Haberler
Eğitim Duyuruları
|
|
|
Futbol maçları satışları artırınca bilgisayar firmaları da LCD işine girdi (1 izleyici)
|
|
BAŞLIK: Futbol maçları satışları artırınca bilgisayar firmaları da LCD işine girdi
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 511
|
| Avea'dan faturasız hatlarda hediye kontur kampanyası 16/04/2008 17:09 |
Kanaat Notu: 12   |
|
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 511
|
| Bilgisayar Oyuncuları Kriz Dinlemedi 19/04/2008 15:56 |
Kanaat Notu: 12   |
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 511
|
| Sovyetler'in dağılması 'ŞÖLEN' oldu 19/04/2008 16:07 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri Sovyetler'in dağılması 'ŞÖLEN' oldu 1989 yılında Gaziantep’te kurulan ve 1991 yılında Rusya’nın dağılması ile kurulan yeni devletlere yaptığı ihracat ile hızla büyüyen Şölen bisküvü ve çikolata pazarına giriyor.  Çikolata üreticisi Şölen, Gaziantep'teki iki fabrikasından sonra, bu yıl içinde Silivri'de hizmete açacağı yeni fabrikası ile kek, bisküvi ve kraker pazarına giriyor.  1989 yılında Gaziantep’te kurulan ve 1991 yılında Rusya’nın dağılması ile bölgede kurulan yeni devletlere yaptığı ihracat ile hızla büyüyen Şölen’in Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Çoban, düzenlediği basın toplantısında, 90 milyom YTL tutarındaki fabrika yatırımı ile İstanbul’a geleceklerini açıladı. 70 bin metre karelik alan üzerinde konumlanan yeni fabrika için şu ana kadar 50 milyon YTL'lik yatırım gerçekleştirdiklerini, yıl sonuna kadar da bu rakamın 90 milyon YTL'ye ulaşacağını bildiren Çoban, fabrikada yaklaşık 300 kişinin istihdam edileceğini belirtti.  Yeni fabrika ile çikolatadan sonra bisküvi, kek ve kraker pazarında da ivme kazanacaklarını, 2009 yılı pazar hedeflerinin sektörün ‘ilk üç markası’ arasına girmek olduğunu kaydeden Çoban, İlk etapta günlük 120 ton üretim yapılacak unlu mamullerle birlikte Şölen'in günlük toplam üretim kapasitesinin 500 tona çıkmasını hedeflediklerini söyledi.  Yeni yatırımla iç piyasadaki marka bilinirliklerini artırmayı amaçladıklarını vurgulayan Şölen’in Yönetim Kurulu Başkanı Çoban bisküvi ve kraker üretiminin yüzde 70'ini iç pazara, yüzde 30'unu dış pazara yönelik olacağını, kek üretiminde ise bu oranların yüzde 50-50 şeklinde belirlediklerini, ihracatın ise yakın komşu ülkelere yapılacağını aktardı. AMAÇ 200’ÜNCÜ SIRAYA ÇIKMAK  İlk 500 sanayi kuruluşu arasında 2003 yılında 414. sırada yer alan Şölen'in, geçen yıl 245. sıraya yükseldiğini belirten çoban bu yılki hedeflerinin 200. sıraya çıkmak olduğunu ifade etti. Geçen yıl 220 milyon YTL olan cirolarını bu yıl yeni fabrika ile birlikte 330 milyon YTL'ye, geçen yıl 100 milyon doların üzerindeki ihracatı da bu yıl 140 milyon dolara çıkarmayı hedeflediklerini bildiren Çoban, şirketi bu 10 dünya markasından biri yapmayı hedeflediklerini vurguladı. Gıda sektörünün önde gelen markası Şölen'in Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Çoban İstanbul'da kurulacak olan yeni fabrika ile çikolatadan sonra bisküvi, kek ve kraker pazarında da ivme kazanacaklarını, 2009 yılı pazar hedeflerinin sektörün ‘ilk üç markası’ arasına girmek olduğunu söyledi... "RUSYA'NIN DAĞILMASI İŞİMİZE YARADI"     Kek, bisküvi ve kraker pazarında ilk üçü hedefledikleri Şölen’i 1989 yılında Gaziantep’de kurduklarını söyleyen İsmail Çoban, Rusya’nın dağılmasının kendiler için bir şans olduğunu söyledi. “1991 yılında Rusya’nın dağılması bizim şansımız oldu. O dönemde Rusya ve bölgede kurulan yeni devletlere yaptığımız ihracat ile, hızlı bir büyüme trendi yakaladık, şu anda 100’den fazla ülkeye çikolata ihraç ediyoruz. Ürünlerimiz başta Wall Mart olmak üzere bir çok perakende zincirde Şölen markası ile satılıyor” diyen Çoban 2007 yılı içerisinde çocuk ürünleri kategorisi “OZMO” yu da pazara sunduklarını, eğlence ve çikolatayı birleştirdikleri OZMO çeşitleri ile pazarda önemli bir pay elde etmeye başladıklarını belirtti. OZMO ile Şölen’in konumunun güçlendiğini söyleyen Çoban, çikolatada büyümeyi sürdüreceklerinin altını çizdi. Ersin Çelik'in haberi | Haber7.com kaynak:          
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 511
|
| Yılda 95 ton acı sos yiyoruz 19/04/2008 16:37 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri Yılda 95 ton acı sos yiyoruz
