|
Son Yorumlar |
|
Home Center
|
CAN YAKICI Merhaba,
açıkcamı keşke bu fotoğra...
|
|
30/06/08 13:19
devamı...
|
|
ileten yavuzak69 |
|
|
|
Dell, Windows Mobile cepler üretmek istiyor (1 izleyici)
|
|
BAŞLIK: Dell, Windows Mobile cepler üretmek istiyor
|
P.Kotler (Kullanıcı)
Doçent
Gönderiler: 46
|
| Tekirdağ Köftesi de markalaşıyor 21/11/2007 13:08 |
Kanaat Notu: 2   |
Pazarlama Haberleri Tekirdağ Köftesi markalaşıyor Her önüne gelen Tekirdağ Köftesi yapıp satamayacak100 yılı aşkın geçmişi bulunan ünlü ''Tekirdağ Köftesi''nin adı tescil ettirilerek, damak tadına zarar verenlerin önüne geçilmesi hedefleniyor. Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Yurdanur, Tekirdağ'ın değerlerine sahip çıkmayı görev bildiklerini belirterek, ''Tekirdağ merkezde kayıtlı Tekirdağ Köftesi üretip halka sunan işletme sayısı 59'dur. Bu rakam yaz aylarında yazlık bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerle 70'i aşıyor'' dedi. Yurdanur, şöyle konuştu: ''Tekirdağ köftesi, artık bir çok ulusal markanın ürün portföyüne girmiştir. Bu, odamızın üzerinde hassasiyetle durduğu en önemli konudur. Tekirdağ köftesinin uzun yıllardan gelen bir üretim prosesi vardır. Bu prosese uyan ve yıllar geçse de kalitesinden ve standartlarından taviz vermeyen başarılı üyelerimiz de mevcuttur. Ancak şehrimiz dışındaki üreticilerin, üretim konusunda bazı farklılıklara baş vurarak daha fazla kar elde etmek ya da kimyasal katlılar kullanarak doğal olmayan ve tüketiciyi kandırmaya varan bazı üretim metotları geliştirmek gibi hatalara düştüklerini görüyoruz, duyuyoruz.'' Tekirdağ köftesinin marka tescilini, patent haklarını ve coğrafi kullanım haklarını almak için Türk Patent Enstitüsüne müracaat ettiklerini kaydeden Yurdanur, ''Uzmanların değerlendirmesi olumlu olmuş ve müracaatımızın askı süresi başlamıştır. Haklarımızı odaya tesciller tescillemez, faaliyetlerimiz başlayacak ve bu ürünü üreten tüm firmalar ile temasa geçilecektir. Bu şekilde yöremize ait bu nadide lezzeti korumuş ve daha uzun yıllar zevkle ve sağlıklı tüketimine katkıda bulunmuş olacağız'' dedi. Tekirdağ Lokantacılar, Köfteciler, Kebapçılar, Pastacılar ve Tatlıcılar Odası Başkanı Niyazi Özgün de odaya bağlı işyerlerinde görev alacak usta ve kalfalara gerekli belgeleri verdiklerini, eğitim çalışmaları için işbirliği yaptıklarını ve denetimlerde zabıta, Tarım İl Müdürlüğü ile hareket ettiklerini söyledi. BELGELİ KÖFTE ÜRETİMİ...Tekirdağ Köftecisi Arif Özcan, bu köftenin ilk defa halkla buluşmasının, Hüseyin Ağa'nın (Yoğurtçular) 1900 yılı başlarında Hacıköy'den gelerek Tekirdağ'a yerleşmesi ve açtığı köfteci dükkanında imal ettiği kaliteli ve lezzetli köftesiyle başladığını söyledi. Daha sonra bu işi oğulları İbrahim ve Mehmet Yoğurtçular'ın sürdürdüğünü söyleyen Özcan, ''Halamın eşi Hüseyin Ağa ile başlayan, çocukları ile devam eden Tekirdağ köftesinin lezzeti Şükrü Özcan tarafından sürdürüldü'' dedi. ''İSO 9001:2000 ve HACCP'' belgeli köfte üretimi yaptıklarını kaydeden Özcan, ''1953 yılından beri aynı kalite ve lezzetle üretimimize oğlumla devam ediyoruz. Kalite ve lezzetten kesinlikle ödün vermiyoruz'' diye konuştu. KÖFTENİN MALZEMESİÖzcan, köfte yapımı için Trakya'nın semiz dana etinin döşünü kullandıklarını, köftenin kimyon, karabiber, soğan, sarımsak, tuz ve ekmeğin belli oranlarda karışımı ile yapıldığını belirterek, ''En önemli işlem yoğurmadır. Kıvamında bir yoğurma, lezzet ve aroma açısından önem taşıyor'' dedi. Yoğurma işleminden sonra -4 derecede 12-18 saat arası bekletilen malzemenin kendine has silindir şeklinde formlanıp kaplara dizildiğini anlatan Özcan, ''Köftenin raf ömrü 0 ve -4 derece ısıya sahip bir yerde 3 gün, -18 derecede dondurulduğunda ise 1 yıldır. Yeni aldığımız ambalaj makinesiyle vakumlu ambalajda raf ömrünü -4 derecede 10 güne çıkarmayı başardık'' diye konuştu. Fiyatları düşük tutmak ve fazla kar amacıyla değişik malzemeler kullanılarak halka köfte sunulduğunu ileri süren Özcan, bunun, Tekirdağ ile özdeşleşen köfteyi yok etmek anlamına geldiğini vurguladı. TEKİRDAĞ DIŞINDA DA ŞUBELER AÇACAĞIZ Tekirdağ köftesinin yüzde yüz dana etinden yapıldığını belirten Özcan, şöyle konuştu: ''Tüm olumsuzluklara rağmen lezzet ve kaliteyi bozmadan Tekirdağ köftesini yaşatacak ve tüm Türkiye'ye pazarlayacağız. Köfteyi ucuza mal etme adına soya fasulyesi ekstresi, tavuk ve hindi kıyması, raf ömrünü artırıcı kimyasal katkı malzemeleri kullanılıyor. Bu, kaliteyi düşürmesinin yanında insan sağlığına da zarar veriyor. Tekirdağ köftesi endüstriyel ürün olarak bazı firmalar tarafından ülke genelinde pazarlanmaya çalışılıyor.'' İl dışında ''Tekirdağ Köftecisi'' adıyla birçok işyeri açıldığını, ancak bu işyerlerinin kalitesiz ve lezzetsiz köfte üretiminin olumsuz yansımalara yol açtığını savunan Özcan, ''Rekabet ucuzluk için kalite düşürmekle değil, aynı kalitede kardan fedakarlık ile olur'' dedi. Toptan köfte siparişlerini internet yoluyla da aldıklarını belirten Özcan, ''Özellikle İstanbul, Ankara, Trakya'daki il, ilçe ve beldelere sevkıyat yapıyoruz. İleride Tekirdağ dışında da şubeler açmak için çalışmalarımız var'' diye konuştu. kaynak:
