Haberler
Eğitim Duyuruları
|
|
Son Yorumlar |
|
Home Center
|
CAN YAKICI Merhaba,
açıkcamı keşke bu fotoğra...
|
|
30/06/08 13:19
devamı...
|
|
ileten yavuzak69 |
|
|
|
Dell, Windows Mobile cepler üretmek istiyor (1 izleyici)
|
|
BAŞLIK: Dell, Windows Mobile cepler üretmek istiyor
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| İzmirli marka Wisedan Beş Yeni Mağaza 08/01/2008 15:17 |
Kanaat Notu: 12   |
|
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| OpenMoko: İkinci Linux cep telefonu 08/01/2008 16:00 |
Kanaat Notu: 12   |
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| Urfa Pazarı, Zeytinburnu'nda 2 milyon dolara Şarküderya açtı 08/01/2008 16:15 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri Urfa Pazarı, Zeytinburnu'nda 2 milyon dolara Şarküderya açtı Urfa Pazarı, zeytinburnu'nda 2 milyon dolara Şarküderya açtı.Parizel salam 170, gül kurusu 98 YTLİstanbul Mısır Çarşısı'nda gıda maddeleri satan dükkânlardan Urfa Pazarı, Zeytinburnu sahil yolunda şube açtı. Urfa Pazarı'nın Şarküderya adını verdiği 400 metrekarelik şubesi 2 milyon YTL'ye mal oldu. Şarküderya'da istakoz salamın kilosu 120, parizel salamın ise 170 YTL. Parizel salamın bu kadar pahalı olması özel yapımından kaynaklanıyor. Bonfile ve çeşitli baharatlardan yapılan parizel salamı havada asılarak kurutuluyor. Şarküderya'da Karakovan balı 90, Pervari balı 70, balık yumurtası 180, gül kurusu ise 98 YTL'ye satılıyor.  Urfa Pazarı'nın kurucusu Ahmet Yurtdaş'ın oğlu Tolga Yurtdaş, "Mısır Çarşısı'na sığamadık, taştık" diyerek şöyle konuştu: "Mısır Çarşısı'nda ulaşım sıkıntısı var. Otopark sıkıntısı nedeniyle turistler ve A grubu müşteri gelemiyor. Bu nedenle Şarküderya'yı açtık. 25 araçlık otoparkımız var." 80 çeşit peynir var Şarküterya'da Mısır Çarşısı'ndaki merkezlerinden daha fazla çeşit bulunduğunu anlatan Tolga Yurtdaş, "Şarküterya'da 20 kişi çalışıyor. 80 çeşit peynir, 12 çeşit zeytin, 12 çeşit sucuk, 6 çeşit pastırma, 70 çeşit salam satıyoruz. İki aşçımız 80 çeşit meze yapıyor. Bebek'ten, Kadıköy'den gelen müşterilerimiz var" diye konuştu. Şarküterya'nın bulunduğu yerde daha önce bir oto galerisi olduğunu anlatan Tolga Yurtdaş şunları söyledi: "Oto galerisi olan bu yapıyı kiraladık. Yenileyerek gıda maddesi satılabilecek hijyenik bir ortam yarattık. Hava parası ve belediyenin yarattığı imar-iskân sorunlarını da katarsak, binayı yenileme ve demirbaş maliyeti 2 milyon YTL oldu. Sadece kalem işi tavan nakışına 25 bin YTL harcadık." Yunanlılardan ilgiBu kadar yüksek maliyete rağmen günlük hasılattan memnun olduklarını kaydeden Tolga Yurtdaş, "2 aydır hizmet vermemize rağmen özellikle Yunan turist otobüsleri gelmeye başladı" diye konuştu. kaynak: 
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 624
|
| Yahoo'nun yeni büyüme alanı cep telefonları 08/01/2008 16:37 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri Yahoo'nun yeni büyüme alanı cep telefonları İnternetin önde gelen portallarından Yahoo, kendine yeni büyüme alanı olarak cep telefonlarını görüyor. Cep telefonları için birçok içerik üreten Yahoo, bu alanda büyümeye hız veriyor. Şirket, bu amaçla, kullanıcıların, Yahoo portalında çalışabilecek içerik üretmelerinin önünü açıyor. Bu yeni programlara, Yahoo, Go 3,0 cep telefonu programı ile izin verecek. Ayrıca, Yahoo, Go 3,0'da insanların MySpace, eBay ve MTV gibi siteleri kontrol etmelerine olanak sağlayan programlar üretti.  Yahoo Başkanı Jerry Yang, "Cep telefonlarına, zengin bir internet içeriği sunmak kolay değil. Milyarlarca cep telefonu kullanıcısı, binlerce farklı cep telefonu ve çeşitli GSM şirketi var. Asıl sorun, bu kadar değişkenliğin olduğu bir ortamda küçük bir başlangıç noktası yakalamak." dedi. Yahoo Go, cep telefonlarına indirilebilen bir program. Önceki sürümlerinde, program ile sadece Yahoo'daki içeriklere ulaşım vardı. Son sürümü ile dışarıdan kişilerin de Go için program yazmasına olanak sağlanacak. Yahoo'dan Marco Boerries, küçük ya da büyük ölçekli şirketlerin program yazabileceğini söyledi. kaynak: 

