Haberler
Eğitim Duyuruları
|
|
Son Yorumlar |
|
Home Center
|
CAN YAKICI Merhaba,
açıkcamı keşke bu fotoğra...
|
|
30/06/08 13:19
devamı...
|
|
ileten yavuzak69 |
|
|
|
Ulteo: Geleceğin işletim sistemi (1 izleyici)
|
|
BAŞLIK: Ulteo: Geleceğin işletim sistemi
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 615
|
| Google'dan iPhone için tümleşik hizmet 06/12/2007 12:13 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri Google'dan iPhone için tümleşik hizmet Arama, e-mail ve takvim hizmetleri arasında geçiş daha kolay ve hızlı olacakDünyanın en yaygın internet arama motoru Google, "iPhone" marka cep telefonlarında kullanılacak yeni tümleşik hizmet uygulamasını yakında piyasaya sürüyor. Google şirketinden yapılan açıklamaya göre, e-mail, arama ve takvim özelliklerini tek bir ara yüzde birleştirecek yeni uygulama programıyla iPhone'da arama, e-mail ve takvim hizmetleri arasında geçişler daha kolay ve hızlı olacak. Şirketin daha hızlı ve kullanımı daha dolay cep telefonu teknolojileri üzerinde de çalıştığı bildirildi. Google, başka bir proje çerçevesinde de Android olarak bilinen cep telefonlarında kullanılacak ve açık kaynak teknolojisi Linux temelli çalışacak bir işletim sistemi geliştiriyor. Projeye, aralarında cep telefonu hizmet vericisi şirketler ve telefon üreticisi şirketlerin de bulunduğu 30 kadar firma katılıyor. Dokunmatik ekranlı ve internet tarayıcısı bulunan iPhone, ABD'de Haziranda piyasaya çıktıktan sonra yılın en çok konuşulan telefonu olmuştu. Telefon, daha sonra İngiltere ve Almanya'da da piyasaya sürüldü. Telefonda bulunan uygulamalar arasında Google Maps ve YouTube da bulunuyor. AA kaynak:

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 615
|
| Koç Grubu, Çin'de 1 milyon çamaşır makinesi üretecek 06/12/2007 15:10 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri Koç Grubu, Çin'de 1 milyon çamaşır makinesi üretecek  Beko'yu 'dünya markası' haline getirmeyi hedefleyen Koç Holding, Çin'de çamaşır makinesi üretimine başladı. Şirketin, Çin'in sanayi bölgesi Changzhou kentinde açtığı fabrikanın üretim kapasitesi yıllık 200 bin adet. Ancak kapasite gelecek yıl 300 bine, daha sonra da 1 milyon adede çıkarılacak. Beko markasıyla üretilen makineler başta Çin'in iç pazarı olmak üzere bölge ülkeleri ve ABD'ye satılacak. Halen Beko markalı ürünler Çin genelinde 90 mağazada tüketiciyle buluşuyor. 270 kişinin çalıştığı yeni tesisle birlikte bu sayı daha da artacak. Ayrıca Beko ürünleri Çin'in büyük süpermarketlerinde de yer alacak. Koç Holding'in beyaz eşya üretimini yapan Arçelik AŞ geçen yaz Çin'de çamaşır makinesi üreten 'Casa-Shinco' şirketinin tamamını 8 milyon dolara satın almıştı. Verimli çalışmayan fabrikanın aktif hale getirilmesi için 2 milyon dolarlık yatırım yapan holding, yenilenen tesisleri düzenlenen bir törenle hizmete açtı. Törene Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V.Koç, Arçelik AŞ Genel Müdürü Aka Gündüz Özdemir, Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Oktay Özüye, Changzhou Belediye Başkan Yardımcısı Han Jiuyung, Wujin Bölgesi Kaymakamı Xu Weinan ve çok sayıda davetli katıldı. Törende konuşan Mustafa Koç, Çin'de yatırımı uzun süredir düşündüklerini belirterek, "Çin her yıl yüzde 8-9 büyüyor. Ülke kısa bir süre sonra dünyanın en büyük ekonomisi haline gelecek. Avrupa'nın en büyük 3. beyaz eşya üreticisi olan Arçelik'in böyle bir pazarda yerini almaması düşünülemezdi." dedi. Çin