MAYONEZ ve ketçaptan sonra acı biber soslarının da fast food zincirlerinin mönülerine girmesi, market satışlarının yüzde 20 artmasını sağladı. 3 milyon dolara ulaşan acı sos pazarında liderliği kapya biberinden üretilen paprika (kırmızı biber) ele geçirdi. Böylece, yıllık sos satışları 160 tona ulaştı. Bunun 95 tonunu ise acı biber sosları oluşturdu.  DEMİGLAS'tan kreme, fesleğenli Konkase'den mantarlıya, Tavzunt Taylant'tan Meksika'ya, hardallı dereotludan fresh Dresing'e bolonezden Hollandez'e, Bernaz'dan Napoliten'e, Balkanlar'ın közlenmiş ezmesinden Güney Amerika'nın Chili'sine kadar onlarca farklı çeşide ulaşan sos pazarında artık, acının borusu ötüyor. Mayonez ve ketçapla birlikte McDonald's, Burger King gibi yaygın fast food zincirlerinin mönülerine giren özel formüllü acı soslar, pazarın yüzde 20 büyümesini sağladı. 3 milyon dolarlık hacme ulaşan acı sos pazarında market raflarında liderliği kapya adlı biberden üretilen Tukaş'ın Paprika'sı (kırmızı biber) ele geçirdi. 160 TON HAZIR SOS SATILIYOR:  AC Nielsen'in verilerine göre, Türkiye'de yılda 160 ton hazır sos satışı gerçekleşiyor. Bunun 95 tonunu acı biber sosları oluşturuyor. 65 tonunu ise makarna, salata ve diğer soslar oluşturuyor. Acı sos pazarında yüzde 95 yerli ürünlerin hakimiyeti yaşanırken, ithal ürünler de yüzde 5 pay alıyor. REKABET YOĞUN:  Yerli markalar arasında, yüzde 87 payla Tukaş Paprika, ilk sırada yer alırken, McDonald's ve Burger King'in acı biber soslarını üreten Unilever'in Knorr markasıyla market raflarına giren Acısso'su ile, Tat'ın acı biber sosu ve Penguen'in Ajvar'ı arasında yoğun bir rekabet yaşanıyor. Acı biber sosu pazarına üç farklı yeni ürünle hızlı bir giriş yapan Kühne de, Meksika, Acılı Chili ve Kebap Sos'la pazardan pay kapmaya çalışıyor. İTHAL SOSLAR:    Arkadaşımız Mehtap Özcan'ın yaptığı araştırmaya göre, Tukaş, Kühne, Penguen, Tat ve Knorr'un acı sos çeşitlerinin yanı sıra Louisana, Sriracha Thai ve Amoy gibi ithal markalar da rekabet ediyor. İthal markaların yüzde 5 pay aldığı pazarda Tat ve Knorr birer ürünle, Tukaş 2, Kühne ve Penguen ise 3 farklı tatla rekabet ediyor. FİYATLAR 4-8 YTL ARASINDA:  Fast food zincirleri, Burger King'in 10 yıl önce, McDonald's'ın ise henüz 1 yıldır restoranlarında mönüleriyle birlikte servis ettiği acı soslar ise Unilever tarafından üretiliyor. Ürünlerin raf fiyatları 4 YTL'den başlayıp, 8 YTL'ye kadar çıkıyor. YÜZDE 63'Ü ACI:  Avrupa genelinde sos kültürü Türkiye'ye göre daha yaygın. Dünya mutfakları arasında acı sosun en çok kullanıldığı ülkeler ise Meksika, Tayland, Endonezya mutfakları. Sos pazarını oluşturan ürünler arasında hazır sos grubunu oluşturan et sosları, makarna sosları, hardal, sirke, limon sosları ve hazır salata sosları yer alıyor. Tüm bu çeşitlerin yüzde 63'ünü de acılı ürünler oluşturuyor. Erkekler daha çok tüketiyor Acı biber soslarının yüzde 60'ını erkekler tüketiyor. Kadınların acı sos tüketimindeki payı ise yüzde 35'de kalıyor. 10-15 yaş arası çocuk ve gençlerin payı da yüzde 5'e ulaşıyor. Tüketimde yoğunluğun 35-49 yaş ve 24-34 yaş arasında olduğu görülüyor. Rakamlarla acı biber sosu pazarı Sos pazarının büyüklüğü 3 milyon dolar olarak hesaplanıyor. Acı biber sosu satışları geçen yıla göre yüzde 20 arttı. Yıllık 160 tonluk sos satışın 95 tonunu acı biber sosları oluşturuyor. Pazarın yüzde 95'ini yerli markalar, yüzde 5'ini ise ithal markalar oluşturuyor. Ürünlerin raf fiyatları 4-8 YTL arasında değişiyor. Ürünler çeşitleniyorTukaş, yurt içi tüketime uygun en fazla üretilen geleneksel biber tiplerinden olan kapyadan ürettiği Paprika'sının yanı sıra, közlenmiş patlıcan ezmesi "ajvar"ı da üretiyor. Penguen Gıda üç yeni ürünü, Balkan mutfaklarına özgü közlenmiş patlıcan salatası 'Herse', közlenmiş biber salatası 'Pincur' ve közlenmiş biberli patlıcan ezmesi 'Ajvar'la raflardaki yerini alıyor. Erkan ÇELEBİ kaynak:          
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 476
|
| Google paraya para demiyor 22/04/2008 14:57 |
Kanaat Notu: 0   |
|
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 476
|