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| Carrefoursa çekildi, Migros'a eski yöneticileri talip 08/01/2008 16:45 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri Carrefoursa çekildi, Migros'a eski yöneticileri talip Son tekliflerin alınmasına iki gün kala CarrefourSa da Migros'tan vazgeçti. Taliplilerden Bain Capital, Turkven-BC Partners ve KKR konsorsiyumu Migros'u satın almaları durumda yöneticileri olması için Migros eski yöneticilerinden Bülend Özaydınlı ve Cengiz Solakoğlu'na teklif götürdü. Anadolu Grubu, Carlyle, Ülker, Kiler gibi taliplilerin birbiri ardına çekildiği Migros satışında sürpriz gelişmelerin ardı arkası kesilmiyor. Son tekliflerin alınmasına iki gün kala Migros'un en ciddi taliplerinden biri olan her fırsatta 'yakından ilgilendiğini' dile getiren CarrefourSA da çekildiğini açıkladı. Geriye kalan bazı yabancı fonlar ise satış öncesinde ellerini Migros eski yöneticileri ile güçlendirmek için harekete geçti. Migros talipleri arasında yer alan Bain Capital, Turkven-BC Partners ve KKR konsorsiyumu Migros'u satın almaları durumda yöneticileri olması için Migros eski yöneticilerinden Bülend Özaydınlı ve Cengiz Solakoğlu'na teklif götürdü. Cengiz Solakoğlu, konsorsiyum içinde yer alan BC Partners'ın Bülend Özaydınlı'ya teklif götürdüğünü, kendisine ise teklifin KKR'den geldiğini söyledi. Solakoğlu, "Bize gelen teklif bir danışmanlık üzerine değil. Bu grubun Migros'u satın alması halinde yönetim konusunda kendilerine yardımcı olacağız" açıklamasını yaptı. Son gelişmelerin ardından Migros'a talip olan gruplar arasında Hırvat market zinciri Agrokor ve CVC ortaklığı, İsveçli market zinciri ICA, Rus Alfa ile Bain Capital, Turkven-BC Partners ve KKR konsorsiyumu bulunuyor. Bu firmalar arasında sadece Turkven-BC Partners'da yerli sermaye ortaklığı var. Tedarikçiler lobi yaptı Ardı ardına yaşanan gelişmeler sonrasında Migros satışında nefesler tutuldu. Satış masasında yeralan Migros'un en büyük taliplileri arasında bulunan CarrefourSA dün teklif vermeyeceği açıkladı. Sabancı Holding'ten dün İMKB'ye ya gönderilen açıklamada, "Şirketimiz ve Carrefour Grup, Migros satış sürecinde teklif vermeme kararı almıştır" ifadesi kullanıldı. Yapılan açıklamada Sabancı Holding'in ihaleden neden çekildiği yönünde ayrıntılı bir bilgi yer almasa da kulislerde konuşulanlar daha çok işin 'rekabet' noktasında kilitlendiği yönünde. Çünkü satış sürecinde Migros'un en ciddi taliplileri arasında bulunan CarrefourSa'nın Migros'u alması halinde 'tekel' yaratılacağını belirten tedarikçiler, rekabet konusunu sürekli olarak gündeme getiriyorlardı. Bu konuda Ankara'da da yoğun olarak lobi çalışmaları yapan tedarikçiler, Carrefoursa'nın geri adım atması ile rahat bir nefes aldı. Tedarikçilerin satış sürecinden bu yana Ankara'da Migros'un CarrefourSA tarafından alınmaması için lobi çalışmaları yaptığını belirten yetkililer, "Özellikle büyük üreticiler bu satın almanın gerçekleşmesi durumunda rekabet konusunu sürekli olarak gündeme getireceklerini belirtiyorlardı. Bu durumda tedarikçiler rahat bir nefes almıştır" yorumunu yapıyor. Migros'un eski yöneticileri devrede CarrefourSA'nın çekilmesi ile birlikte şansı artan talipliler arasında yatırım fonları yeralıyor. Migros'un eski yöneticilerinden yönetim konusunda destek olacakları sözünü alan bu fonlar, stratejik şirket sayısının da azalması ile fiyatın çok da yükselmeyecek olmasını garanti etmiş oldu. Migros talipleri arasında yer alan Bain Capital, Turkven-BC Partners ve KKR konsorsiyumu Migros'u satın almaları durumda yöneticileri olması için Migros eski yöneticilerinden Bülend Özaydınlı ve Cengiz Solakoğlu'nun kapısını çaldı. Cengiz Solakoğlu'na teklif konsorsiyum içinde yer alan BC Partners'tan Bülend Özaydınlı'ya ise KKR'den gitti. Solakoğlu, "Bize gelen teklif bir danışmanlık üzerine değil. Bu grubun Migros'u satın alması halinde yönetim konusunda kendilerine yardımcı olacağız" açıklamasını yaptı. Kiler değerini artırdı Daha önce Migros'tan çekildiğini açıklayan Kiler ise bu satış sürecinde en karlı çıkan şirketlerden biri oldu. Sektör uzmanları, "Kiler'in hiçbir zaman Migros'u gerçekten satın almak gibi bir niyeti yoktu. Zaten Migros'un da Kiler'e satmak gibi bir fikri yoktu. Kiler'de içki satılmıyor. Bu nedenle Migros onların konseptine de uymuyordu. Ama bu süreçte Kiler de kendi değerini artırdı" yorumlarını yaptı. Şirketler depoları gezdi Öte yandan Migros'a talip olan şirketler arasında Rus Alfa ve İsveçli ICA grubunun da ihale sürecinde etkin olacağı yorumları yapılıyor. Daha önce bilgi odasına girip şirketle ilgili bilgi alan firmalar, ayrıca Migros'un Türkiye'nin üç değişik yerinde olan depolarını da gezdi. Özellikle mali yönden oldukça güçlü olan Rus Alfa Grubu'na şans verenlerin sayısı da oldukça fazla. Rusya'da Migros'a benzer bir yapılanma ile faaliyet gösteren Alfa Grup, zaten bu formatı Türkiye'den Migros'u kopyalayarak gerçekleştirdi. Sektör uzmanları, "Alfa Grup nakit açısından oldukça güçlü grup. Bunun yanında Türkiye pazarında büyümek istiyorlar. Rusya'da bu sektörde taze paranın cazibesini biliyorlar" dedi. Son teklifler çarşamba günü verilecek Migros'ta son teklifler 9 Ocak Çarşamba akşamına kadar alınacak. Talip olan şirketler bu sürece kadar revize tekliflerini verecek. Bundan sonra Migros Grubu tarafından bir değerlendirme yapılacak. Ocak ayı sonunda da satış işleminin tamamlanması planlanıyor. Dört firma çekildi Migros'un satış sürecinde CarrefourSA'dan önce de bazı gruplar çekilmişti. Bunlar arasında Carlyle ve Anadolu Grubu ilk çekilenler olmuştu. Migros'un en ciddi taliplerinden biri olacağını açıklayan Türkiye Perakendeciler Federasyonu da çekildiğini açıklayanlar arasında yerini aldı. Arkasından da tedarikçilerle birlikte hareket eden Ülker Grubu çekilme kararını açıklamıştı. Geçtiğimiz haftasonu Kiler grubu da kendi arasında toplanarak teklif vermeyeceğini açıklamıştı. kaynak: 