pazarının aynı zamanda zor bir pazar olduğunu da hatırlatan Koç, "Çin'de yatırım yapan pek çok firma hayal kırıklığına uğradı ve zarar etti. Biz ise çok temkinli davrandık, uzun süre araştırdık ve sonra yatırıma karar verdik." açıklamasını yaptı. Mustafa Koç, halen 10 milyar dolar seviyesindeki Çin-Türkiye ticaret hacminin 5 yıl sonra 50 milyar dolara çıkması gerektiğini kaydetti. Koç, Türkiye'de otomotiv alanında birlikte çalıştıkları Ford'la Çin'de yatırım konusunda bazı görüşmeler yaptıklarını aktardı. Ancak henüz somut bir gelişme olmadığı için detay veremeyeceğini bildirdi.  Arçelik AŞ Genel Müdürü Aka Gündüz Özdemir ise dayanıklı tüketim grubunda global bir marka haline gelmek istediklerini vurgulayarak, "Sektörde 2010 yılı ciro hedefimiz 6 milyar Euro. Ancak bu projeksiyona Çin pazarı dahil değil. Pazardaki başarımıza göre ciro hedefimizi daha da artıracağız." diye konuştu. Özdemir, Çin'deki fabrikanın kapasitesini 200 binden 1 milyona çıkarabileceklerini anlattı. Açılıştan önce gazetecilerle bir araya gelen Mustafa Koç, ekonomik gidişatı değerlendirdi. Koç, "Makroekonomik dengelerde bir anormallik yok. Aksine gayet iyi seyrediyor. Savaş ve benzeri bir olağanüstü gelişme yaşanmazsa 2008 yılı daha da iyi geçecektir." açıklamasını yaptı. Holdingin Rusya ve Romanya'da da fabrikaları varKoç Grubu, beyaz eşya sektöründe Arçelik, Beko ve Altus markalarıyla Türkiye lideri. Holding aynı zamanda 100'den fazla ülkeye de ihracat yapıyor. Grup, uluslararası hedefleri çerçevesinde daha önce Romanya'nın en büyük beyaz eşya üreticisi Arctic'i tesisleriyle birlikte satın almıştı. 2002 yılında da Alman Blomberg, İngiliz Leisure ve Flavel ile Avusturyalı Elektrain Brengenz markalarını bünyesine kattı. Koç Holding'in elektronik üretimini gerçekleştiren Beko Elektronik ise ünlü Alman markası Grundig'i aldı. Arçelik AŞ'nin fabrikaları şöyle: Eskişehir Buzdolabı Fabrikası (2,7 milyon adet kapasiteli), İstanbul Tuzla Çamaşır Makinesi Fabrikası (3 milyon adet kapasiteli), Ankara Bulaşık Makinesi Fabrikası, Bolu Pişirici Cihazlar Fabrikası (2 milyon kapasiteli), Romanya Soğutucu Cihazlar Fabrikası (Arctic markasıyla yılda 1,2 milyon adet üretim yapılıyor), Rusya Buzdolabı ve Çamaşır Makinesi Üretim Tesisleri (900 bin ürün kapasiteli), Çin Çamaşır Makinesi İşletmesi (200 bin kapasiteli), Tekirdağ Elektrik Motorları İşletmesi, Eskişehir Kompresör İşletmesi ve İstanbul Çok Amaçlı Motor İşletmesi. haber Necip Çakır - Changzhou_Zaman Gazetesi kaynak:

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
trance:sphere (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 199
|
| Coca-Cola nın CEO'luğuna bir Türk geliyor 06/12/2007 15:23 |
Kanaat Notu: 2   |
Pazarlama Haberleri Dünya devinin başına bir Türk  Coca-Cola Co 1 Temmuz 2008'den itibaren şirketin CEO'luğunu Muhtar Kent'in yürüteceğini açıkladı. 1978 yılında Cola kamyonlarında işe başlayan Kent, dünya devinin yeni CEO'su oluyor. ZİRVEYE YOLCULUK Dünyanın marka değeri en yüksek şirketi olarak ün yapan Coca-Cola'da Muhtar Kent'in zirveye yaptığı yolculuk.. İş hayatına ilk kez 29 yıl önce Coca- Cola'da başlayan ve daha sonra Türkiye'ye dönerek Anadolu Endüstri Holding'te önemli görevler üstlenen Muhtar Kent, şirkete 2005'te dönüş yapmıştı. Neville Isdel tarafından Kuzey Asya, Avrasya ve Ortadoğu Grup Başkanlığı göreviyle Coca-Cola'ya dönen ve Hong Kong merkezli çalışmaya başlayan Muhtar Kent, yine Başkan Isdel