| Vodafone'dan eve ücretsiz telefon! 22/04/2008 15:13 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri Vodafone'dan eve ücretsiz telefon! Vodafone’un, Seç Konuş Sabit Hat abonelerine ücretsiz olarak verdiği GSM Hatlı Masaüstü telefonla hem aylık sabit ücret hem de dakika ücretindeki özel tarife ile rakiplerine meydan okudu. Vodafone’un, Seç Konuş Sabit Hat abonelerine ücretsiz olarak verdiği Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon ile tüm sabit telefonları aramanın dakikası yer ve zaman sınırlaması olmaksızın 0,06 YTL, aylık sabit ücret ise sadece 10 YTL. Dünyanın mobil iletişim devi Vodafone, yeni ürünü Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon ile ev telefonu segmentinde devrim yapma iddiasında. Vodafone, Seç Konuş Sabit Hat abonelerine ücretsiz olarak verdiği Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon ile rakiplerine meydan okuyan çok özel bir tarife sunuyor. Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon, Vodafone Shop ve Vodafone Store’larda Vodafone aboneleri ile buluşuyor.  24 aylık sözleşme imzalayan tüm Vodafone Seç Konuş Sabit Hat aboneleri, Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon’a ücretsiz olarak sahip olabiliyor. Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon ile ev ve iş telefonlarını aramanın dakikası yer ve zaman sınırlaması olmaksızın 0,06 YTL* oluyor. Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon’a sahip olabilmek için kullanıcıların ödemesi gereken aylık sabit ücret ise sadece 10 YTL*. Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon ile ev telefonu kullanımında yeni bir dönemin kapılarını açan Vodafone, hem aylık sabit ücret hem de dakika ücretinde rakiplerinin çok altında bir tarife uyguluyor. Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon'a ücretsiz sahip olmak isteyen Vodafone Seç Konuş aboneleri, Sabit Hat’ın yanı sıra kendi ihtiyaçlarına göre belirleyecekleri diğer Seç Konuş avantajlarını da tercih edebiliyorlar. Servis çerçevesinde ücretsiz olan Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon’un özellikleri  Rotahaber.com kaynak:          

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 476
|
| Ayakkabıda terlemeyi hava yastığıyla önledi mağazada 101i buldu 22/04/2008 16:33 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri Ayakkabıda terlemeyi hava yastığıyla önledi mağazada 101’i buldu Türk ayakkabı sektörünün önde gelen üreticilerinden Ziylan Grubu’nun ikinci kuşağı, küresel ayakkabı zincirlerinin ’istilasına’ karşı yeni strateji geliştirdi.Mehmet Ziylan ve ekibi, 46 Flo, 55 Polaris açtı. İnovasyon’a önem veren grup, ’terlemeyi önleyen hava yastıklı’, ’hafızalı tabanlı’, ’jel destekli topuklu’ ayakkabılarla üretimdeki gücünü de gösterdi.  1960’lı yalların başında Gaziantep’te Ahmet Ziylan’ın küçük bir atölyede ’ısmarlama’ ayakkabı imalatıyla başladığı ayakkabı üretimi, zamanla büyük bir sanayiye dönüştü ve bugün yılda 2.5 milyon çiftlik üretime ulaştı. Türkiye’nin en büyük ayakkabı üreticilerinden olan Ziylan Grubu’nun ikinci kuşak yöneticileri yaklaşık 4 yıl önce küresel ayakkabı mağaza zincirlerinin Türkiye’ye yöneleceğini ve pazarı ele geçireceklerini düşünerek, sanayiciliğin yanına mağazacılığı da eklemeye başladı. 4 yılda 46 Flo açan Ziylan Ayakkabı Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ziylan yönetimindeki Ziylan Grubu, aynı dönemde ikinci bir ayakkabı mağaza zincirini de kurdu ve 55 Polaris’i devreye soktu. Şu anda 101 mağazalı bir ayakkabı perakende zincirine sahip olan Ziylan Grubu yıl sonuna kadar toplam mağaza sayısını 125’e çıkaracak. AĞIZLARININ SUYU AKIYORDU: İkitelli’ye de dünya çapında iddialı bir ’ayakkabı merkezi’ açan Mehmet Ziylan, şöyle başlıyor anlatmaya: "Ayakkabıda küresel perakende devlerinin Türkiye pazarındaki boşluğu kısa sürede dolduracaklarını anladık. Yaklaşık 5 yıl önceydi ve o zaman üretici olmak çok önemliydi. Bunun böyle kalmayacağını anlayınca ’sanayiciliğimizi muhafaza edelim ama çok hızlı bir perakende zinciri de kuralım’ dedik. Çok iyi şirketlerin, markaların gelmeye başladığını ve adeta ağızlarının suyunun aktığını gördük. Bizimle işbirliği isteyenler bile genellikle bizi kullanmayı amaçlıyorlardı." 2015’TE 250 MAĞAZAMIZ OLACAK: Mehmet Ziylan, 4 yıl önce başladıkları mağazalaşmayla önce Flo, 1 yıl sonra da Polaris açmaya başladıklarını söylüyor ve şöyle devam ediyor: "Ayakkabı pazarındaki en büyük perakende zincirlerinden biri olmak istiyoruz. Çünkü yabancıların mağaza sayıları binlerle ifade ediliyor ve bu avantajlarıyla rekabet ediyorlar. Düşünün 5 yıl önce Türkiye’deki en büyük yerli ayakkabı perakendecisi sadece 22 mağazalıydı.   Biz şu anda 101 mağazaya ulaştık. Yıl sonuna kadar 125 olacağız. 2015’te de 250 mağazalı bir grup haline geleceğiz. 