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| Ülker, Uno Ekmek'in % 50'sine 37.5 milyon dolara ortak oldu 08/01/2008 16:58 |
Kanaat Notu: 12   |
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| Gıda devi Nestle mezeci oluyor 09/01/2008 23:21 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri Gıda devi Nestle mezeci oluyor Meziz'in sürekli piyasada olan dokuz çeşit ürünü bulunuyor. Bunlar, Amerikan ve İtalyan salatası, acılı ezme, humus, acılı-acısız çiğköfte, mercimek köftesi, patlıcan salatası, haydari ve cacık. Nestle, bu ay sonunda kesinleşecek anlaşmayla, meze markası Meziz'e ortak olacak. 4 milyon dolar cirolu Meziz'le ilgilenen 100 milyar dolarlık Nestle, artık akşamcıların vazgeçilmezleri haydari, patlıcan salatası, çiğ köfte üretecek Acılı / Acısız Etsiz Çiğköfte Amerikan Salatası - İtalyan SalatasıGıda sektörüne dokuz yıl önce paketlenmiş haydari, mercimek köftesi, humus gibi mezelerle giren Meziz, 2007'de yıllık 4 milyon dolar ciroya ulaştı. Meze üreterek hızla büyüyen Meziz, dünya gıda devlerinden olan ve 2006 yılı konsolide cirosu 100 milyar doları aşan Nestle'nin de ilgisini çekti. Son yıllarda yaptığı satın almalarla adından söz ettiren, geçen ay Godiva'nın satışında Ülker ile yarışan Nestle, 'Meziz'e teklifte bulundu. Meziz'in üretici firması Artemis Gıda'nın yönetim kurulu başkanı Leon Amram, Meziz'in dokuz yılda sağladığı başarısını daha da artıracak anlaşma için, "Nestle ile görüşmelerimiz sürüyor, işleri büyütmeye yönelik bir ortaklık olacak. Anlaşma bu ay sonunda kesinleşecek" dedi. Çoğunluğunu alabilirHenüz kesinleşmeyen anlaşmayla Nestle ya Meziz'e ortak olacak ya da çoğunluk hissesini alacak. Amram, muhtemel sonucun 'çoğunluğun Nestle'ye geçmesi' olduğunu belirtti. Ancak, Nestle'nin bu her iki sonuç için de ne kadar ödeyeceği belirtilmedi. Amram bu konuda, "Şu anda Nestle ile ortaklık konuşmalarımız devam ediyor. Fiyat konusu henüz kesinleşmedi. Zaten başlıca amacımız beraber büyümek" diye konuştu. Meziz'in bağlı olduğu Artemis Gıda'ya ait 'Şekerim' adlı bir marka daha var. 1999'da kurulan Artemis Gıda, Türkiye'nin tüketime hazır, ambalajlı salata, meze ve tatlı üereten ilk firması. Meziz'in sürekli piyasada olan dokuz çeşit ürünü var. Bunlar, Amerikan ve İtalyan salatası, acılı ezme, humus, acılı-acızız-etsiz çeşitleriyle çiğköfte, mercimek köftesi, patlıcan salatası, haydari ve cacık. Meziz ürünleri Türkiye'deki tüm zincir marketlerde satılıyor. Salata piyasasının lideri olduklarını belirten Leon Amram şunları söyledi: "Türkiye'de hazır, paketlenmiş meze-salata satan ilk ve tek firmayız. Yıllık ciromuz 4 milyon dolar. Kuruluş yılımızdan beri sürekli büyüyoruz, satışlarımız her yıl daha da artıyor. 1999'dan beri her yıl yüzde 25'lik bir büyüme yaşıyoruz. Hatta yüzde 25'i geçtiğimiz de oldu. Bu istikrarlı büyüme de Nestle'ye cazip gelmiş olabilir." Yurtdışında da büyüyecekMeziz'in mezelerinin içki-meze anlayışından çok Türk mutfağında sofralara eşlik etmesi amaçlanarak üretildiğini dile getiren Amram, "Mezelerimiz hem sağlıklı hem de hazır olarak tüketiciye sunulmasından büyük kolaylık" dedi. Türkiye'yi ziyarete gelen turistlerin Türk mutfağına gösterdikleri ilgiye de dikkat çeken Amram, Meziz mezelerine yabancı turistlerden de yoğun talep olduğunu söyledi. Meziz, Türkiye dışında, Kıbrıs'ta da satılıyor. Ayrıca Meziz'in yakın gelecek hedefleri arasında Türk mezelerini yurtdışında da tanıtmak va satmak var. Nestle'de 8 bin çeşit ürünMeziz'e ortak olacak Nestle, kuruluşundan bu yana pek çok şirket birleşmeleri, satın alımları ve bilimsel araştırmalar sonucunda geliştirdiği pek çok yeni ürünle büyümeye devam etti. Yaklaşık 8 bin çeşidi içeren bir ürün yelpazesine sahip Nestle'nin üretimleri dünyanın çeşitli yerlerinde 511 fabrikada yapılıyor. L'Oreal'in ortağı1929'da Peter's Chocolate'ı satın alan Nestle, 1960'da İngiliz yiyecek firması Crosse&Blackwell'i, 1962'de dondurulmuş yiyecek üreticisi Findus'u, 1985'te dondurma, süt ürünleri ve hazır yemek firması Carnation'ı, 1988'de İtalyan makarna şirketi Buitoni-Perugina'yı, 1992'de dünyanın ünlü su markalarından Perrier'i aldı. Şirket, 1995'de evcil hayvan gıdası firması Alpo'yu, 2000'de Powerbar'ı, 2002'de hazır yemek şirketi Chef America'yı da bünyesine kattı. Ayrıca Nestle, 1974'te de lider kozmetik firmalarından L'Oreal'e ortak oldu. NURİYE DOĞU | İSTANBUL | Radikal Gazetesi kaynak: 
