu kadar, iyi tasarıma sahip ürün anlamına da gelmektedir. Sadece tekstilde değil, camdan oto parçasına kadar bir markalaşma ve tasarım anlayışı yükselen trend oldu. Doğu Bloku ülkelerine önceleri sıradan kalitesiz mallar satılırken, bugün Merter’de Osmanbey’de, Laleli’de, dünyaca ünlü markaların benzerleri, aynıları satılmaya başlandı, yerli markalar yükselmeye başlandı. Tasarımda durumumuz nasıl? Tescil süresi, tasarımın hızına yetişemiyor Tescil süresi mevcut haliyle itiraz olmaz ise en az 10 ay sürmekte. İtiraz olursa da 12-14 ay sürebiliyor. Bu durumda, bir ayda değişen konfeksiyon tasarımına, bir mevsimde değişen ayakkabı tasarımına kanuni süreler yetişemiyor. Yani kanun piyasanın gerisinde kalmıştır. Türk Patent Enstitüsüne yapılan isteklerle, patent dairesi bir çalışma başlattı, kanuni değişiklik hazırlanıyor. Uygulamada, bir ürünün tasarımı ile piyasaya çıkması en fazla bir ay iken, bir yıl süresince tescil belgesini beklemek, taklitçiye yaptırım uygulayamamak, sınai mülkiyet sistemine olan inancı azaltıyor, eleştiri alıyor. Mahkemelerin uygulaması Mahkemeler, en azından tasarımın yayınlanmasını bekliyor, hukuki muamele için. Bu tasarım hakkındaki kanun hükmünde kararname hükümlerine uygun ancak, yayınlanmadan önce de bir muamele yapılamaz şeklinde kayıt da yok. Bu durumda, mahkeme, hak sahibini mağdur etmeyecek bir çözüm bulmalıdır kanaatindeyiz. Ancak en doğrusu kanunda bu sıkıntıyı aşacak değişikliğin yapılmasıdır. Av. Ali Yüksel kaynak : SIRKETHABERLERI.COM
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. |
||||