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
P.Kotler (Kullanıcı)
Doçent
Gönderiler: 46
|
| Şirketler reklama 4 milyar YTL yatıracak 21/11/2007 13:09 |
Kanaat Notu: 2   |
Pazarlama Haberleri Şirketler reklama 4 milyar YTL yatıracak Şirketler arasında rekabet arttıkça reklam sektörü de büyüyor. Uluslararası Reklamcılık Derneği'nin (IAA) tahminlerine göre reklam yatırımları yıl sonuna kadar yüzde 20 büyüyerek 3,3 milyar YTL'ye ulaşacak. Bu yatırımlarda aslan payını 1,7 milyar yeni lira ile televizyon kanalları alırken onu, 1 milyar yeni lira ile gazete izliyor. Dergilere yönelik 130 milyon YTL reklam yatırımı yapılması beklenirken, radyoya 110 milyon YTL, açıkhava, sinema ve internet mecralarında ise yine bu yıl sonu itibarıyla toplamda 355 milyon YTL'lik bir reklam yatırımı gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Reklam yatırımlarının gelecek sene de yüzde 20'ye yakın oranda büyüyeceği ve 4 milyar YTL'ye ulaşacağı öngörülüyor. Sektörün gelişmesinde siyasi ve ekonomik istikrarla birlikte firmaların daha çok gelişmesinin etkili olduğu belirtiliyor. IAA Türkiye Bölüm Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ tarafından duyurulan reklam sektörü öngürülerine göre, 2007'deki seçimlerde siyasi partiler kanalıyla sektöre 35 milyon YTL'lik katkı sağlandı. Yalçındağ, "Seçimin verdiği tedirginlik, bazı sektörlerin reklam yatırımlarında bir yavaşlama oluşturdu. Buna rağmen, sektörde yapılan reklam yatırımlarının, yüksek bir büyüme oranı ile gerçekleşmiş olması önemli bir başarı olarak nitelenebilir." değerlendirmesini yaptı. Reklama önem veren kurumların sayısı hızla artarken, markalaşmanın da giderek yaygınlaştığı görüşünü dile getiren Yalçındağ, geçen sene ilk 10 ayda 13 bin 600 reklam veren markaya karşılık bu yılın aynı döneminde rakamın 14 bin 350'ye çıktığını aktardı. Yalçındağ'ın verdiği bilgilere göre, bu yılın ilk dokuz ayında, geçen yılın aynı döneminde hiç reklam yatırımında bulunmamış 300 yeni şirket reklam verdi. Ekonomik istikrar ortamının devam etmesine paralel olarak yeni iş alanları ortaya çıkarken, yatırımcılar da bu yeni iş kollarına girmeye devam edecek. 2007 yılı itibarıyla reklam sektörünün tüm mecralarında sağladığı büyüme dikkati çekerken en fazla artış oranını internet mecrasının sağladığı görülüyor. Bu yıl sonu itibarıyla internette yapılan reklam yatırımlarının 140 milyon YTL'ye ulaşması bekleniyor. Bu rakam internetin daha şimdiden yüzde 4 dolayında bir mecra pazar payına ulaştığını gösteriyor ki bu da dünya standartlarında bir oranda seyrediyor. Reklam yatırımlarının gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) içerisindeki payı 5 yılda yüzde 0,37'den yüzde 0,52'ye yükseldi. 2008'de reklam yatırımlarının miktarının 4 milyar YTL'yi bulması beklenirken GSYİH içindeki payının da yüzde 0,52'ye çıkması bekleniyor. Mehmet Ali Yalçındağ, "Türkiye reklam sektörü, son altı yıldır devam eden ekonomik büyümeye paralel yükseliş trendine devam ediyor. Artan rekabet ve yeni yatırımlar, Türkiye'de kurumların reklama olan ihtiyacını her geçen gün daha da artırıyor. Sektörümüzün ulaştığı rakamlar aslında ülkemizdeki rekabetin arttığını gösteren önemli bir göstergedir. Ekonominin gidişatını çok rahat reklam sektörünün performansından izleyebilirsiniz." açıklamasını yaptı. kaynak:
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 547
|
| İslami moda pazarı 96 milyar dolar 21/11/2007 13:54 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri İslami moda pazarı 96 milyar dolar Müslümanlar kendi modalarını yarattı. Amerikan Herald Tribune Gazetesi’ne göre, dünyada 1.6 milyar Müslüman’dan yüzde 50’si, inançları paralelinde oluşan kıyafetlere yılda ortalama 120 dolar harcıyor. 