tarafından 200 ülkeden sorumlu olarak Coca-Cola International Başkanlığına getirilmişti. Muhtar Kent, 2006 yılında da dünyanın marka değeri en yüksek şirketi olan Coca-Cola'da İcra Başkanlığı görevine getirilmiş ve Coca Cola'nın ikinci adamı olmuştu. İŞE COCA-COLA KAMYONUNDA BAŞLADISabah Gazetesi'nde 12,08.2006'da çıkan haberde, Muhtar Kent, kariyerini şöyle anlatmıştı:  "Ben 1 Aralık 1978'de Coca-Cola'ya Amerika'da başladım. Uzun süre, 7-8 ay kamyonların üzerinde eğitim gördüm. İnsan o şekilde başlıyor, esas işi öyle öğreniyor. Müşterilere nasıl satılıyor, değişik kanallarda nasıl pazarlanıyor, raflarda teşhir nasıl oluyor... Tabir-i caiz ise çekirdekten yetiştik. Birçok ülkede birçok pazarlama görevinde bulundum. Sırasıyla İtalya'da, Hollanda'da, Türkiye'de daha sonra Viyana'da... İnsan o şekilde giderek sorumluluğu artarak, yaptığı işi en iyi şekilde yapmaya çalışarak ve bütün etrafındakilerle iyi iletişim sağlayarak ilerliyor. Yönetimde iletişim çok önemli. Üstlerinizle, altlarınızla, aynı seviyede olduğunuz kişilerle iletişim çok kritik. Basit ama iyi iletişim ve tamamen açık iletişim çok önemli. Şans da yardım etti bana, buralara geldim." kaynak:
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
olhido (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 541
|
| IPTV: Internet, telefon ve televizyon bir arada 07/12/2007 20:05 |
Kanaat Notu: 12   |
Pazarlama Haberleri IPTV: Internet, telefon ve televizyon bir arada Modern dünyanın en yaygın araçlarından olan televizyon, IPTV ile yeni bir döneme adım atıyorModern dünyanın en yaygın araçlarından biri olan televizyonun, IPTV ile yeni bir döneme adım atıyor. Gelişen teknolojiyle birlikte izleyicinin istediği programı istediği saatte seyredebileceği, televizyon üzerinden grup toplantılarının yapılabileceği, izlenen filmin senaryosunun dahi kumanda tuşları ile değiştirilebilmesine olanak sağlayan İnternet Protokol Televizyonu'nun (IPTV) Türkiye'de de hayata geçirilmesi için altyapı çalışmalarının sürdürüldüğü bildirildi. Birçok Avrupa ülkesinde kullanılan IPTV sisteminin ilerde Türkiye'ye de geleceğini belirten RTÜK Üyesi Prof. Dr. İlhan Yerlikaya, ''sistemin denetimi ile ilgili konular hazırlanmasına devam edilen RTÜK yasasında yer alacak. Sistemle televizyon, internet ve telefon hizmeti tek platform üzerinden verilecek, tek fatura olacak'' dedi.  IPTV'nin televizyon yayınlarına IP tabanlı ağlar üzerinden ulaşılarak izlenmesi olarak tanımlandığını ifade eden Yerlikaya, ''Ama gelecek bize IPTV teknolojisi sayesinde televizyonun bundan çok daha fazla işlevi olacağını, hayatımızın çok daha içine gireceğini ve eğlence alışkanlıklarımızın nasıl değiştiğini gösterecek'' dedi. İlhan Yerlikaya, RTÜK'ün henüz hazırlık aşamasında olan yeni yasasında, IPTV ve internet yayıncılığı konusunda bölümlerin olacağını dile getirerek, Türk Telekom'un da IPTV konusunda teknik altyapı çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi. GRUP TOPLANTILARI VE İŞ TOPLANTILARI YAPILABİLECEKYerlikaya, IPTV'nin televizyon yayıncılığına getireceği en büyük değişimin kişinin istediği programı istediği saatte izleme imkanı olacağını vurgulayarak, şunları kaydetti: ''İzleyici IPTV kutusu üzerindeki arayüz sayesinde kanalların yayın arşivlerine ulaşarak ilgisini çeken program, dizi, film veya spor karşılaşmalarını izleyebilecek. Bu imkan sayesinde (Televizyonda izleyecek bir şey bulamıyorum), veya (Aynı anda iki kanalda