5 yıl sonra Polaris’te 150, Flo’da da 130 milyon YTL ciro hedefimiz var. Bütün bu süreçte üretici özelliğimizi de yine koruyacağız. Şu anda İstanbul fabrikamızı Kilis’e taşıma çalışmalarımız sürüyor. Çünkü İstanbul’daki üretim maliyetleriyle devam etmek pek akıllıca görünmüyor." İNOVASYON EN ÖNEMLİ SİLAH: Ziylan Grubu’nun ayakkabıda inovasyon’a (yenilikçiliğe) da çok önem verdiğini söyleyen Mehmet Ziylan, rekabetin en önemli şartlarından birinin inovasyon’da da başarılı olmak olduğunu söylüyor. Ziylan, ’terlemeyi önleyen hava ystıklı ayakkabı’, ’ayaklara özel hafızalı tabanlı ayakkabı’, ’jel destekli topuklu ayakkabı’, ’geyik derisinden özel tasarımlar’, ’çocuklar için 5 nokta rahatlığı sağlayan ayakkabı’ gibi birçok yeni teknolojik özelliğe sahip ayakkabılar ürettiklerini belirtiyor. Ayakkabıda neler oldu Ziylan ne yaptıÇin’in maliyet rekabeti, kurların düşük olması gibi nedenlerle zorlanan ayakkabı sanayicileri, küresel zincirlerle de zorlu bir rekabet yaşıyor.  Ziylan Grubu’nun ikinci kuşak yöneticileri Mehmet Ziylan, Mehmet Büyükekşi, Aykut Büyükekşi ve Mahmut Ziylan, 5 yıl önce yeni stratejiyi belirledi ve 4 yılda 101 mağaza açtı. Ziylan’da 13 firmada 2042 kişi çalışıyor. 800 kişi perakendeye kaydı. Ziylan, üretimi de Kilis’e ve Mısır’a taşıma kararı aldı. Taşınmalar 1 yıl içinde ya da 2009 sonuna kadar tamamlanacak. Ziylan Grubu’nun rekabet için üçüncü en önemli silahı ayakkabıda inovasyon (yenilikçilik) oldu. Üretici avantajıyla ayakkabıda yeni teknolojileri devreye soktu. 25 milyon dolarlık ayakkabı merkezi kurdu ZİYLAN, ayakkabı sektöründeki değişime pararlel olarak ’küresel ayakkabı ticaretinin’ gerektirdiği tüm bölümleri içinde barındıran yeni bir bina yatırımı da tamamlandı. Mehmet Ziylan, "Bu binada üretim yok, tasarım var, numune üretimi var, mağaza örnekleri var. Bu binaya yatırım yaptık çünkü gelecek stratejimiz için gerekliydi. 19 muradan 47 numaraya kadar, abiye bayan ayakkabısından spor ayakkabıya, bebek, çocuk ayakkabılarına kadar her şey burada. Avrupa’da bile böyle ayakkabı merkezi yok. Ayakkabıda kimin neye ihtiyacı varsa gelip burada buluyor. Burada 50 bin metrekarelik bir kapalı alanımız var ve 25 milyon dolarlık yatırım yaptık. Bizim de ’bir binamız olsun’ diye yapmadık bu yatırımı." Sadi ÖZDEMİR | Hürriyet Gazetesi kaynak:          

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 476
|
| Skype2ı Kim Satın Alacak? 22/04/2008 16:41 |
Kanaat Notu: 0   |
|
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 476
|
| Gençler ve yöreler birleşti çorba 110 milyon YTL ye çıktı 22/04/2008 16:53 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri Gençler ve yöreler birleşti çorba 110 milyon YTL ye çıktı ÜRETİMDE klasik öğütme tekniği bırakılıp, kurutulmuş sebzeleri tüm ya da parça olarak kullanma yöntemine geçilmesi, hazır çorba pazarını yüzde 55 büyütüp 110 milyon YTL’ye çıkardı.Bunda yöresel çorbalardaki büyüme de etkili oldu. Çabuk çorba kampanyaları ise öğrenci ve çalışan gençleri etkiledi, tüketimi iki yılda 3 kat artarak 10 milyon YTL’ye ulaştı.  110 milyon YTL’lik hazır çorbada Anadolu’nun unutulmuş tatlarıyla büyük kentlerde yaşayan aileleri yakalamayı başaran firmalar, şimdi de yönünü çabuk çorbalarla gençlere çevirdi. Üretimde klasik öğütme tekniği bırakılıp, kurutulmuş sebzeleri tüm ya da parça olarak kullanma yöntemine geçilmesi, hazır çorba pazarının son üç yılda yüzde 55 büyümesini sağladı. Bunda da kısa süre önce piyasaya sürülmesine rağmen, yöresel çorbaların toplam pazardan yüzde 14 pay alması etkili oldu. 1988 yılından bu yana üretilmesine rağmen bir türlü tüketim alışkanlığı kazandırılamayan çabuk çorbalarda ise yapılan "gençlik aşısı" hedefini buldu. ÇABUK ÇORBA KAMPANYALARI: "Tıpkı annenizin çorbası" sloganıyla başlatılan reklam kampanyaları, öğrenci ve çalışan gençler üzerinde etkili oldu. Çabuk çorba tüketimi, gençlerin sayesinde son iki yılda 3 kat birden artarak, 3 milyon YTL’den 10 milyon YTL’lik hacme ulaştı. Pazarın büyümesiyle birlikte Knorr’un ardından Nestle Türkiye’de Maggi çabuk çorba üretimine geçti. Yıllık ortalama yüzde 25’lik büyüme oranlarını yakalayan firmalar, 2000’li yılların başında 40 milyon YTL olan pazarı, şu anda 110 milyon YTL’lik hacme ulaştırmayı başardı. 110 milyon YTL’lik pazardan yöresel çorbaların aldığı pay, 20 milyon YTL’yi, çabuk çorbaların payı da 10 milyon YTL’yi buldu. Oysa, 2003 yılına kadar yöresel ve çabuk çorbaların toplam payı, 5 milyon YTL’yi geçmiyordu. 