96 milyar dolarlık bu pazar pek çok üretici ve perakendeciyi harekete geçirdi. Gazete, Türkiye’deki Haşema ve Avustralya’da bikini ve burka birleştirilerek üretilen burqini’yi yeni modaya örnek gösterdi. Kendi modalarını yaratan Müslümanların, 96 milyar dolarlı k bir endüstri oluşturdukları tahmin ediliyor. Dünyada 1.6 milyar Müslüman’dan yüzde 50’sinin, inançları paralelinde oluşan kıyafetlere yılda 120 dolar harcadığı farz edilirken, bu pazardaki pek çok üretici ve perakendeciyi harekete geçiriyor. Müslüman değerlerine göre giyinmek ama modayı da izlemek isteyenlerin yarattığı pazar, tüm dünyadaki girişimcilerinin ilgisini çekerken, tahminler daha şimdiden 96 milyar dolarlık bir endrüstrinin oluştuğu yönünde. Amerikan gazetesi International Herald Tribune, niş bir alan (gereksinimi tam olarak karşılanmayan müşteri grubuna hitap eden, özel ilgi alanlarına yönelik pazar) olarak görülen Müslüman moda endüstrisini mercek altına aldı. “Kendi modalarını yaratan genç Müslüman girişimciler, dışarıdaki stereotiplere (diğer insanları içine yerleştirdiğimiz kategoriyi anlatan bir kavram) olduğu kadar kendi toplumları ndaki statükoya da meydan okuyorlar”diyen gazete, “En kısa etekleri ve podyumları ilahlaştı ran etkili pop kültüründe, Sidney’den Suudi Arabistan’a kadar modayı seven bütün Müslümanlar modayı kendi ellerine alıyor” değerlendirmesi yaptı. KİŞİ BAŞINA 120 BİN DOLARDünyanın değişik yerlerinden Müslüman moda endüstrisinin temsilcileriyle görüşen gazete, bu tür kıyafetlere yılda ortalama 120 dolar harcayan Müslümanların, pek çok üretici ve perakendecinin ilgisini çektiğine vurgu yaptı. 1.6 MİLYAR MÜSLÜMAN’IN YARISI Gazetede görüşlerine yer verilen kişilerden biri Malezya merkezli iki ayda bir yayınlanan Halal Journal’ın yönetici editörü Kamarul Aznam. Bütün dünyada helal modadan, ilaca kadar her şeyi izleyen Aznam, “Ticari bilgi ya da resmi istatistik yok ama genelde kullandığımız tahminler var. Dünyada 1.6 milyar müslümandan yüzde 50’sinin bu tarz kıyafetlere yılda 120 dolar harcadığı farz ediliyor” dedi. Küresel pazarda bunun değerinin yılda en az 96 milyar dolar olduğunu tahmin edildiğini belirten Aznam, “İslam ülkesi olmayan İngiltere, Fransa gibi yüksek alım gücü olan ve kıyafetlerin daha pahalı olduğu ülkelerde bu daha yüksek. Buralarda yılda 600 dolara kadar harcanıyor. 1.5 milyon Müslüman’ın bulunduğu İngiltere’yi tek başına ele alırsak, bu pazarın büyüklüğü yılda 90-450 milyon dolar olabilir” diye konuştu. POTANSİYEL BÜYÜK      ABD’de 10 yıl önce yayınlanmaya başlayan ve genç kadınların yaşam tarzı dergisi olan Muslim Girl’nin Editörü Ausma Khan ise, bu sektöre hitap eden markaların çoğunun Müslüman tüketici için ek çekiciliğe sahip olabileceğine inanıyor. Khan’ın değerlendirmeleri şöyle: “Potansiyel çok büyük. Çağdaş ve popüler modada, satış yerlerinde görülen çoğu şeyi Müslüman kadınlar satın alıp yaratıcı bir şekilde boşlukları dolduruyor. Fakat onlar kesinlikle aynı kıyafetlerin daha yüksek yaka biçimli, etek boyu daha yüksek olanlarını satın alırlardı.” MÜSLÜMAN MODA DÜNYASINDA NELER OLUYORUzman moda evleri ve şirketler, ‘hijab’a (bir çeşit başörtüsü) uyan ve moda bilinci olan kadınları hedef alan farklı alanlara yöneliyor. - Leicester, Berlin, Atlanta gibi değişik yerlerde, moda şovları düzenleniyor. - Girişimci Raja Rezza Shah ise, İslami Moda Festivali’nin Direktörü olarak bunu küresel konsepte taşımaya çalışıyor. - Pakistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan, Mısır, Türkiye ve diğer liberal eğilimli ülkelerdeki moda fuarları dışında başka yerlerde de değişim var. - İran’da bile, din polisi bu tarz olayları geçmişte yakından takip etse de İslami giyimi geliştirmek için Tahran Moda Haftası düzenlenmeye başlandı.
İngiliz tasarımcı Sophia Kara, Leicester’da geçen yıl Imaan Collections’ı tanıtırken,baştan ayağa vücudu saran siyah elbise olan abaya’ya getirdiği farklı bakış açısıyla dikkatleri üzerine çekti. Kara, bir model kukuletalı abaya’yı ona uyan peçeyle, pembe şalvarın üzerine veya düşük pantolonla giydi. OYUNCAKLAR DA ‘HELAL SEKTÖR’ÜN PARÇASI OLDU  Herald Tribune’ün değerlendirmesine göre, Fulla bebek gibi oyuncaklar ya da kapalı Barbie türleri, İslami süper kahramanların olduğu The 99 gibi komik kitaplar da, geleneksel sahalar olan İslami finans ve helal veya caiz gıdalar kadar bu sektörün bir parçası haline getirildi. BİKİNİ İLE BURKA BİRLEŞTİ, ORTAYA ‘BURQİNİ’ ÇIKTI Avustralya’da Ahiida’yı kuran Aheda Zanetti, tasarımını Burqini olarak kaydettirdi. Bikini ile burkayı birleştirerek, iki parçalı bir yüzme giysisi oluşturdu. International Heral Tribune’de yer alan haberde Türkiye’den haşema da, spor ve aktif Müslüman giysilerine örnek olarak gösteriliyor. PAZAR GİDEREK PATLAMA YAPACAK       ABD merkezli Müslüman okurlar için stil ve trendleri araştıran internet sitesi Modest Şair’in editörü Gülşen Aydemir, şöyle konuştu: “İslami moda pazarı gelecek yıllarda patlama yapacak. Şu anda bunun işaretleri var. Müslüman kadının kıyafeti konfor ve stil açısından sıçrama yaptı, kalın, nazik, polyester sıkmabaş olmaktan çıkıyor. Bu tarz sıcak havalarda rahat değil ve deriye karşı da zorlayıcı. Şu anda Müslüman giysilerini her renkte ve modaya uygun olarak bulmak mümkün. Ama inancımızın isteklerine uygunlar. Bu zorlu bir niş alan ama ne yaptığınızı biliyorsanız, limit yok.” ‘İSLAMİ DOLAR’ AVI BAŞLADI GİYİM ‘HELAL’E SIKIŞAMAZMalezyalı pazarlama şirketi olan ve küresel helal sektöre odaklanan Imarat Consultants’ın analisti Abdalhamid Evans, perakende değer zincirindeki bu oluşum için “islami dolar” terimini kullanarak, şu değerlendirmeyi yaptı: “İslami dolar için av şimdi ısınmaya başlıyor. Fakat bunun tam olarak paraya çevrilmesine kadar gidecek çok yolu var. Giyimi, helal pazarın geniş konseptine sıkıştıramazsınız. Giyim, helal gıda yiyen ve İslami finans hizmetlerini kullanan aynı tüketici tabanına bir öneridir.” kaynak:
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
P.Kotler (Kullanıcı)
Doçent
Gönderiler: 46
|
| Turist sayısında yeni rekor 21/11/2007 14:29 |
Kanaat Notu: 2   |
Pazarlama Haberleri Turist sayısında yeni rekor Türkiye’ye gelen turist sayısı 10 aylık dönemde yüzde 18.3 artışla 21.1 milyonu aşarak rekora ulaştı. Türkiye’ye gelen turist sayısı Ekim ayında yüzde 25.6 artışla 2 milyon 152 bin kişi olarak gerçekleşti. Turizmde geçen yılı kötü kapatan Türkiye, bu yıl daha 10 ayda yeni bir rekorla tanıştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’ye giriş yapan turist sayısı Ocak-Ekim döneminde yüzde 18.3 artışla 21 millyon 144 bin kişiye ulaşarak rekor kırdı. Geçen yılın aynı döneminde 17 milyon 872 bin turist gelmişti. 2005’in tamamında Türkiye’ye gelen turist sayısı 21 milyon 124 binle rekor kırmıştı. Ocak-Ekim döneminde ülke grupları arasında en fazla artış yüzde 37.3 ile Amerika ülkelerinde yaşandı. Bu dönemde en fazla düşüş ise yüzde 18 ile Okyanusya ülkelerinde görüldü. EKİM’DE TURİST SAYISI YÜZDE 25.6 ARTTI Türkiye’ye gelen turist sayısı Ekim ayında yüzde 25.6 artışla 2 milyon 152 bin kişi olarak gerçekleşti. Bu rakam geçen yılın aynı ayında 1 milyon 713 bin düzeyindeydi. Ülke grupları ayrımında, geçen yılın Ekim ayına göre en fazla artış yüzde 966 ile Okyanusya ülkelerinde oldu. Milliyet ayrımına bakıldığında, giriş yapan ilk on ülke sıralamasında birinci sırada Almanya yer aldı. Bu ülkeyi sırasıyla, İngiltere, Rusya, Hollanda, Bulgaristan, İran, ABD, Fransa, İtalya ve Gürcistan izledi. İlk on ülke toplamı giriş yapan yabancıların yüzde 63.9’luk bölümünü oluşturdu. kaynak:
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
trance:sphere (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 199
|
| 2008 yılının otomobili Yeni Fiat 500 21/11/2007 15:20 |
Kanaat Notu: 2   |
Pazarlama Haberleri 2008 yılının otomobili Yılın Otomobili jürisi, Fiat 500'ü 2008 yılının otomobili seçti. 20 Kasım 2007 16:55 Avrupa’nın 22 ülkesinden toplam 58 uzman gazetecinin oluşturduğu "Car of The Year (Yılın Otomobili)" jürisinin, "Fiat 500"ü 2008 yılının otomobili seçtiği bildirildi. Fiat’tan yapılan yazılı açıklamada, Fiat 500’ün, "Yılın Otomobili" jürisinden aldığı 385 oyla, 325 oy alan Mazda 2 ve 202 oy alan Ford Mondeo gibi rakiplerini geride bırakarak "Yılın Otomobili" olmaya hak kazandığı belirtildi. Fiat 500’ün , "Yılın Otomobili" ödülünü kazanmasının yanı sıra 58 jüri üyesinden 57’sinin "Son elemeye kalan adaylar" listesine girme başarısını gösterdiğine, 33 jüri üyesinin sıralamalarında da en üstte yer aldığına dikkat çekilen açıklamada, bu ödülle ikinci kez A segmentinde bir modelin, dünya otomobil sanayisinin en prestijli ödülüne layık görüldüğü kaydedildi. Açıklamada, A segmentinde ilk ödülü Fiat Panda ile alan Fiat’ın bir rekora imza atarak 12. kez "Yılın Otomobili" ödülüne sahip olduğu belirtildi. Açıklamaya göre, Fiat’ın, 1967 yılında Fiat 124, 1970 yılında Fiat 128, 1972’de Fiat 127, 1980’de Lancia Delta, 1984 yılında Fiat Uno, 1989’da Fiat Tipo, 1995 yılında Fiat Punto, 1996’da Fiat Bravo/Brava, 1998’de Alfa 156, 2001’de Alfa 147, 2004 yılında Fiat Panda ve 2008 yılı için de Fiat 500 modelleri "Yılın Otomobili" ödülüne layık görüldü.    Açıklamaya göre, İtalya’nın Torino kentinde 4 Temmuzda gerçekleştirilen, 63 ülkeden 7 bin kişinin katıldığı tanıtımla dünyada ilk kez görücüye çıkan Fiat 500, ilk 4 ayda sadece İtalya ve Fransa’dan 105 bin adet sipariş alırken, Avrupa’da A segmentinde Fiat Panda’nın ardından ikinci sıraya yerleşti. Fiat markasının yeni yüzünü, yenilenen stratejilerini ve markanın otomobile olan farklı bakış açısını temsil eden Fiat 500, kendi segmentinde birçok yeniliğe ve önemli rekorlara imza atıyor. Fiat 500, EuroNCAP testinden 5 yıldız almayı başaran 3.55 metre uzunluğundaki ilk araç oldu. Segmentinde ilk defa tüm motor seçeneklerinde gelişmiş ESP özelliğini sunan araç, 7 hava yastığını da standart olarak bulunduruyor. Bunların yanında, yine ilk defa bir otomobil tüm motor gamıyla (1.2 69 hp, 1.3 Multijet 75 hp ve 1.4 16v 100 hp), 2009 yılında yasal zorunluluk olarak yürürlüğe girecek olan "Euro 5" emisyon standartlarını yakaladı.