sevdiğim program var, hangisini izleyeceğime karar veremiyorum) devri bitecek. Çünkü izleyici televizyonu yayın saatine uymak yerine istediği programı istediği saatte izleyebilecek, istediği yerde yayını durdurup geri alabilecek. Bu sistem sayesinde çocuk ve yetişkinlere zararlı olan içeriklerin süzgeçten geçirilmesi ve denetlenmesi daha kolay olacak. Kullanıcı bu teknoloji sayesinde televizyon üzerinden grup toplantıları ve iş toplantıları da yapabilecek.'' TV'DEKİ OYUNCUNUN YEDİĞİ YEMEK SİPARİŞ EDİLEBİLECEK IPTV sayesinde özel videolar hazırlamak ve bunları kullanıcının diğer arkadaşlarıyla paylaşmasının çok daha kolay olacağını anlatan RTÜK üyesi Yerlikaya, IPTV ile izleyicinin sadece bir kanalda tanıtımı yapılan ürünü değil bir dizide başrol oyuncusunun taktığı gözlüğün benzerini veya restoranda sipariş ettiği yemeği kumanda üzerindeki birkaç tuşa basarak dahi satın alabileceğini, ayrıca tüm bankacılık işlemlerinin ve ödemelerinin yapılabileceğini bildirdi. Yerlikaya, IPTV'nin kişiye özel yayın yapılabiliyor olmasına, teknik olarak izleyicinin programın gidişine de yön vermesine imkan tanıdığını dile getirerek, ''Örneğin izlenen filmin bir yerinde başrol oyuncusunun iki farklı ipucuna göre gideceği yer konusunda bir seçim yapması gerekiyor. Seçimi senarist yerine izleyici kumandadaki bir tuşa basarak yapabiliyor ve filmin akışı bu seçim doğrultusunda devam ediyor. Aynı film farklı tercihlerle defalarca izlenebiliyor. İzleyici en sevilen halini arkadaşlarıyla paylaşabiliyor. Böyle bir filmin hazırlanma maliyeti mevcut filmlerden çok daha yüksek olacak. Fakat bu yöntemin izleyiciye sunacağı eğlence de benzersiz olacak'' diye konuştu. AA kaynak:
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
trance:sphere (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 199
|
| Tesco Kipa küresel ısınmaya karşı elektriğini rüzgárdan üretecek 07/12/2007 20:36 |
Kanaat Notu: 2   |
Pazarlama Haberleri Tesco Kipa küresel ısınmaya karşı elektriğini rüzgárdan üretecek Mağazalarından salgıladıkları 64 bin tonluk karbon emisyon miktarını 2020’ye kadar yüzde 50 azaltma kararı alan Tesco Kipa, kendi elektriğini kendi üretmeye başlıyor. Diktiği rüzgar gülleriyle ilk yatırımını İzmir’de gerçekleştiren Tesco Kipa tüm mağazalara yayacağı bu yatırımıyla kullanacağı enerjiyi kendisi üreten ilk perakendeci konumuna geliyor. İNGİLTERE’de küresel ısınma tehlikesine karşı salgıladıkları karbon emisyon miktarını yüzde 50 azaltma kararı alan Tesco Kipa, aynı hedefe Türkiye’de de ulaşmak için harekete geçti. Mağazalarında yılda 64 bin ton karbon salgıladıklarını tespit eden Tesco Kipa, şimdi bu oranı azaltmak için kendi elektriğini kendi üretmeye başlıyor. Diktiği rüzgar gülleriyle ilk yatırımını İzmir’de gerçekleştiren Tesco Kipa tüm mağazalara yayacağı bu yatırımıyla mağazalarında kullanacağı enerjiyi kendisi üreten ilk perakendeci konumuna geliyor. EPDK’dan tüm izinlerini almış olmasına karşın, dışarıya elektrik satmayacağına dikkat çeken Tesco Kipa bu projesiyle Kyoto sözleşmesine göre karbon emisyonunu 12 yılda yüzde 5.5 azaltmayı taahhüd eden ülkeleri bile geride bırakıyor. 