| Organik Masal |
|
Hirshberg’in ikilemi, organik gıda sektörünün bütünü için de geçerli. Müşterilerin, aynı zamanda sosyal bilinçlerini de besleyen, kimyasallarla kirlenmemiş gıdalara olan talebi giderek arttıkça, organik içerikleri bulabilmek de bir o kadar güçleşiyor. Bırakın beslenmeleri için gereken organik yemleri, Amerika’da yeterince organik inek bulunmuyor. Yine, dünyanın en çok satan organik yoğurdunda bulunan diğer içeriklerden bazılarını da -organik çilekler, şeker ya da elma püresi- yeterince bulabilmek mümkün değil. Şimdi, geleneklere bağlı gıda satıcılarının sadece hayal edebilecekleri şişkin kâr marjlarından etkilenen Wal-Mart, General Mills ve Kellogg gibi şirketler de organik oyuna dahil oluyorlar. Bir zamanların aile çiftliklerinin oluşturduğu çiftlik endüstrisi, bugün, Wall Street’in ölçek büyütme ve kâr arttırma baskılarıyla birlikte büyük bir ticaret haline dönüştü. Stonyfield’ın yüzde 85 hissesini Fransız gıda devi Groupe Danone’ye satmış olması nedeniyle, Hirshberg’in kendisi de topun ağzında. Yönetim kontrolünü sağlayabilmek için, Stonyfield iki rakamlı oranlarla büyümesini sürdürmek zorunda. Ancak, tedarikte yaşanan sıkıntıları nedeniyle, ürün hattında yer alan organik ürünlerin yüzdesini büyük ölçüde azaltmış durumda. Ayrıca, yıllık satış artışını da neredeyse yüzde 40’tan yarı yarıya indirmek zorunda kalmış. Hirshberg, “Herkes bana son derece kızgın” diyor. Kaynak: ©Business Week
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. |
||||

Amerika’da herhangi bir süpermarkete gittiğinizde soğutucu tezgahlardaki raflarda dizili olan Stonyfield Çiftliği yoğurduna bir göz atın. Halinden memnun bir inek ve yeşil arazilerle süslü kutusu pastoral bir varoluşu çağrıştırıyor ve organik gıdalardan beklemeye alıştığımız görünüşe sahip: Saf, böcek ilacı kullanılmadan, küçük bir aile çiftliğinde yerel olarak üretilmiş gibi.Bu yüzden Amerika’daki ünlü Stonyfield’in organik çiftliğinin çoktan yok olmuş olduğunu duymak şaşırtıcı olabilir. Stonyfield’in ana tesisi, New Hampshire eyaletine bağlı Londonderry’deki havaalanı yolunun hemen dışında, sütün diğer çiftliklerden temin edildiği son teknoloji ürünü bir sanayi fabrikasından ibaret. Ve bir de şöyle düşünün: O organik yoğurdun yapılmasında kullanılan sütün bir kısmı, Yeni Zelanda’da kimyasal içermeyen gıdalarla beslenen bir inekten alınmış, toz haline getirilmiş ve daha sonra da Amerika’ya gönderilmiş olabilir. Doğru, Stonyfield hâlâ organik mirasına bağlı kalmaya devam ediyor. Ancak şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Gary Hirshberg’e göre, 9 bin mil uzaklıktan süt tozu getirtmek, süpermarketlerin süt ürünleri reyonlarını ele geçirmek için ödedikleri bir bedel. “Tüm gıdalarımızı, evimizi çevreleyen 15 kilometre çapında bir alan içinden alabilmemiz muhteşem olurdu” diyor. “Ancak organik ürün pazarına girdiğinizde, alımlarınızı küresel olarak gerçekleştirmek zorundasınız.” 