1964 yılından beri düzenlenen "Yılın Otomobili" yarışmasına katılabilmek için pazara sürülen yeni bir otomobilin, bir yıl içinde Avrupa’nın en az 5 ülkesinde satışa sunulmuş olması gerekiyor. Değerlendirmeler yapılırken, tasarım, konfor, güvenlik, yakıt tüketimi, performans, pratiklik, sürüş özellikleri, çevreye duyarlılık, fiyat-fayda ilişkisi gibi parametrelere dikkat ediliyor. Yıl içinde lanse edilen tüm yeni otomobiller arasından finale kalan 7 model, jüri tarafından detaylı olarak değerlendiriliyor. Ödülünü, 28 Ocak 2008’de Berlin’de düzenlenecek törenle alacak Fiat 500, 2008 yılında Türkiye yollarına çıkacak. kaynak:
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
trance:sphere (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 199
|
| Google Özel Arama platformunun uluslararası kullanıma açtı 21/11/2007 15:22 |
Kanaat Notu: 2   |
Pazarlama Haberleri Google Özel Arama platformunun uluslararası kullanıma açtı Google Tarafından Host Edilen Site Araması Artık Dünya Çapında Kullanılabilecek Google’ın Özel Arama işlevi web siteleri ve uygulamalara güçlü özellikler kazandırıyor. Google Inc. (NASDAQ: GOOG) her türden küçük işletme ve kuruluşun sitesine kolay ve hesaplı bir şekilde Google™ arama işlevini eklemelerine olanak sağlayan Google Custom Search™ (Google Özel Arama) platformunun uluslararası kullanıma açtı. İşletmeler, üç basit adımı takip ederek, host edilen hizmet için online kayıt olabilecek ve 10 dakikadan kısa bir süre içinde Google’ın güçlü arama teknolojisiyle, müşterileri ve site ziyaretçilerine web sitelerinde daha ilgili sonuçlar için arama yapma imkanı sunacak. Google Türkiye Pazarlama Direktörü Mustafa içil konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Pek çok organizasyonun web sitesi, dünyaya açılan pencereleri gibi ve bu yüzden web sitelerine önemli miktarda yatırım yapılıyor. Siteyi ziyaret edenleri orada tutmak önemli bir konu ve arama özelliğinin yokluğu web sitesinde geçirilen zamanın az olmasına sebep olabiliyor. İşletmeler, kullanıcıların aradıklarını bulabilmeleri için sitelerindeki bilgiye kolay erişimi, hızı ve doğruluğu arttırarak, yaptıkları yatırımın karşılığını daha fazla görebilirler." İşletmelerin Google Custom Search Engine™ platformunu kurmak için yapmaları gereken üç basit işlem var: 1. Arama yapılacak siteleri belirlemek 2. Arama kutusunu ekledikten sonra logo ekleyerek sitenin görünüşüne ve tarzına uygun olmasını sağlamak 3. Sitenin içeriğini yansıtan detaylandırma işlemleri ile (örneğin kategoriler) arama sonuçlarını daha da özelleştirmek İngiltere Parlamentosu web sitesinde (www.parliament.uk), dokuz milyon belgeyi halkın kolay erişimine sunmak için Google'ın Custom Search Business Edition™ ürünü kullanılıyor. Kullanıcıların etkili arama çözümlerine artan talebi karşısında Google İngiltere Parlamentosuna, basit bir şekilde uygulanan ancak hızlı ve sağlam bir site arama platformu sundu. Google, yeni arama çözümünün Ekim ayındaki açılışa yetişmesi için Parlamento’nun elektronik yayınlarıyla ilgili hizmet aldığı Stationery Office Ltd kuruluşu ile işbirliği yaptı. Google Custom Search platformu, arama özelliğinin kullanıcıların kişisel ve sosyal siteleriyle bloglarına entegre edilmesine izin veriyor. Yazılım geliştiricilerse Google Custom Search API’larını uygulamalarının içinde zengin ve içerik esaslı arama işlevlerini etkinleştirmek için kullanabiliyor. Google Custom Search Engine’in her iki sürümü de şu özellikleri sunuyor: • Google.com’un avantajları olan doğru sonuçlar ve hızlı sorgu yanıt süreleri • İşletmelerin kendi teknolojisini yüklemesine ve muhafaza etmesine gerek bırakmayan Google tarafından host edilen site araması • Google alt yapısının gücü ve güvenilirliği • Kurulum kolaylığı ve sonuçların online yönetimi • Kullanıcıların davranışları hakkında fikir sağlayan rapor yönetimi Google Custom Search Business Edition’ın sahip olduğu bazı ek avantajlarsa: • XML API üzerinden kullanılabilen aramaların tümüyle özelleştirilebilmesi imkanı • Google Enterprise grubu üzerinden kullanılabilen e-posta ve telefonla destek seçenekleri • Reklam ekleme olanağı Google Custom Search Business Edition’ın 5000 sayfaya kadar arama yapılabilen sürümünün fiyatı yıllık 100 Dolar’dan başlıyor. En fazla 300.000 sayfaya kadar arama yapmaya izin veren ürünün ücreti ise yıllık 2.250 Dolar. Daha yüksek sayfa hacimleri söz konusu olduğunda, Google Enterprise satış grubu destek sağlıyor. Google tarafından host edilen site araması hakkında daha fazla bilgi, http://www.google.com.tr/cse adresinde bulunabilir. kaynak:
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 628
|