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| İkinci el otomobilde dev işbirliği 09/01/2008 23:33 |
Kanaat Notu: 12   |
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 624
|
| Bu USB bellek, radyo ve TV yayını alıyor 09/01/2008 23:44 |
Kanaat Notu: 0   |
|
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| 2 bin 500 dolara araba! 09/01/2008 23:51 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri 2 bin 500 dolara araba! Hindistan'ın otomotiv devleri TATA, Bajaj, Mahindra ucuz ve küçük araba yarışına girdi. Sadece 2500 dolardan başlayan bu araba yarışına Çin de ucuz arabaları ile katıldı. Geçtiğimiz hafta dünyanın en ucuz arabasını satışa sunacağını duyuran Hintli otomotiv devi TATA Motors'un hemen ardından diğer rakipleri de ucuz ve küçük araç projelerini tanıtmaya başladı. TATA'nın motosiklete alternatif üreteceği küçük şehir arabası sadece 30 beygir gücüne sahip olacak. Otomobil, saatte en fazla 70 kilometre yapabilecek. Ayrıca klima ve radyosu da yok. Göstergelerde sadece hız göstergesi var. Kaportanın yarısı plastikten, yarısı alimünyumdan oluşuyor. TATA'nın bu çıkışından hemen sonra gene Hindistan'da özellikle ağır yük taşıyan araç üreten Bajaj Motors ve Mahindra & Mahindra Motors'da 2010 yılında seri üretime başlayacağı küçük şehir araçlarının tanıtımını başkent Yeni Delhi'de düzenlenen Oto Fuarında yaptı. Fuarda çok sayıda binek aracın yanı sıra küçük ve lüks jeepler de tanıtıldı. TATA Motors da ucuz Jeep modeli olan Sumo Grande'ın tanıtımını Delhi'deki Oto Fuarında yaptı. TATA'nın 2500 dolarlık küçük arabasına karşı, Bajaj ve Mahindra 3000 dolarlık, Çinli Cherry QQ3 Modelini 3800 dolarlık gene Çinli Gelly HQ S-RV modelini 4300 dolarlık fiyatları ile Hindistan marketine sunmaya hazırlanıyor. Hindistan'da büyük binek araçlardan daha ziyade küçük şehir araçları piyasada daha çok kullanılıyor. Hali hazırda en çok tercih edilen binek araçlar olan küçük boyutlu Maruti Suzuki'nin 800 CC modeli 4900 dolardan ve Hyundai'ın Santro modeli 6200 dolardan Hindistan pazarında sıfır kilometre olarak satılıyor.  TATA Motors ayrıca İngilizlerin efsane arabaları Jaguar ve Land Rover'a talip olmuş ve dünya çapında ses getirmişti. Ford'dan yapılan açıklamada, "Tata Motors ile daha ayrıntılı düzeyde müzakereler sürdürüleceği" bildirildi. Bu açıklama, Ford'un, Jaguar ve Land Rover ile ilgilenen yine bir Hindistan şirketi olan Mahindra & Mahindra ile ABD'li yatırım şirketi One Equity Partners'a karşı Tata Motors'u tercih ettiği anlamına geliyor. Ford'un açıklamasında "henüz nihai anlaşmaya varılmadığı ve iki tarafı da memnun edecek bir anlaşmaya varmak için daha yapılacak çok iş, görüşülmesi gereken pek çok husus bulunduğu" bildirilse de, sektör kaynakları Jaguar ile Land Rover'in satışının bu yıl başlarında tamamlanmasını bekliyor. Tata'nın iki klasik marka için Ford'a, 2 milyar dolar civarında bir para ödeyeceği kaydediliyor. CİHAN kaynak: 
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| Emsan küllerinden doğuyor 10/01/2008 00:06 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri Emsan küllerinden doğuyor Emsan, mutfak sanayicilerinin, tüketicinin ve borsa yatırımcısının çok yakından tanıdığı bir marka. Uzun yıllar pazar lideri iken zor duruma düşen şirket, iki yıl önce bünyesine girdiği yeni sahipleri ile ikinci baharını yaşıyor. 2000 yılında Bahreynli bir yatırım bankası olan Taib Bank’ın sahibi olduğu Keten A.Ş.’ye satılan Emsan’a 2006 yılında da iş adamı Mahmut Tümenbatur ortak oldu. Şirketin yüzde 25’ini satın alan Tümenbatur, bu tarihten sonra iki yıl içinde Emsan’ı adeta yeniden yarattı. Söz konusu dönemde şirketin logosu silbaştan yenilendi, ürün gamı genişletildi, bayi ağı 70’den 300’e çıkarıldı. 2008 içinde bayi sayısının 600’e ulaştırılması planlanan şirketin bu yılki ciro hedefi ise 12 milyon dolar olarak belirlendi. 37 yıllık firmaEkonomist Dergisi'nde Özlem Bay Yılmaz'ın haberine göre, Emsan’ın kuruluş hikayesi aslında 37 yıl öncesine dayanıyor. Doğan ve Çetin Demircioğlu tarafından 1971 yılında kurulan şirket, bir dönem kıskanılacak başarılara imza attı.  Çelik tencerede pazar payını yüzde 70’lere çıkaran şirket yönetimi, markası Emsan’ı unutulmaz reklam sloganları ile hafızalara kazımayı bildi. Zaten bu marka bilinirliliği, daha sonra şirketin başına gelecek olumsuz olaylar sırasında sahiplerinin en büyük desteklerinden biri oldu. 2000’de kapandı2000 yılında kötü finansal yönetim nedeniyle darboğaza düşen şirket, Denizli’deki üretim tesisini kapatmak zorunda kaldı. Bir dizi hukuki sürecin ardından Keten Mutfak A.