4 ÇORBADAN BİRİ HAZIR: Hazır çorba üretim ve ambalaj teknolojisinde yaşanan gelişmelere, Gümüşhane’nin Gendime, Balıkesir’in Düğün, Gaziantep’in Yuvalama, Güneydoğu Anadolu’nun Alaca, Doğu Akdeniz’in Yüksük gibi farklı damak tadlarına uygun yeni ürünler eklendi. Peş peşe piyasaya sürülen bu ürünler, Anadolu’nun unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerinin yeniden sofralara taşınmasını sağladı. Bunda da Türk tüketicilerin tüketim alışkanlıklarında yaşanan değişim, önemli oranda etkili oldu. Damak tadlarını yeniliklere açan tüketiciler sayesinde, evlerde kaynayan her 4 çorbadan birini hazır çorbalar oluşturdu. 2006’DA YÜKSELİŞE GEÇTİ: Türkiye’de tüketilen her üç hazır çorbadan ikisini üreten Knorr’un Almanya Heilbronn’deki Kuru Gıda Uzmanlık Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Unilever Türkiye’nin Gıda Pazarlamasından Sorumlu Başkan Yardımcısı Mustafa Seçkin, "1988 yılından bu yana üretiminin gerçekleşmesine rağmen, çabuk çorba 2006 yılından itibaren hızla yükselişe geçti. Yıllık tüketim 3 milyon YTL’ler seviyesindeyken 2008 yılının şubat ayı itibariyle 10 milyon YTL’ye ulaşıldı" dedi. Tüketimde pilavdan sonra ikinci sırada yer alıyorÇorba, Türkiye’de pilavdan sonra en fazla tüketilen ikinci yemek. Evlerde daha çok mercimek, şehriye ve tarhana pişiyor. Paket halinde satılan hazır çorbalar arasında ise Ezo Gelin ilk sırada yer alıyor. Tencerede kaynayan her 4 çorbadan birini hazır çorbalar oluşturuyor. Büyük kentlerde yöresel, kırsal kesimde ise mantarlı, brokoli gibi çorbalar tüketiliyor. Öğütülmeden konulan sebze doğal algısını artırıyorHAZIR çorbada doğallığın ön plana çıkmasıyla birlikte Türkiye’de pazarın hızla büyüdüğüne değinen Unilever Türkiye’nin Gıda Pazarlamasından Sorumlu Başkan Yardımcısı Mustafa Seçkin, şunları söyledi: "Tüketici üzerinde çabuk bozulma, raf ömrünün kısa olması gibi unsurlar doğal olduğu imajını oluşturuyor. Çabuk bozulmayan ürünler ise katkı maddesi içerdiği şüphesi uyandırıyor. Artık çorbalarda yer alan sebzeler öğütülmeden konuluyor. Bu da hazır çorbalarda doğal algısının artmasında önemli bir unsuru oluşturdu. Koruyucu madde içermez logosunu ambalajlarda kullanmak da bu algının artmasını sağladı. Ayrıca ambalajlarda sitrik asit yerine sirke, türmeric ibaresinin yerine de Türkçe karşılığı olan zerdeçal kullanmaya başladık. Tuz yerine kullanılan ve et, balık, sütte yer alan, kullanımında her hangi bir sakıncası bulunmayan Mono Sodyum Glutamat da ürünlerin lezzetinin artırılması amacıyla kullanılıyor. Kurutma yöntemi, malzemelerin doğallığını korumasına izin veriyor, bu sayede herhangi başka bir yapay katkı maddesi, yapay renklendirici ve yapay koruyucu kullanmaya gerek kalmıyor." Stalin, formülünü öğrenmek için casuslarını gönderdi ORTAÇAĞ’da buharda pişirilmiş et ve sebze suyu, hatta bazen şarabın katıldığı ekmek, çorba niyetine yeniyordu. 17’nci yüzyılda ise çorba anlayışı değişti. Fransa, et suyu ile pişirilen çorbaların yapımını başlattı. 18’nci yüzyılda ise hazır çorbalar imdadına yetişti. İnsanlar, yolculuklarda içlerini ısıtmak için ceplerinde taşıdıkları paket çorbaları sıcak suyun içinde eritip içmeye başladı. Carl Heinrich Edvard Knorr’un kardeşleriyle birlikte 1886 yılında sosisten esinlenerek ambalajladığı bezelye çorbası, Birinci Dünya Savaşı’nda askerin vazgeçilmez kumanyası oldu. Stalin, savaşın yönünü değiştirmek için casuslarını Almanya’ya gönderdi. Askerler sayesinde hazır çorba, kısa sürede dünyaya yayıldı. Erkan ÇELEBİ | Hurriyet Gazetesi kaynak:          

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 476
|
| Carrefoursa 'sadık müşteri' peşinde 22/04/2008 17:09 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri Carrefoursa 'sadık müşteri' peşinde CarrefourSA Genel Müdürü Guillaume Vicaire, 2008 yılında 4-7 hiper market ile 20 süpermarket açmayı ve yüzde 3'lük büyümeyi hedeflediklerini bildirdi.  