300 BİN KİLOVAT SAAT İzmir’de kurduğu rüzgar gülü ile ilk etapta 300 bin kilovat saat enerji üretecek olan Tesco Kipa bu proje için 1 milyon doların üzerinde yatırım yaptı. Büyük rüzgar güllerininin küçültülmüş halini mağaza bazlı planlayan perakendeci bu projeyi yer açısından uygun olan tüm mağazalarında yaygınlaştırmayı hedefliyor. Bünyelerindeki inşaat ekibi vasıtasıyla rüzgar güllerini kendisi diken Tesco Kipa 2008 yılı sonuna doğru ilk yatırımından elektrik elde etmeye başlayacak. Perakendecinin bu yatırımının kára dönüşmesi 20-25 yıl alacak. ELEKTRİK BÜYÜK SORUN Tesco Kipa Küresel ısınma tehlikesine karşı kurumsal sorumluluk projeleri kapsamında rüzgardan elektrik üretmenin yanısıra doğalgazı da enerjiye dönüştüreceği Co Jenerasyon projesi üzerindeki çalışmalarını sürdürüyor. Tesco Kipa yüzde 57’si elektrikten, yüzde 25’i soğutucu gazlardan, yüzde 11’i de nakliyeden kaynaklanan karbon emisyonunu tüm bu projelerle yarıya indirmeyi hedefliyor. GÜN IŞIĞIYLA AYDINLATMA Elektrik tüketimini azaltmak için temiz enerji arayışlarını sürdüren Tesco Kipa bunun için ilk adımı Marmaris’teki mağazasında attı. Çatıya kurduğu güneş panelleriyle kendi elektriğini üreten Tesco Kipa aynı ğprojeyi Kuşadası’nda da geliştirdi. Tesco Kipa Kuşadası’nda aydınlatma için gün ışığından yararlandı. Gün ışığını bir mekanizmadan filtre ederek mağazanın aydınlatılmasını sağlayan projenin şimdi yapılacak tüm mağzalarda uygulanması hedefleniyor. 3-5 YIL KÁR YOK Tesco Kipa’nın hızlı yatırımları nedeniyle 3-5 yıl daha kar edemeyecek gibi göründüğünü söyleyen Kurumsal İletişim Müdürü Gürcan Önol "Uzun vadede yatırımcılarımız da sevinecekler. Kár etmediğimiz için sosyal sorumluluk projelerini vergiden düşemiyoruz. Tamamıyla kendimiz karşılıyoruz" dedi. Türkiye’de kurumsal sorumluluk ile sosyal sorumluluk konusu karıştırıldığına dikkat çeken Önol, kurumların kendilerinin oluşturdukları zararları engellemeye veya minimilizeye yönelik olan çalışmaları oluşturan kurumsal sorumluluğun zaten beklenen ve yapılması gereken birşey olduğunu da söyledi. Şartlar oluşunca satın alma yaparızTESCO’nun her yerde satın alma yaptığını ve Türkiye’ye 2003 yılında Kipa’yı da satın alarak girdiğini söyleyen Gürcan Önol Migros satışıyla ilgili olarak "Şirketimiz, satın alma yapmaz diyemeyiz. Ama önemli olan kimi, nerede, ne zaman, ne kadara satın aldığımız. Satın alma için bu dört şartın oluşması gerekiyor. Sadece satın alma yapmak için satın alma yapmayız" dedi. İstanbul öncelik değil ama çalışmalar sürüyorHER zaman İstanbul’da mağaza açma önceliklerinin olmadığını belirten Önol "Mağaza açılması gereken birçok başka yer var. Bu yerler de İstanbul kadar önemli. Büyüme sürecimiz içerisinde birçok mağaza açtık." dedi. Kipa’ya iki yeni özel marka geliyorKİPA VE Kipa Pazar adlı özel markaları bulunan Tesco Kipa şimdi de masaj yağı gibi lüks ürünlere yönelik Kipa Finest markasını çıkartmaya hazırlanıyor. Kipa Pazar ile en ucuz, Kipa markası ile de kaliteli ama makul fiyatlı ürünleri pazarlasyan Kipa, Finest kategorisi ile pazara sürdüğü ürünlerde lider markadan bir üst kalite üretim yapacak. Bu ürünlerin fiyatı da en pahalı fiyata sahip olacak. Kipa ayrıca Sağlıklı Yaşam Ürünleri markası ile müsli, puding, yoğurt gibi ürünlerin satışına da başlayacak. Ömür boyu kullanılan poşet satacakÇEVREYE verdikleri zararı azaltmak için hayat boyu kullanılabilir poşetler üretmeye başlayan Tesco Kipa bu poşetleri 50 kuruş ile 14 YTL arasında bir bedelle satışa sunacak. Geri dönüştürülebilir bir madde ile yapılacak bu poşetler yırtılırsa, mağazalar tarafından hayat boyu ücretsiz yenilenecek. Müşteri o poşetle geldiğinde Club Card’ı varsa, alışverişinden normalin iki katı yeşil puan kazanacak. haber Ayşegül AKYARLI GÜVEN-Hürriyet Gazetesi kaynak: 