Ş. bünyesine geçen Emsan’a yeni bir vizyon kazandırılmaya çalışılsa da marka, sertleşen rekabet ortamında durağan bir sürece girdi. Bu durağanlık 2006 yılının Mart ayına kadar sürdü. Bu tarihte şirketin yüzde 25’i daha önce ‘Airlux’ isimli Tayvanlı bir şirketi krizden çıkaran Tümenbatur tarafından satın alınarak, değişen pazar trendlerine uygun olarak yeniden yapılanmaya başladı. Tüm olumlu gelişmeler de zaten kriz yönetiminde uzman Tümenbatur’un neşter operasyonları sonrasında gerçekleşmeye başladı. Çalışan kadrosundan logosuna kadar değişime uğrayan Emsan, artık çelik mutfak ürünlerinin yanı sıra elektrikli ev aletleri piyasasında da varlık gösteriyor. 20 ay gibi kısa bir sürede 70 olan bayi sayısını 300’e çıkarmayı başardıklarını, televizyondan ve internetten de ciddi satış rakamlarına ulaştıklarını söyleyen Emsan’ın ortağı Tümenbatur, şunları anlatıyor:“Markayı fiyat olarak pazarın tam orta segmentine oturttuk. 2008’de çok ciddi bir çıkış yakalamak için rampaya gelmiş durumdayız. Bu yıl 12 milyon dolar ciro hedefliyoruz. Markayı düzenli bir nakit akışı olan bir haline getireceğiz. Sonra da Emsan’ı tahmini olarak 2009 yılında belli bir büyüklüğü ulaştırdıktan sonra ya yurt dışındaki bir yatırımcıya satmayı ya da halka açarak ortaklık payımızı azaltmayı planlıyoruz.” Markaya ‘U dönüşü’ yaptırdıFinansal bir sıkıntıya girip işleri dibe vuran bir şirket ve bir markayı alıp yeniden formatlayarak, pozitif bir nakit akışına ulaştırabilmeye iş dünyasında ‘U dönüşü (turnaround mangement)’ deniyor.   Tümenbatur, markalara ‘U dönüşü’ yaptıran bir isim. 2002 yılında Tayvanlı bir markayı yok olmaktan kurtaran Tümenbatur, 36 yıllık ‘Airlux’ isimli motorlu elektrikli ev aletleri üreten şirketin Tayvan ve Çin’deki fabrikaları ile Hong Kong’ taki satış-pazarlama şirketinin başına geçerek, yeniden kâra geçmesini sağlamış.  Bu operasyonun amacına ulaşmasıyla birlikte 2004 yılında şirketten ayrılan Tümenbatur, iki yıl da Longhi SPA isimli çokuluslu, halka açık bir İtalyan şirketinin Çin’deki satış ve dağıtım şirketini sıfırdan kurup, genel müdürlüğünü yapmış. 2006 yılının başında ise Uzakdoğu’da yeterince deneyim ve para kazandığına inanıp Türkiye’ye dönme kararı almış. İngiliz bir yatırım bankacısı arkadaşına, Türkiye’de işleri iyi gitmeyen bir markayı satın almak istediğini anlatmış ve bu konuda kendisinden yardım istemiş. Gerekli araştırmaları yapan arkadaşı, önüne Zass ve Emsan markalarını getirmiş. Zass’ın Sanko Grubu tarafından satın alınması karşısında Emsan için girişimlere başlayan Tümenbatur, şirketin yüzde 25’lik payını satın alarak, küçük yönetici ortağı oluyor. Tümenbatur, bu yıl 600 satış noktasına ulaşmayı ve 12 milyon dolar ciro rakamına ulaşmayı hedefliyor. 6 ülke ile çalışıyorAnnelerimizin mutfaklarda tercih ettiği markaların başında gelen Emsan, artık gençlerin de tercihi olmayı hedefliyor. 25-35 yaş arasındaki modern Türk kadınına hitap eden marka, tasarım odaklı ürünler geliştiriyor. Emsan için ‘üretim yönetimi’ ilkesini benimsediklerini belirten Tümenbatur, şöyle anlatıyor: “Şu an İtalya, Portekiz, Almanya, Çin, Kore ve Türkiye ile birlikte çalışıyoruz. Tek bir yerde üretim yapmıyoruz. Mesela bir tencerenin sapını başka bir kaynaktan, kutusunu başka bir kaynaktan, kapaklarını ise başka bir kaynaktan satın alıyoruz. Nihai bir yerde de bunları birleştiriyoruz. Bu işlem Türkiye’de de olabiliyor, yurt dışında da. Bu teknik sayesinde ürünlerimizin taklit edilme şansı azalıyor, orijinaliği yakalıyoruz. Hong Kong’ ta Pamir Limited adında bir şirketimiz var. Yurt dışında yaptığımız bütün satın almaları, bu şirket üzerinden gerçekleştiriyoruz. “İnternetten satışlar arttı Markayı satın aldıktan sonra ürün tedariği, satın alma, ürün yönetimini, fiyat konumlanmasını ve dağıtım kanallarında değişikliğe gittiklerini belirten Tümenbatur, bu gelişmeleri şöyle anlatıyor: “Öncelikle logomuzu değiştirdik. Dağıtım kanalında değişikliğe gittik. Toptancıları aradan çıkardık. Dokuz kişilik satış ekibimiz mağazalara servis yapıyor. Ayda bin 300 müşteri ziyaret ediliyor. Ayrıca alternatif dağıtım kanalları oluşturduk. Televizyondan pazarlamaya yöneldik. Bunun yanı sıra Boyner, YKM, Tepe Home gibi ulusal çok katlı mağaza zincirlerine girdik. Evve, Evkur, Evbaz gibi zincir mağazalara odaklandık. İnternet satışlarımızda da kayda değer bir hal aldı. İnternetten ayda 25 bin dolar civarında satış yapıyoruz. Markanın perakende satış fiyatını ise pazarın tam orta segmerte yerleştirdik. Satış noktamızı ise 70’ten 300’e çıkardık. Marka yönetimine odaklanıp üretimi kapattıktan sonra eleman sayımızı 21’e düşürdük.”kaynak:  