| ODTÜ'den ucuzlatacak buluş 21/11/2007 15:53 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri ODTÜ'den ucuzlatacak buluş http://img101.imageshack.us/img101/8183/50964yt3.jpg" border="0" /> ODTÜ gurur veren buluşa imza attı. Buluş bilim dergisine de kapak oldu. Artık cepler ucuzlayacak. ODTÜ'lü araştırmacıların geliştirdiği iletken ve renk değiştirebilen özel plastik madde bugüne kadar yapılamayanı gerçekleştirecek: Cep telefonu, televizyon, saat gibi cihazların ekranları bu özel plastikle daha ucuza üretilebilecek... ODTÜ'de geliştirilen yeni maddeyle cep telefonu, televizyon, elektronik gazete gibi görüntü cihazlarının ekranları, plastik malzemeyle ve daha ucuza üretilebilecek. Yeşil renk oluşturulamadığı için bugüne kadar kullanılmayan plastik malzeme, devrim niteliğindeki son gelişme sayesinde kullanılabilecek. ODTÜ Kimya Bölümü'nden Prof. Dr. Levent Toppare'nin başkanlığındaki 'Polimer tabanlı görüntü cihazları ve eksik renk yeşil' adlı çalışma, önemli bilim yayınlarından Chemical Communications'ın ağustos sayısına kapak konusu oldu. Toppare'nin araştırma görevlileri Görkem Günbaş ve Asuman Durmuş'la yürüttüğü çalışma iki ay önce tamamlandı, ekip patent başvurusu hazırlığında. ÇOK DAHA UCUZ İnorganik yapıya sahip elektrokromik malzemelerle, bugüne kadar görüntü cihazları yapılamıyordu. Bunun nedenleri, bu malzemelerin renk çeşitliliğinin kısıtlı olması, renk dönüşümünün uzun sürmesi ve maliyetinin yüksekliğiydi. Bu araştırma işte o sorunları ortadan kaldırdı. Polimerik elektrokromik malzemelerde, renk çeşitliliği sağlanabiliyor ve renk dönüşümleri bir saniyeden kısa sürede gerçekleşebiliyor. Polimerik madde, inorganik eşdeğerlerine göre çok daha ucuza elde ediliyor. İletken ve şeffaf plastik malzemelerin üzerine de uygulanabildiğinden, polimerik malzemeyle elastik elektrokromik cihazlar yapmak mümkün. Görüntülü cihazlar için... Bugüne kadar üretilen elektrokromik malzemeler, genellikle mavi ve kırmızı renk veriyordu. Yeşil renk alabilen polimer üretilemediğinden tüm renkler elde edilemiyordu. Son gelişmeyle yapılabilecek elektrokromik tabanlı görüntü cihazları doğadaki tüm renkleri verebilecek; esneklik, şeffaflık gibi özelliklere sahip olacak. Malzeme, cep telefonu, televizyon ve saat ekranı, gözlük camı, reklam panoları, elektronik gazete gibi görüntülü cihazın yapımında kullanılabilecek. kaynak:

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 628
|
| Türkiye'deki lüks tutkusu Calvin Klein'in iştahını kabarttı 21/11/2007 16:11 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri Türkiye'deki lüks tutkusu Calvin Klein'in iştahını kabarttı  Calvin Klein Jeans ve Spor Giyim Avrupa ve Asya Başkanı Gaetano Sallorenzo, Türkiye'de lüks pazarın gittikçe büyüdüğünü, bu yıl lüks ürünlere 500 milyon dolar harcandığını belirterek, gelecek yıllarda 1 milyar dolarlık lüks ürün satılmasının beklendiğini, kendilerinin de bu pazarda yer alacağını kaydetti. Sallorenzo, “Perakende Günleri”nde yaptığı “lüks dünyasında yer almak” başlıklı konuşmasında, bu yıl Calvin Klein'in tüm dünyadaki cirosunun 6 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini ifade ederek, Calvin Klein'in jeans, iç giyim, ev dekorasyonu, parfüm, gözlük, mücevher, saat gibi çok değişik katmanlı bir marka olduğunu söyledi. Türkiye'de Eren Holding ile birlikte çalıştıklarını hatırlatan Sallorenzo, üretimlerinin yüzde 30'unun Türkiye'den geldiğini, önümüzdeki yıllarda 10-15 mağaza açabilecekleri Türkiye pazarının büyük potansiyel taşıdığını, bundan dolayı markanın tüm katmanlarıyla burada yer aldığını aktardı. Rusya, Hindistan ve Çin'de lüks tüketime karşı büyük iştah olduğunu ifade eden Sallorenzo, “Ancak oralarda şık caddeler, alışveriş merkezleri yok. Bu ülkede ise hızla çok sayıda alışveriş merkezleri açılıyor. Türkiye'de bize yakışan, şık caddeler, alışveriş merkezleri bulabiliyoruz. İstinye Park, bunun en güzel örneği” dedi. “TÜRKİYE'DE POZİSYONUMUZ ÇOK GÜÇLÜ” Türk tüketicisinin lüks tüketim konusunda “çok bilinçli” olduğunu, bir markayı sadece marka olduğu için satın almadığını belirten Sallorenzo, “Son dönemlerde bir tartışma var; acaba Türkiye Fransa ve İtalya'ya benzeyecek mi? Son 10 yılda böyle bir trend söz konusu. Hazırlıklı olmalı” dedi. Gaetano Sallorenzo, pozisyonlarının çok güçlü olduğu Türkiye'de istedikleri yere gidebileceklerini ve daha da büyüyebileceklerini dile getirerek, “Türkiye'de lüks pazarı gittikçe büyüyor. Bu yıl lüks ürünlere 500 milyon dolar harcanmış. Gelecek yıllarda 1 milyar dolarlık lüks ürün satılacaktır. Biz de bu pazarda yer alacağız” şeklinde konuştu. “DÜNYA LÜKS ÜRÜN PAZARI 2006'DA 70 MİLYAR AVRO”  Ekonomi güçlendikçe lüks tüketimin arttığını anlatan Sallorenzo, Rusya'da son 5 yılda lüks tüketimin yüzde 45 artış gösterdiğini, 2006'da 70 milyar avro olan dünya lüks ürünler pazarının, son 3 yıldır aynı şekilde büyüme gösterdiğini söyledi. Asya Pasifik ülkelerinin lüks tüketim için büyük fırsatlar sunduğunu, Malezya, Endonezya, Hindistan gibi ülkelerde lüks ürünlere talebin artacağını kaydeden Sallorenzo, lüks ürün tüketiminin en büyük pazarının Avrupa olduğunu ifade etti. Dünyadaki yaşam tarzının ve buna bağlı olarak tüketici yapısının değiştiğine işaret eden Sallorenzo, “Bugün lüks, herkese açık. Herkesin önünde. Markete gidip makarna almak gibi Herkes lüks ürün alabilir. Hepimizin içinde lükse karşı iştah var. Tüm dünyada küresel refah artıyor. İnsanlar para harcamak istiyor” diye konuştu. MEDIA SATURN HOLDİNG CEO'SU: TÜRKİYE'DE BÜYÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ Media Saturn Holding Üst Yöneticisi (CEO) Roland Weise, Türkiye'nin çok hızlı gelişen piyasalardan biri olduğunu belirterek, “Bizim bütün ülkeye yayılan bir mağaza zinciri kurma hedefimiz var” dedi. “Perakende Günleri'07” Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında başladı.Weise, açılışta yaptığı “Media Markt Türkiye'de: Başarıyı Paylaşmak” konulu konuşmasında, Eylül 2007'de İstanbul Ümraniye'de ilk mağazayı açarak Türkiye pazarına girdiklerini, Kasım sonu itibarıyla Mersin ve Eskişehir mağazalarıyla birlikte bugüne kadar 3 mağaza açtıklarını hatırlattı. Türkiye piyasasının kendileri için çok büyük önem taşıdığını, İstanbul'un son derece hızlı geliştiğini vurgulayan Weise, şöyle devam etti: “Yeni iş projeleri için bu piyasaya çok büyük heyecan hakim. Biz de aynı heyecanı hissediyoruz. Türkiye piyasasını, bizim için önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Türkiye, çok hızlı gelişen piyasalardan biri. Bizim bu ülkeye yayılan bir mağaza zinciri kurma hedefimiz var. Türkiye gibi piyasalardan azami ölçüde faydalanmak ve biz de katkılarımızı sunmak istiyoruz. İstanbul mağazasının ardından hızla yeni mağazalar planlayan çalışma içine girdik.”  Önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin birçok yerinde mağaza bulundurmak istediklerini dile getiren Weise, “Girdiğimiz 15. Pazar olan Türkiye'de büyüme planlarımızı etkili şekilde devam ettireceğiz. Burada büyümeye devam edeceğiz ve çok iddialı hedeflerle planlarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu. kaynak: 

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 547
|
| Tesettür otel sayısında patlama 21/11/2007 16:31 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri "Tesettür otel" sayısında patlama Kamuoyunda "tesettür otel" olarak bilinen "muhafazakarlara özel" tesislerin sayısının son dört buçuk yılda dört kat artarak 27'ye yükseldiği belirlendi. İlk örneği 1996'da açılan Didim Caprice Otel olan ve kadın müşteriye kadın garson, haremlik selamlık havuz, alkollü içki ve kameralı cep telefonu yasağı gibi uygulamalarıyla dikkat çeken altı "tesettür otele" son dört buçuk yılda 21 işletme daha eklendi. caprice hotel club famliaAkdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği ile Ekin Grubu'nun birlikte yayınladığı Resort Dergisi'ndeki araştırmaya göre, "muhafazakarlara özel tesis" sloganıyla tanıtılan haremlik-selamlık otellerin sayısı AKP'nin de iktidarda olduğu dört buçuk yılda 27'ye yükseldi. Açılış için gün sayan beş ayrı tesisin de yıl içinde bu sayıya katılması bekleniyor. Edremit Körfezi ve Didim ile başlayıp daha sonra Alanya'ya yönelen "Tesettür otel" uygulaması son dönmede termal tesisler ve şehir otellerini de içine alarak Kuşadası, İstanbul, Eskişehir, Kahramanmaraş, Afyon ve Çeşme'ye kadar yayıldı. Otellerin yatırımını ve işletmeciliğinde Kombassan, Kamer, Atlas ve Yimpaş Holding gibi şirketler başı çekiyor. Otellere son olarak Kombassan'ın geçen hafta açılan üçüncü tesisi Alanya'daki Bera Oteli ile Kamer Holding'in yine Alanya'da yapılan 1400 yatak kapasiteli ilk tesisi katıldı.  Yimpaş ise tatil beldeleri yerine şehir merkezlerini tercih etti. Yimpaş'ın Eskişehir, Yozgat ve Kahramanmaraş'ta olmak üzere alkollü içki servisi yapılmayan üç oteli bulunuyor. Yimpaş'ın ayrıca, Şanlıurfa, Malatya, Aydın, Düzce ve İstanbul'da da proje ve yapım aşamasında beş oteli bulunuyor. Şehir merkezinde alköllü içki servisi yapmayan Taksim'deki Central Palace Oteli yöneticileri ise müşterilerinin sağlığını düşündükleri bu uygulamayı seçtiklerini belirtiyor. Otellerin ilanlarda da "Bayanlara ayrı havuz, ayrı mescid, ayrı plaj" vurguları dikkat çekiyor. DİSKOLAR MESCİD OLDUDaha önce genel müşteriye hizmet veren ancak tarz değiştirip "tesettür otel" haline gelenlerde bulunan diskolar mescide dönüştürüyor. Otellerde Animasyon yerine de kına geceleri ve mevlidler düzenliyor. Tesettürlü otellerin bazılarında kadın ve erkekler için ayrı havuzların yanı sıra bir de kadın ve erkeklerin birlikte girebileceği açık karma havuzlar bulunduruluyor. Bazı otellere tesettürlü olmayan kadınlar alınmazken, mayoyla tesis dolaşmanın yasak olduğu oteller de var. TESETTÜR TESİS KURALLARI "-Kadın havuzuna kameralı cep telefonu yasak, 6 yaşından büyük erkek giremez. -Tesettür otellerinde kalan kadın müşterilerden bir bölümü plaja "Tesettürlü" olarak gelip denize mayo ile girebilirler. -Kadınlar, özel plajda bikini ve mayo ile güneşlenebilirler, buraya da erkekler ve kameralı cep telefonları alınmaz. -Eşi ile birlikte havuza girmek isteyen müşteriye günün belirli saatlerinde izin verilir. -Kadın müşteriye kadın garson servis yapar." kaynak:
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
trance:sphere (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 199
|
| Ferrari da Tasarrufa Başlıyor 21/11/2007 16:57 |
Kanaat Notu: 2   |
|
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 628
|
| Tata 3 bin dolara sıfır otomobil üretecek 22/11/2007 22:17 |
Kanaat Notu: 0   |