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
trance:sphere (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 199
|
| Küresel markalar artık yereller gibi davranmak zorunda 07/12/2007 20:43 |
Kanaat Notu: 2   |
Pazarlama Haberleri Küresel markalar artık yereller gibi davranmak zorunda '2005 Avrupa Yılın En İyi Konuşmacısı Ödülü' sahibi Prof. Richard Scase, Axess Interactive Konferansı'nın bu yılki konuğu, oldu. Scase gelişmekte olan piyasalardaki tüketicilerin durumunun, küresel şirketlerin iş yapış biçimlerini değiştirdiğini, küresel ekonominin yeniden yapılandığını söyledi.  Scase, 20'nci yüzyılda küresel markaların ve değerlerin hep ABD tarafından yönlendirildiğini savunarak, şunları kaydetti: "Şimdi paradigma değişimi başladı. ABD, yumuşak güç olarak sona erdi. Yerel markaların giderek daha önem kazandığını görmekteyiz. Şimdi küresel markalar kendilerini yerel olarak yeniden tanımlamak zorunda kalıyorlar ki yerellerle rekabet edebilsinler. Artık ABD değerleri, küresel marka anlamına gelmiyor. Yerel değerlerin küreselleştiğini görüyoruz." 2010 yılı tüketicisinin Rusya, Hindistan, Çin ve Türkiye gibi ülkelerde yükseldiğini ifade eden Scase, markalar savaşında da küresele karşı yereli gördüklerini söyledi. Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul da "Carrefour, Tesco, Metro Group, Media Markt, Darty ve Electro World burada. Biz de kuvvetli yerel markalar yaratarak rekabette öne çıkabiliriz" diye konuştu. kaynak:
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
trance:sphere (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 199
|
| Kurbanlık fiyatları el yakıyor! 07/12/2007 20:52 |
Kanaat Notu: 2   |
Pazarlama Haberleri Kurbanlık fiyatları el yakıyor! Yaklaşan kurban bayramıyla birlikte kurbanlıkların fiyatları da belli olmaya başladı. İşte illlere göre değişiklik arz eden ortalama kurbanlık fiyatları... Yaklaşan kurban bayramıyla birlikte kurbanlıkların fiyatları da belli olmaya başladı. İllere göre değişiklik gösteren kurbanlık fiyatları büyükbaşlarda Ankara'da bin YTL'den, İzmir’de de bin 500 YTL'den başlıyor ve 5 bin YTL'ye kadar çıkıyor. Küçükbaş kurbanlık fiyatları ise 150-400 YTL arasında değişiyor. Büyükbaş kurbanlıkların Ankara’da 1-3 bin YTL, İzmir’de bin 500-5 bin YTL, Bursa’da bin 500-3 bin 500 YTL, küçükbaş hayvanların fiyatları ise Ankara’da 150-200 YTL, İzmir’de 250-400 YTL, Bursa’da 350-400 YTL arasında oluşacağı tahmin ediliyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği ( TZOB ) tarafından yapılan yazılı açıklamada, son yıllarda hayvancılığa verilen desteklerin artırılmasına rağmen yetiştiricilikte azalmaların önüne geçilemediği vurgulandı. Geçmiş yıllarda kurbanlık hayvan üreticilerinin oldukça iyi kazançlar elde ettiğinin altı çizilen açıklamada, şimdi ise yeterince karlı olmadığı belirtildi. Açıklamada, yetiştiricilik yapan üreticilerin bu yıl bayram döneminde beklentilerinin hiç de umut verici olmadığı ifade edildi. TZOB verilerine göre, kurban bayramı döneminde hayvan fiyatları büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda illere ve canlı ağırlığına göre değişiyor. Fiyatların byükbaş hayvanlarda bin-5 bin YTL , küçükbaşlarda ise 150-500 YTL arasında değişeceği, karkas fiyatının kiloda 10 YTL dolayında olacağı tahmin ediliyor. Büyükbaş hayvanların Ankara’da bin-3 bin YTL, İzmir’de bin 500- 5 bin YTL, Bursa’da bin 500 - 3 bin 500 