Vicaire, ''CarrefourSA Plus'' kart ile Mayıs ayından itibaren mağazalarında uygulamaya konulacak ''dönüşümlü poşetler''in tanıtımı nedeniyle düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, 30 ülkede yaklaşık 15 bin mağaza ile faaliyet gösteren Carrefour Grubunun geçtiğimiz yıl 102,4 milyar avro ciro yaptığını ifade etti. CarrefourSA'nın grup için çok büyük bir gelişme potansiyeli arz ettiğini, Türkiye'nin öncelikli bir ülke olduğunu belirten Vicaire, CarrefourSA'nın 2007'deki büyüme oranının yüzde 4,5 olduğunu kaydetti. Vicaire, bu büyüme oranının Fransa için yüksek, Türkiye için düşük olduğunu ve 2008'de yüzde 3'lük büyüme oranı tahmin ettiklerini aktararak, kısa vadede ekonomi ve tüketim bağlamının pek parlak olmadığını gördüklerini, ailelerin borç düzeyinin, işsizliğin ve benzinde fiyat artışlarının olduğunu söyledi. Vicaire, ''Türkiye'de halihazırda hem siyasi hem de ekonomik durum bir hayli gergin. Bunun enflasyon üzerinde kaygı verici etkileri oluyor. Bazı ham maddelerin özellikle pirincin fiyatında patlamadan bahsediliyor. Gıda ile ilgili kalemlere bakıldığında yüzde 12'lik bir enflasyon görüyoruz. Belli enflasyon düzeyinin ortaya çıkması hane halkı tüketimini de etkiliyor'' görüşünü dile getirdi. Türkiye'de hanelerin tüketiminde gıdanın payının yüzde 33, Fransa'da yüzde 14 civarında olduğunu hatırlatan Vicaire, ülkedeki demografik nüfus artışı ile eğitim seviyesinin yüksek oluşunun, Türkiye ekonomisinin parametrelerini yükselttiğini ve bölgenin en parlak ülkesi haline getirdiğini söyledi. Vicaire, bir soru üzerine de, gıda sınıfına bakıldığında bazı kategorilerde önemli enflasyon görüldüğünü ve mağazalara her gidişte alınan ürün sayısında azalma olduğunu vurgulayarak, ''Bu yıl başından bu yana sattığımız ürünlerde miktar olarak düşüş yaşıyoruz. Nisan'a kadar böyle bir eğilim vardı. Ama Nisan'da daha iyi görünüyor'' dedi. -2010 HEDEFLERİ...-  Vicaire, Türkiye'de perakende pazarının son derece parçalanmış olduğunu, çok sayıda operatör bulunduğunu ve modern perakendenin, sektörden aldığı yüzde 37 oranında pay ile azınlıkta kaldığını kaydetti. Carrefour Grubunun 2007 yılında Türkiye'de, yüzde 13,6 payla pazarda ikinci sırada yer aldığını kaydeden Vicaire, CarrefourSA'nın 33 kentte faaliyetini sürdürdüğünü, 20 hiper market, 102 CarrefourSA Expres ile 7 bin çalışana sahip olduğunu, Türkiye'de 1,5 milyar YTL yatırım yapıldığını, temettü dağıtımında bulunmadıklarını ve bütün kazançlarını yatırıma çevirdiklerini anlattı. Bu yılın başında Merter'de çok önemli bir emlak operasyonuna imza attıklarını, bunun da şirketin finansal yapısını güçlendireceğini dile getiren Vicaire, 2007 yılında 56 yenilenmiş mağaza ile 18 yeni CarrefourSA Expres açtıklarını belirtti. Vicaire, Türkiye'nin son derece çekici ve giderek hızlı bir şekilde büyüyen bir pazar olduğunu ve CarrefourSA'nın da bu pazara adapte olma başarısını gösterdiğini ifade ederek, ''2010 yılında yüzde 15 pazar payına sahip olmayı, 40 hiper market, 200 süpermarket, 12 bin çalışan ile 2 milyar avro ciro sağlamayı amaçlıyoruz'' dedi. -''DAKİKADA 30'DAN FAZLA ATILABİLİR PLASTİK POŞET TÜKETİLDİ''- Vicaire, 3 adet girişimi uygulamaya geçirdiklerini belirterek, bunlardan ilkinin çalışanları eğitmek için açılan Carrefour Alesta Akademisi olduğunu, şu ana kadar 16 müdürü bu eğitimden geçirdiklerini söyledi. Vicaire, ikinci girişimin ise Mayıs ayında yürürlüğe girecek ''dönüşümlü poşet uygulaması'' ile müşterileri mağazalardaki atılabilir poşetlerden vazgeçirmek olduğunu aktararak, geçtiğimiz yıl Türkiye'de CarrefourSA'larda 200 milyondan fazla poşet dağıtıldığını, dakikada 30 poşetten fazla atılabilir plastik poşet tüketildiğini anlattı. Amaçlarının bu poşetlerden vazgeçmek ve çevre kirliliğinden kaçınmak olduğunu vurgulayan Vicaire, Doğal Hayatı Koruma Derneği ile böyle bir girişim başlattıklarını, müşterilere tekrar kullanılabilir poşetler sunacaklarını söyledi. Vicaire, ''doğa dostu'' poşetlerin mağazalarda satılacağını, bedelinin ise 1,40 YTL olduğunu ve poşetlerin eskidiğinde bedava olarak yenisiyle değiştirileceğini bildirdi. Üçüncü girişimlerinin ise Trinkart'ın yenilenmiş hali olan ''CarrefourSA Plus'' müşteri sadakat kartı olduğunu anlatan Vicaire, kart ile müşterileri daha iyi tanımayı ve müşteri sadakatini artırmayı, ayrıca cirolarının yüzde 80'ini bütün CarrefourSA'larda kullanılabilecek ''CarrefourSA Plus'' kartla yapmayı amaçladıklarını söyledi. Vicaire, Çin'de plastik poşetlerin yasaklandığı ve Carrefour'un da bu uygulamaya uyup uymayacağının sorulması üzerine, Çin devletinin aldığı karara uyacaklarını, Türkiye'de şu anda bu yönde resmi bir durum bulunmadığı belirterek, Türkiye'de CarrefourSA olarak ilk aşamada seçimi müşteriye bırakacaklarını, zaman içinde plastik poşetleri bırakabileceklerini, müşterilerin hazır olduğunu düşündükleri bazı marketlerde de tamamen dönüşümlü poşet uygulamasına geçebileceklerini de