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| Ülker, Oba ve Doğa'yı da aldı, çayda iddiasını artırdı 10/01/2008 00:28 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri Ülker, Oba ve Doğa'yı da aldı, çayda iddiasını artırdı Dünyada Godiva'yı, içeride Uno Ekmek'i alan Ülker'de satın alma rüzgarı dinmiyor. Grup şimdi de çayda güçlenmek için Oba ve Doğa'yı satın almaya hazırlanıyor.. Ülker, satın alarak büyümeye devam ediyor. Son olarak dünyada global çikolata markası Godiva'yı bünyesine katan içeride de Uno Ekmek'i satın alan Ülken yeniden çayda iddialı olmaya hazırlanıyor. Ülker, çay pazarındaki payı henüz küçük, ancak marka bilinirliği fazla olan Oba Çay'ın büyük bölümünü satın aldı. Oba ile yetinmeyen grup Doktor Feryal Menemenli'nin 1989 yılında kurduğu Doğa Bitkisel Ürünler'i bünyesine katarak çaydaki iddiasını güçlendirdi. 2005 yılında Kopuz Şirketler Grubu'na ait Tadım Çayın yüzde 50'sini satın alan ancak şirketi 2007 sonunda yeniden Kopuz Grubu'na satan Ülker, çay pazarından vazgeçmedi, sadece stratejisini 'piyasada bilinen bir markayı satın almak' üzerine kurdu. İMZA AŞAMASINA GELDİTürkiye alkolsüz içecekler pazarının lideri çay, 2005 yılından itibaren gıda devlerinin tutkusu oldu. Yıllarca Çay- Kur'un tekelinde olan çay sektörünün 1987 yılından itibaren özel sektöre açılmasının ardından 2000'li yıllarda başlayan rekabet, büyük grupların da bu alana girmesiyle arttı. Toplam büyüklüğü 600 milyon doları bulan sektöre 2005 yılında Sabancı Grubu Deren markasıyla girdi, ancak Sabancı GıdaSa'yı satınca çaydan da çıkmış oldu. O tarihlerde 'deneme' amacıyla Kopuz Şirketler Grubu'ndan aldığı şirketle Natura markasını piyasaya süren Ülker, "Çayla bir yıldır hobi olarak uğraşıyoruz. Ancak bu iş kahveye benzemiyor, çok zor bir pazar" diye açıklama yapmıştı. Ancak ilerleyen sürede Ülker bu markayla çayda istediği pazar payını yakalayamadı. Çay piyasasında konuşulan bu iki gelişmede taraflar imza aşamasına gelirken, sektör artık her iki satın almaya da bitmiş gözüyle bakıyor. Oba'yı Ülker büyütmek istiyor ÇAY pazarında Çaykur'un payı yüzde 55. Onu Doğuş ve Lipton izliyor. Metehan Berk'e ait Oba Çay ise, marka bilinirliği ve paketleme tesisleri olan ancak pazar payı henüz yüzde 2'lerde bulunan bir şirket. Ancak Ülker, satın almada sadece büyük markaları değil, piyasadaki duruşunu beğendiği şirketleri de tercih ediyor. İşte Oba ve Doğa Bitkisel Ürünler, Ülker'in, "Benim bünyemde olsun ve bizimle büyüsün" diye gruba kattığı iki şirket. Doğa Bitkisel Ürünler, 16 yıldır katkısız gıda üretiyor DOKTOR Feryal Menemenli'nin 1989 yılında kurduğu Doğa Bitkisel Ürünler, kuruluş amaç ve felsefesini, dengeli ve bilinçli beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesi ve hastalıklara karşı doğal korunma mekanizmalarının ayakta tutulması olarak belirlemiş bir şirket.        Doğa Bitkisel Ürünler, "Doğa" markası altında bitkisel çaylar, sağlık çayları, esmer toz ve küp şeker, katkısız ve şeker ilavesiz reçel ve marmelatlar ile Nutridigest teknolojisi ile üretilen soyalı, keten tohumlu, glutensiz müsliler, meyveli yulaf gevreği, buğday, çavdar ve yulaf ezmeleri üretiyor. Halen şirketin yönetim kurulu başkanlığını yürüten Feryal Menemenli, TÜSİAD AB Sürecinde Kadın Çalışma Grubu'nun da başkanı. ESEN EVRAN | Sabah Gazetesi kaynak: 
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| Vestel'den LCD'de Avrupa 2'ncisi 10/01/2008 00:38 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri Vestel'den LCD'de Avrupa 2'ncisi LCD televizyona talebin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyüdüğünü belirten Vestel İcra Kurulu Üyesi Hatay, “Geçenlerde gittiğim mantıcının tuvaletinde de LCD TV vardı” dedi Vestel Pazarlama, Vestel CIS ve Ortadoğu Bölgesi Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Levent Hatay, dün bir sohbet toplantısı düzenleyerek, sektörün dünya ve Türkiye’de geldiği noktayı değerlendirdi ve Vestel’in çalışmalarını anlattı. SATILAN 10 TV’DEN 8’İDünya televizyon piyasasının son yıllarda büyük bir değişim içinde olduğunu belirten Hatay, tüketicinin hızla LCD ve plazma televizyonlara kaydığını, 2008’de satılan her 10 televizyondan 8’inin bu tür cihazlardan olacağının tahmin edildiğini söyledi. Son günlerde hem dünyada hem Türkiye’de gündeme gelen sorunların önemli nedenlerinden birinin bu olduğunu da belirten Hatay, artan taleple ilgili nedenleri şöyle sıraladı: MALİYET DÜŞTÜ“LCD ekran maliyetleri çok düştü. Bu cihazlar ergonomik. Örneğin yer kaplamıyor. Her yere, her odaya televizyon girmeye başladı. Bir örnek vermek isterim. Geçenlerde gittiğim mantıcının (lüks bir yer anlaşılmasın) tuvaletinde bile LCD TV vardı.   Ayrıca Türkiye’de, özellikle çok taksitli satışlar pazarı büyütüyor.” Verilen bilgiye göre 2008’de dünyada satılacak 200 milyon televizyonun 95 milyondan fazlası LCD olacak. Bu nedenle 2006-2007’nin tüm sektör için yeni bir yapılanma dönemi olduğunu belirten Hatay, Vestel’in de bu yönde hareket ettiğini ve önemli bir başarı sağladığını söyledi. KÂR AÇIKLAYACAĞIZ“Ar-ge, LCD için modül sistemler konusunda önemli yatırımlar yaptık. 