Tata 3 bin dolara sıfır otomobil üretecek Hindistan merkezli Tata Otomotiv 2 silindirli, 30 beygir gücünde, 4 kapılı “Lakh” model otomobili 3 bin dolara mal edecek Hindistan Çin'i fiyatta solladı. Sudan ucuz otomobil satacaklar. Hindistan merkezli 4 kapılı “Lakh” model otomobili 3 bin dolara mal edecek.   Daha önce maliyeti 2 bin dolar olarak hesaplanan bu araç doların güç kaybetmesi nedeniyle beklenenden yüzde 50 daha pahalıya gelmesine rağmen “dünyanın en ucuz otomobili” unvanını ele geçirecek.  Motoru arkada olacak olan otomobilin üretimi işçi masraflarından tasarruf etmek için Bengal’de yapılacak. Satış hedefi yılda 1 milyon. kaynak:
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
trance:sphere (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 199
|
| Zeytin Yağında 'Made in Turkey' hareketi 22/11/2007 22:37 |
Kanaat Notu: 2   |
Pazarlama Haberleri Zeytin Yağında 'Made in Turkey' hareketi Dünya zeytinyağı üretiminde 4. sırada yer alan Türkiye, ambalajlı ve markalı ihracatını giderek artırıyor. AA muhabirinin Ege İhracatçı Birlikleri verilerinden derlediği bilgiye göre, Türkiye'nin 1 Kasım 2006'da başlayan ve 31 Ekim 2007'de sona eren sezonda toplam zeytinyağı ihracatı, bir önceki sezona göre miktar bazında yüzde 11 gerileyerek 42 bin 389 ton, değer bazında ise yüzde 28 gerileyerek 145 milyon dolar olarak gerçekleşti.  Ortalama ihracat fiyatının kilogram başına 4,2 dolardan 3,8 dolar seviyesine gerilemesi nedeniyle üreticinin ürününü pazara çıkarmaması, dökme ve varille yapılan ihracat miktarını düşürürken, daha yüksek katma değerle ihracat yapılabilen ambalajlı ihracattaki artış dikkati çekti. Önceki sezon 11 bin 324 ton ambalajlı ihracatla 51 milyon dolar gelir elde edilirken bu sezon miktar bazında yüzde 38 artışla 15 bin 468 ton ihracat 59 milyon dolar gelir sağlandı. En fazla ihracatı yapılan sızma yağda dökme ürün kilogramı ortalama 3,13 dolardan satılırken aynı ürün ambalaj içinde 4.06 dolara alıcı buldu. İhracatta Türkiye'ye uyguladığı yüksek gümrük vergisi nedeniyle AB ülkelerinde zorluk yaşayan ihracatçı firmalar ambalajlı üründe özellikle ABD, Kanada, Japonya ve Avustralya gibi uzak pazarlarda iddiasını artırıyor. Geçen sezon daha çok dökme zeytinyağı satılan İtalya ve İspanya'ya olan ihracat düşerken, daha çok ambalajlı yağ satılan ABD, Kanada, Japonya ve Avustralya'ya yapılan ihracatta önemli artışlar görüldü. 2006 sezonunda 4 bin 400 ton yağ ihraç edilen İspanya, bu sezon 2 bin 404 ton yağ alırken 19 bin 486 ton olan İtalya'ya ihracat 9 bin 594 tona düştü. ABD'ye ihracat 8 bin 504 tondan 11 bin 662 tona, Kanada'ya ihracat ise 2459 tondan 3 bin 418 tona çıktı. -MARKA VE MAĞAZA- Ambalajlı ihracatta ilk sırayı yüzde 20'lik pay ile TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği aldı. ABD, Kanada ve Almanya'da açtığı mağazalarla markalı ihracatını artıran TARİŞ, geçen sezon 3 bin ton markalı ihracat yaptı. TARİŞ'in ABD, Kanada ve Almanya'daki satış mağazalarında gerçekleşen satış ve bu yolla yapılan bağlantıların da markalı ihracatın artmasında etkili olduğu belirtildi. TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Cahit Çetin, uzun vadede ihracatın tümünü markalı yapma gibi bir hedeflerinin bulunduğunu belirtti. Ambalajlı ihracattan elde edilen katma değerin dökme ihracata göre çok daha fazla olduğuna dikkati çeken Çetin, ihracatı yapılan ürünlerin üzerinde ''Made in Turkey'' damgasının bulunmasının da kendileri açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.  Halen mevcut ihracatın büyük bölümünün dökme olarak yapıldığını, bu yağın İtalya'da markalanarak dünyaya pazarlandığını ifade eden Çetin, ''Sektörün tüm kesimlerinde önemli bir bilinç artışı var. Artık malı ne olursa olsun satma anlayışı yerine markası ve ambalajıyla satma çabası var. Türkiye'nin üretimdeki gücünün yanında marka gücünü de artırması gerekiyor. Gelecekte ambalajlı ihracatın çok daha yüksek paylara ulaşabileceğini düşünüyoruz'' dedi. İç pazarda önemli bir paya sahip olan Kristal'in de markalı ihracatını artırdığı belirtildi. Kristal Yağları'nın üreticisi Ticaret ve Sanayi Kontuvarı AŞ'nin Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ayhan Baran, Türkiye'nin giderek kutulu ve markalı ihracata yöneldiğini, ihracat rakamlarının da bunu gösterdiğini ifade etti.    Kristal olarak yıllardır kutulu, ambalajlı, markalı ihracatı savunduklarını, kimi zaman daha karlı olmasına rağmen hiç dökme yağ ihracatı yapmadıklarını dile getiren Baran, ''Amacımıza da ulaştık. Bugün bir çok ülkede girdiğimiz raflarda aranan marka haline geldik. Sektördeki tüm firmalar da markanın önemini hissetmeye başladı. Geleceğin markalı ve ambalajlı ihracatta olduğunu gören firmalar bu yola girdi'' diye konuştu. Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde oluşturulan Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Grubu da Türkiye'yi zeytinyağında marka yapmak için bir tanıtım programı uyguluyor. Uzak doğu ülkeleri ABD, Kanada, Japonya ve Arjantin gibi üretici olmayan ülkelerde Türk zeytinyağının tanıtımı için promosyon ve reklam faaliyetlerinde bulunacak grup, zeytinyağında İtalya ve İspanya gibi Türkiye markasını da yerleştirmeye çalışacak. kaynak:
|
|
| | | |