| 250 Marka Arasında Türk Markası Yok |
|
Brandassist Genel Müdürü Muhterem İlgüner, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, çalışmada yer alan dünyanın en büyük küresel markalarının toplam 2 trilyon doların üzerinde değere sahip olduğunu vurgulayarak, bu değerin önemli bir bölümünün geleneksel tüketici ürünleri sektörlerinin dışında yer aldığını belirtti. Buna rağmen, piyasada pek çok şirketin, marka değerini, kendilerine daha iyi yönetim imkanı sunacak bir fırsattan ziyade sıkıcı bir zorunluluk olarak gördüğünü ifade eden İlgüner, ülkelerin marka değeri üzerindeki etkisine de değinerek şunları kaydetti: “Halen, Amerikan ve Avrupa şirketlerinin marka değeri liginde tartışmasız bir hakimiyete sahip olduklarını görüyoruz. İlk 250 şirket arasında, 117 Amerikan, 98 Avrupa şirketi bulunduğunu görüyoruz. Ülkeler bazında ABD'yi İngiltere'nin 27, Fransa'nın 24, Almanya'nın 16 şirketle izlediğini görüyoruz.” Ülkelerin de markaların değerinin yükselmesinde büyük rol oynadığını vurgulayan İlgüner, Fransız Evian ve Alman Audi'nin geldikleri ülkeye vurgu yaptıklarını, bunun yanında kimi şirketlerin de markalarını başka ülkelerde konumlandırmayı tercih ettiklerini ve bunun önümüzdeki yıllarda güçlenecek bir eğilim olduğunu belirtti. “Raporun en önemli bulgularından biri de marka değerlerinde geleneksel tüketici ürünleri markalarının sanıldığı kadar hakim olmadığı. Finansal hizmetler sektörü 36 şirket ve 364 milyar dolar marka değeri ile büyük ara farkla ilk sırada yer alıyor. Bunu, 19 şirketle otomotiv sektörü ve 18 şirketle perakende sektörü izliyor. Diğer dikkate değer sektörler arasında, petrol ve doğal gaz, medya ve telekomünikasyon sektörleri de bulunuyor. Elbette, Coca-Cola'nın başını çektiği içecek sektörünü de unutmamak gerekiyor.” Türkiye'den bir markanın sıralamaya girememesi konusuna da değinen İlgüner, ”Bu rapor, ülkemizin refahını, zenginliğini artırmanın yolunun, sunduğumuz ürün ve hizmetlere artı değer kazandırmaktan geçtiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu artı değere erişmenin yolu ise: yaratıcı ve yenilikçi olmaktan; çağdaş pazarlamanın öğretilerini benimsemekten; ve kararlı, tutarlı, sabırlı hareket etmekten, yani kısacası marka geliştirmek ve yönetmekten geçiyor” görüşünü aktardı. Örneğin futbol kulübü yöneticilerinin zaman zaman marka değeri konusunda beyanlarda bulunduğuna işaret eden İlgüner, “250 markalık listeye girebilen tek spor kulübünün 1,4 milyar dolar marka değeri ile New York Yankees olduğunu, Manchester United ve Real Madrid gibi dev futbol kulüplerinin marka değerlerinin ise 500 milyon doların altında kaldığını gördüğümüzde, söz konusu beyanların da ne kadar havada kaldığını anlıyoruz” ifadelerini kullandı. Özellikle yeni finansal raporlama standartlarının, aralarında markaların da bulunduğu soyut varlıkları bilançolarda göstermeye başladığına dikkat çeken İlgüner, markanın, kuruluşların satışlarında önemli rol oynadığını kaydetti. Coca-Cola (ABD), Microsoft (ABD), Citibank (ABD), Wal-Mart (ABD), IBM (ABD), HSBC (İngiltere), GE (ABD), Bank of America (ABD), Hewlett-Packard (ABD), Marlboro (ABD), Vodafone (İngiltere), Gillette (ABD), Intel (ABD), L'Oreal (Fransa), Google (ABD), Toyota (Japonya), Nokia (Finlandiya), McDonald's (ABD), Pepsi (ABD) ve Dell (ABD). kaynak:Hürriyet Gazetesi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. |
||||