2007’de 45 milyon dolar harcadık” diyen Levent Hatay, bu çalışmalar sayesinde 2007 sonu itibariyle Avrupa’ya 3.2 milyon LCD TV satmış olacaklarını söyledi.  Bu tür TV’lerin tüplülere göre 4.5 kat daha pahalı olduğunu belirten Hatay, bu gelişmeler sayesinde, sektörün genelinde zarar olmasına rağmen kendilerinin 2007 sonu için az da olsun kâr açılayacaklarını vurguladı. Hatay, bu gelişmelerin asıl meyvesini ise 2008’de alacaklarını belirtti. AVRUPA'DA İKİNCİ TÜRKİYE'DE LİDERİZTürkiye’de TV üretimi 2004’ten bu yana 20.5 milyondan 13 milyona indi. LCD TV üretimi ise 100 binden 5.5 milyona çıktı. Vestel’in payı yüzde 51’den yüzde 68’e yükseldi. Vestel’in ihraç edilen TV’lerdeki payı yüzde 72. LCD TV ihracındaki payı ise yüzde 73. Vestel, Samsung’tan sonra Avrupa’ya en çok LCD TV satan şirket oldu. Burada payı yüzde 12. Bu tür TV’de Vestel’in yurtiçindeki payı ise yüzde 41. İkinci sırada Arçelik- Beko var. Vestel’in 2008 hedefi 3 milyar doları ihracattan 4 milyar dolarlık satış. Ayrıca Kazakistan’a fabrika kurulacak. LCD EKRAN İÇİN DEVLET DEVREDELevent Hatay, LCD ekran sıkıntısının dünyada da olduğunu, hiçbir LCD ekran üreticinin Türkiye’deki şirketleri görmezden gelemeyeceğini söyledi. Buna karşın Türkiye’de LCD ekran üreten bir fabrika kurulmasına sıcak baktıklarını da belirten Hatay, “Ancak bu olmazsa dünyanın sonu değil. Vestel’in Avrupa’daki pazar başarısı buna iyi bir örnektir” dedi. Bu tür fabrika için sektör içinde görüşmelerin sürdüğünü belirten Hatay, devletin de bu konuda çalışma içinde olduğunu vurguladı. kaynak: 
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| Zeytinyağında şampiyon TARİŞ 11/01/2008 11:12 |
Kanaat Notu: 12   |
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| 2008 Özel Gündem Haberleri 11/01/2008 12:00 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri 2008 Özel Gündem Haberleri Cepten maç keyfi yeni iş imkânları sunacak  Türkiye'nin son yıllarda büyük sıçrama yaptığı cep telefonu pazarı, önemli kararların arifesinde. GSM operatörleri arasında 'numara taşınabilirliği' tartışması sürerken, ihalesi iptal edilen Üçüncü Nesil'de (3N) son nokta bu yıl konulacak.  Cep telefonundan maç ve film izlenmesine imkan sağlayan 3. Nesil GSM hizmetleri için geçen eylülde ihale yapılmış, tek katılımcı Turkcell, A tipi lisans için 321 milyon Euro'luk teklif vermişti. Ancak, Telekomünikasyon Kurulu, 'rekabet şartlarının oluşmadığı' gerekçesiyle ihaleyi iptal etti. Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, iptal edilen ihaleye ilişkin karara, 'bundan sonra tek bir operatör girse dahi lisansın verilmesiyle ilgili gerekli zeminin hazırlanması' ifadesi konulduğunu açıkladı. İhalenin bu sene içinde tamamlanarak, Türkiye'nin bu alanda daha fazla gecikmesinin önüne geçilmesi bekleniyor. GSM pazarını oluşturan Turkcell, Vodafone ve Avea'ın ortaklık ve yönetim sorunlarını çözmesiyle iki yıldan bu yana devam eden çalkantılı dönemin sonuna gelindi. 55 milyona yakın abonesiyle sektörde kampanyalar, servisler ve sponsorluklarla dolu dizgin bir rekabet bekleniyor. Bunun yanı sıra abone başına düşen aylık gelir artırıcı kampanyalara da ağırlık verilecek. 2,5 milyar doları gözden çıkararak Telsim'i TMSF'den alan İngiliz Vodafone'un yatırımları sürdürmesi bekleniyor. Pazar lideri Turkcell ise yeni süreçte marka çalışması konumunu güçlendirirken, katma değerli yatırımlara hız verdi. Avea ise büyüme stratejisini tarife, bayi, iç organizasyon düzenlemelerine ayırdı. Ancak rekabetin tam anlamda gerçekleşmesi için numara taşınabilirliğinin hizmete geçmesi şart. Vodafone ve Avea'nın ısrarına rağmen Turkcell, numara taşınabilirliğinde ayak diretiyor. Fakat Ulaştırma Bakanlığı ve Telekomünikasyon Kurumu, bu hizmetin bu yıl içinde kullanıma geçeceği sinyalleri veriyor. TV'de Uzakdoğu ile mücadele  Beyaz eşya ve elektronik sektörü 2007'de çok kritik bir süreçten geçti. Çok cazip bir pazar olması sebebiyle Avrupalı zincir mağazalar Türkiye pazarına girmeye başladı. Bunlardan biri de Alman Mieley'di. Avrupa'da beyaz eşya pazarının yüzde 70'ini elinde bulunduran büyük gruplara karşı bir dayanışma içine giren Arçelik, Beko, Vestel ve Profilo gibi gruplar, bayilerin de desteğini alarak, Türkiye'nin kolay yutulur bir lokma olmadığını göstermeye çalıştı. Hem yurtiçinde hem de yurtdışında başarılı çalışmalara imza atan beyaz eşyacılar, global ölçekte rekabet edebilmek için yatırımlarını Rusya'ya taşıdı. Bu gelişmeler yaşanırken sektörde yüzde 4 daralma gözlendi. Fakat kaliteli ürünleri ve satış sonrası hizmeti ile dünyanın en çok tercih edilen ürünleri arasında başı çeken yerli dayanıklı tüketim malları, 2008'de yüzde 5 büyümeyi hedefliyor. Elektronikte daha teknolojik, beyaz eşyada ise hayatı kolaylaştıracak ürünler tüketiciyi bekliyor.  