kaydetti. -''SÜPERMARKET ÖNEMLİ BİR GELECEK VAAT EDİYOR''-  Vicaire, ülkenin ekonomik büyümesi düştüğünde bunun kendi faaliyetlerine de yansıdığını belirterek, 2008 yılında iki hanelik karlılık hedefleri bulunduğunu, Türkiye'deki temel büyüme oranlarına göre kendilerini ayarladıklarını söyledi. Geçtiğimiz yıl Türkiye'de 2 milyar YTL ciro ile 30 milyon YTL net kar elde ettiklerini ve bu yıl 100 milyon avroluk yatırım yapmayı planladıklarını ifade eden Vicaire, ''2008'de 4-7 hiper market ile 20 süpermarket açmayı hedefliyoruz'' dedi. Vicaire ayrıca, açılım programları bulunduğunu, bazı kentlerde nokta alımlarının da kendileri için çok önemli olduğunu söyledi. Cirolarının yüzde 40'ını süpermarket, yüzde 60'ını da hiper marketlerden sağladıklarını bildiren Vicaire, süpermarketin önemli bir gelecek vaat ettiğini bu nedenle süpermarkete önem verdiklerini ve amaçlarının müşteriye daha yakın yerlerde satış noktaları oluşturmak olduğunu söyledi. aa kaynak:          

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 476
|
| Türkiyede ADSL kullanıcıları en fazla hangi modemi seçti? 22/04/2008 17:24 |
Kanaat Notu: 0   |
|
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 511
|
| GOOGLE, dünyanın en güçlü markası oldu 24/04/2008 00:29 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri GOOGLE, dünyanın en güçlü markası oldu Pazar araştırma şirketi MB, dünyanın en güçlü 100 markasını belirledi. Geçen yıl 100 yıllık General Elektrik'i tahtından indiren Google, farkı açtı.Millward Brown dünyanın en güçlü 100 markasını belirlediği geleneksel araştırmasının sonuncusunu açıkladı. ABD’li internet arama motoru devi Google, geçen yıl olduğu gibi 2007 yılında da 86 milyar dolarlık değeri ile en değerli marka oldu.   Google’ı, değerini yüzde 15 artırarak 71.3 milyar dolarlık marka değerine ulaşan General Electric izledi. MARKA değerini yüzde 30 artıran Google, 86 milyar dolarlık değeri ile 2007 yılında dünyanın en güçlü markası oldu. Google’ı, değerini yüzde 15 artırarak 71.3 milyar dolarlık marka değerine ulaşan General Electric izledi. Üçüncü sırada ise yüzde 29 değer kazanarak marka değerini 70.9 milyar dolar çıkaran Microsoft yer aldı. Google, önceki yıl General Electric’i tahtından indirerek birinci olmuştu. Dünyanın en büyük arama motorunun ikinci kez birinci olarak, dünyanın en güçlü markası olma özelliğini pekiştirdi. 50 BİN MARKA:  Danışmanlık şirketi Millward Brown’un dünyanın en güçlü 100 markasını sıraladığı 2008 Brandz araştırması sonuçlandı. Araştırma kapsamında Millward Brown, tüm dünyaya yayılmış 50 bin marka hakkında 1 milyon tüketiciyle görüştü. Araştırma kapsamında hazır giyim, bira, otomobil, fast-food, finansal hizmetler, lüks tüketim, mobil iletişim, motor yakıtları, kişisel bakım, perakende, meşrubat ve teknoloji markaları incelendi. 1.9 TRİLYON DOLARDünyanın en güçlü 100 markasının toplam değeri 1.94 trilyon gibi rekor bir büyüklüğe ulaştı. Geçen yılki listede dünyanın en güçlü 100 markasının değeri 1.6 trilyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Bu, 2007 yılında dünyanın en güçlü 100 markasının değerlerini yüzde 21 oranında artırdığı anlamına geliyor. İLK 10 MARKANIN DEĞERİListenin ilk 10’unda yer alan markaların toplam değeri ise 585 milyar dolara ulaştı. Geçen yılki listede ilk 10’da yer alan markaların değerinin toplamı ise 445 milyar dolardı. İlk 10’daki şirketlerin 9’unun merkezi ABD’de bulunuyor. 57.2 milyar dolar değer ile China Mobile 5’inci sıradan ilk 10’a giren ABD dışından tek şirket oldu. EN ÇOK DEĞERLENENLER- Listede en yüksek değer artışını yüzde 390 ile BlackBerry gerçekleştirdi. Şirketin değeri 13.7 milyar dolara çıktı. - Marka değerini en çok artıran ikinci şirket yüzde 123 artışla Apple oldu. Apple’ın değeri 55.2 milyar dolara ulaştı. - Yüzde 82 marka değerini artıran China Construction Bank, 19.6 milyar dolar marka değerine sahip. - Vodafone’un değeri yüzde 75 artarak 36.9 milyar dolar oldu. - Listenin son sırasında yer alan Standard Chartered Bank yüzde 73 artışla marka değerini 6.8 milyar dolara taşıdı. - ICBC değerini yüzde 70 artırarak 28 milyar dolarlık marka değerine ulaştı. - IBM değerini yüzde 65 artırarak 55.3 milyar dolara yükseltti. - Değeri 21.7 milyar dolara çıkan Porsche ise yüzde 62’lik bir artış gördü. EN ÇOK DEĞER YİTİRENLERDünyanın en değerli markalarının yer aldığı listeye giren markalardan 15 tanesi bir önceki yıla kıyasla marka değerinde kayıp yaşadı. Geçen yılki listede 19 marka değer kaybı yaşamıştı. Marka değerinde gerileme yaşayanlardan en çok dikkak çekenler şöyle: - Starbucks, marka değerinde yüzde 25 kayıp yaşayarak 12 milyar dolara geriledi. - Home Depot yüzde 16 marka değeri kaybı yaşayarak 15 milyar doları gördü. - e-Bay’in marka değeri yüzde 13 gerileyerek 11 milyar dolara indi. - Ford’un değeri de yüzde 13 eriyerek 10 milyar dolar oldu. - Yüzde 10 marka değeri kaybı yaşayan Citi’nin değeri ise 30 milyar dolara geriledi. kaynak:  