Zaman ve enerji tasarrufu sağlayan, çevre dostu ürünler üzerinde duran şirketler, enerji tüketimini yüzde 40'ın üzerinde azaltmayı başardı. Sadece buzdolabında yüzde 60 ile yüzde 80 arası bir enerji tasarrufu sağlandı. Bunun yanında firmalar, son 4-5 yılda patlayan toplu konut projelerinden de umutlu. Toplu konutlar özellikle ankastre pazarının büyümesinde önemli bir rol üstleniyor. Şirketler, bu tablonun önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini düşünerek yatırımlara hız veriyor. Son yıllada Avrupa'nın üretim üssü haline gelen elektronikçiler, yeni teknolojiye ayak uyduramayınca Uzakdoğu ile rekabette zorlanmaya başladı. Türkiye adeta Avrupa'nın TV üretim merkezi haline gelirken, son dönemde estetik ve kaliteli görüntüsüyle tüketiciyi cezbeden geniş ekran, yani LCD ve plazma televizyonlara ilgi artınca Türk firmalarının satışları düştü. Sony, Samsung, LG gibi firmalar yeni AB üyeleri Bulgaristan, Romanya gibi Doğu Avrupa ülkelerine fabrika açmaya başlayınca, taşlar yerinden oynadı. 2006'da toplam 2,8 milyon TV satılan Türkiye televizyon pazarı yüzde 10 daraldı. İhracatta da 14 milyon adede ulaşılmasına rağmen yüzde 25'lik daralma oldu. Şimdi kaçan trenin peşine düşen yerli üreticiler, son iki ayda toparlanma sürecine girdi. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla konuyu masaya yatıran Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan ile Maliye Bakanı Kemal Unakıtan üreticilere destek verdi. TV üreticileri, LCD'nin yüzde 75'ine tekabül eden, yurtdışından ithal etmek mecburiyetinde oldukları 'panel' yatırımı için devletten destek bekliyor. 3-3,5 milyar dolara mal olacağı tahmin edilen bu yatırımın gerçekleşmesi için düşünülen bir diğer yöntem şirketlerin bir araya gelerek bunu ortaklaşa yapmaları. Bilişimde büyük oyun asıl şimdi başlıyor  Amerika'yı, Hindistan'ı, İrlanda'yı ve İsrail'i bugün dünyanın büyük ekonomileri arasına taşıyan bilgi ve iletişim yani bilişim teknolojilerinde Türkiye'nin parlak bir yılı geride bıraktığı söylenemez. Microsoft'un patronu Bill Gates'in, Başbakan Tayyip Erdoğan'ı ziyareti sırasında gündeme gelen Silikon Vadisi benzeri Teknopark'ın temellerinin hâlâ atılmamış olması, teknoloji adına sönük bir yılın geride kaldığının göstergesi. Dünyadaki yazılım harcamaları 2006'da 700 milyar dolar seviyelerindeydi. Herkesin bilgi ve teknolojiden söz ettiği Türkiye'de yazılım ihracatı sadece 15 milyon dolar. Donanım cenahında da durum çok farklı değil. 2007'yi "Türkiye'den bir Nokia çıkar mı?" tartışmasıyla noktalayan bilişimciler, 2008'e daha kararlı girdi.  Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan'ın ifadelerine göre, Türkiye'yi daha rekabetçi bir yıl bekliyor. Arkan'a göre, "Tren kaçmadı. Oyun daha yeni başlıyor". Bilişimin oluşturacağı katma değer, milyar dolarlık birçok sektörün önünü açacak. 2008, bilişimcilerin uzmanlaştığı, teknoloji yatırımcılarının hızlandığı bir yıl olacak. Bunun için, Ar-Ge bütçesinin, sosyal güvenlik, gıda, eğitim gibi somut alanlara paylaşımı şart. Bu alanda faaliyet gösteren oyuncuların devletçe desteklenmesi gerekiyor. Eğitim politikalarının gözden geçirilerek, kara tahtadan bilgisayar destekli eğitim imkanının yaygınlaştırılması için somut adımlara ihtiyaç var. İthal malların yarısını üretsek ihracat patlar Büyüme, enflasyon ve işsizlik konularına ilaveten Türkiye'nin bunlar gibi aciliyet arz eden dördüncü kırılganlık unsuru da cari açıklardır. Cari açık 2006'da Gayri Safi Milli Hasıla'nın yüze 8'ine kadar çıktıktan sonra bu yıl 7,4'e kadar gerileyecek. Bunda Nisan 2007'den beri ithalat artışının üzerinde seyreden ihracatın olumlu, çılgın bir hızla artan enerji maliyetlerinin ise olumsuz etkisi belirgin. Türkiye ihracatta ilk defa 100 milyar dolar çizgisini aşarak tarihi bir skora imza attı. Belçika ekonomisi Türkiye'nin sadece yüzde 60'ı kadar. Ancak Türkiye'nin tam üç katı ihracat yapıyor. Demek ki ihracatı öğrenmek ve ne sattığınız çok önemli. Hacim mi yoksa katma değer mi pazarlıyorsunuz? Türkiye dünyanın 26. büyük ihracatçısı. Oysa rahatlıkla 500 milyar dolarlık bir ihracat ekonomisi olmayı hedeflemelidir. İthal ettiği malların yarısını içerde üretse ilk fırsatta ihracatına bir 100 milyara yakın ilave katabilir.  http://img526.imageshack.us/img526/8619/ithalatihracatdj8.gif" border="0" width="150" /> Geçen yıl ilk 11 ayda gerçekleşen 56 milyar YTL'lik ticaret açığının tam % 60'ı, diğer bir ifadeyle tam 33 milyar doları, sırasına göre Rusya (16 milyar dolar), Çin (11 milyar dolar) ve İran (6 milyar dolar)'dan kaynaklandı. Bu ülkelerden Çin' | | | | |