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 511
|
| Logoyu 10 milyon dolara değiştirdi, dünya markası olmak için yola çıktı 24/04/2008 00:40 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri Logoyu 10 milyon dolara değiştirdi, dünya markası olmak için yola çıktı Türk malı lastik üretmek amacıyla merhum Sakıp Sabancı tarafından 1974 yılında temeli atılan Lassa, "Değişim Yolda" sloganıyla logosunu 10 milyon dolara yeniledi. Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Lassa’yı dünya markası yapmanın merhum iş adamı ve Sakıp Sabancı’nın en büyük hayali olduğunu belirterek, "Artık hayal değil, gerçekleşebildiğini ve gerçekleşebileceğini görüyoruz ve inanıyoruz. Bir dünya markası olmak için Lassa’nın önünde yeni bir dönem başlıyor" dedi. 1.5 YILLIK ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ: Sabancı Holding ile Japon Bridgestone ortaklığı Brisa çatısı altında yer alan Lassa’nın 30 yıllık logosu "Değişim Yolda" sloganıyla yenilendi. Lassa, bu değişim için 10 milyon dolarlık bir bütçe ayırırken, yeni logonun belirlenmesi için müşteriler ve bayilerin de görüşlerinin alındığı 1.5 yıllık bir çalışma yapıldı. Yeni Lassa logosu, marka ile özdeşleşen kırmızı rengi ve dalgalanan bayrak amblemiyle dikkat çekiyor. ’GEÇMİŞİM LASSA’YA DAYANIYOR’: Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Lassa’nın 1974 yılında merhum Sakıp Sabancı tarafından kurulduğunu hatırlatarak, "Ben de 1978 yılında Lassa’da çalışmaya başladım. Dolayısıyla benim 30 yıllIk geçmişim de Lassa’ya dayanıyor" dedi. Başarının daima gelişmeyi ve değişimi yakalamaktan geçtiğini vurgulayan Sabancı, şöyle konuştu: "Lassa’yı bugün dünya markası yapmak istiyoruz. Bu, rahmetli Sakıp Bey’in en büyük hayaliydi. Ben arkadaşlarıma teşekkür ediyorum ki o rüya, o hayal artık gerçekleşebilir oluyor. Artık hayal değil. Gerçekleşebildiğini ve gerçekleşebileceğini görüyoruz ve inanıyoruz. Bugün geldiği yer itibariyle... Dolayısıyla bundan sonrası için global bir marka, bir dünya markası olmak için Lassa’nın önünde yeni bir dönem başlıyor. 5 YILDA 162 YENİ ÜRÜN: Brisa Genel Müdürü Bülent Savaş ise Brisa’nın geleceğe dönük stratejileri arasında Lassa’yı global bir marka haline getirmenin bulunduğunu, 50 ülkede 2 bin 500 noktada satışının yapıldığını söyledi. Savaş, 2005’te başlattıkları 200 milyon dolarlık yatırım sürecini bu yılın sonunda tamamlayacaklarını belirterek, Lassa markasıyla son 5 yılda 162 yeni ürünü müşterilerin beğenisine sunduklarını kaydetti. 10 milyon lastik satıp 1 milyar YTL’yi bulacakBRISA Genel Müdürü Bülent Savaş, geçtiğimiz yıl Lassa ve Bridgestone olarak toplam 9 milyon lastik üretip sattıklarını, bu yılki hedeflerinin ise 10 milyon olduğunu belirterek, "Türkiye’de satılan toplam 3 lastikten birini Brisa üretiyor. 2007 yılında 192 milyon dolar ihracat yaptık ve 868 milyon YTL’lik ciro elde ettik. Bu yıl ciroda 1 milyar YTL’ye yaklaşmayı hedefliyoruz" dedi. 2008’de üretimlerinin yaklaşık yüzde 45’ini yurt dışına satmayı planladıklarını söyleyen Savaş, ihracatın yaklaşık yüzde 70’inin Avrupa’ya yapıldığını, hedef pazarlarda önceliğin Avrupa ülkeleri olduğunu kaydetti. Kurumla ürünü ayırdık yeni logo daha dinamikBÜLENT Savaş, son yıllarda globalleşen dünyada marka yaratmanın önemi ve değerinin arttığına işaret ederek, "Lassa’nın da global markalarla rekabette öne çıkması ve gelecekten daha fazla pay alması için köklü, yakın ve güvenilir marka değerlerini koruyan imajı dışında ayrıca modern, teknolojik, yenilikçi ve dinamik marka değerlerini de güçlendirecek bir logo ile markayı yenilemek istedik" diye konuştu. Savaş, Sabancı Grubu’nu temsil eden ’SA’nın yeni logoda alt tarafta, daha küçük yer almasını ilişkin bir soru üzerine ise, kurumla ürünü birbirinden ayırmak için ’SA’yı aşağıya aldıklarını belirtti. kaynak:  
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
| | |