YTL, Van’da bin 500- bin 600 YTL, Şanlıurfa’da bin -2 bin 500 YTL, Balıkesir’de 2 bin-2 bin 500 YTL, Konya’da bin 500-2 bin 500 YTL arasında olması bekleniyor. Küçükbaş hayvan fiyatlarının ise Ankara’da 150-200 YTL, İzmir’de 250-400 YTL, Bursa’da 350-400 YTL, Van’da 170-180 YTL, Şanlıurfa’da 150-300 YTL, Balıkesir’de 300-500 YTL, Konya’da ise 150-250 YTL arasında olması öngörülüyor. -ÜRETİCİLERİN BAŞ SORUNU YEM FİYATLARI-TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kurbanlık hayvan yetiştiren ve satışını yapan üreticilerin sorunlarının her yıl katlanarak attığını belirterek, kurbanlık hayvan yetiştiren üreticilerin her yıl yaşadığı sorunların başında yem fiyatlarında yaşanan artışlar olduğunu söyledi. Geçen yıl kilosu 30 Ykr dolayında olan yem fiyatlarının bu yıl yüzde 100 artarak 60 Ykr ve üzerine çıktığını kaydeden Bayraktar, “Üreticilerimizin özellikle yem maliyetleri ciddi oranda artmıştır. Yemi, fabrikalarından vadeli alan üreticilerde ise yem fiyat artışları vade farkından dolayı daha da fazladır” dedi.  Kurbanlıkları metropol illerde belediyelerin belirlediği yerlerde satmak isteyen üreticilerin, kurban süresince hayvanlarını bulunduracakları yerlere kira bedeli olarak ortalama 750-bin YTL arasında bir ücret ödediklerini ifade eden Bayraktar, “Bazı illerde belediyeler bu yerleri özel şahıslara uzun süreliğine kiralamış durumdalar. Bundan dolayı kira bedelleri özel şahıslar tarafından yüksek olarak belirlenmektedir. Örneğin, Bursa’da bu yıl özel şahsa kiralanan 25 büyükbaş hayvanın barınabileceği satış yerinin kirası 2 bin 800 YTL’dir. Bu rakam 25 küçük baş hayvan için ise 400-500 YTL civarındadır. Bu durum hayvan üreticilerin maliyetlerini daha da arttırmaktadır” diye konuştu. Kurbanlık hayvan üreticilerinin yaşadığı bir diğer önemli sorunun da yüksek nakliye ücretleri olduğunu dile getiren Bayraktar, hayvanlarını başka bölgelerde satmak isteyen üreticilerin ciddi bir nakliye ücreti ile karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Yapılan yem, kira ve nakliye gibi masrafların üreticileri zor durumda bıraktığının altını çizen Bayraktar, maliyetlerin artmasına rağmen bu yılki fiyatların geçen yılın fiyatlarıyla ortalama olarak aynı olduğunu kaydetti. (ANKA) kaynak:
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 615
|
| Xerox'tan hibrit arama buluşu 07/12/2007 22:05 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri Xerox'tan hibrit arama buluşu Xerox, metin ve görüntüyü aynı anda arayan “hibrit” bir sınıflandırma yazılımı geliştirdi.Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Xerox, teknoloji dünyasına yön veren buluşları ile adından söz ettirmeye devam ediyor. Xerox'un Fransa Grenoble'da yer alan Avrupa AR-GE merkezinde metin ve görüntüyü birarada arama imkanı veren yeni bir yazılım geliştirildi. Bu yeni teknoloji elektronik ve kağıt ortamındaki metin ve görüntü içeren dokümanların "hibrit" (birarada) sınıflandırılmasını sağlayacak. Xerox Avrupa AR-GE Merkezinde, Xerox'lu bilim adamı Marco Bressan liderliğinde geliştirilen bu teknoloji, metinden ilgili resimlere, resimden de ilgili metinlere gidilmesini sağlıyor. Hibrit sınıflandırma yazılımı, yazılı metinde geçen tanımlamalarla, o metinde kullanılan resimleri ilişkilendirirken, aynı şekilde resim tanıma teknolojisi de resmi tanımlayarak resmin yanında kullanılan metni resim ile ilişkilendiriyor. Sonuç olarak, bilgisayar da ya da internet üstünde bir konu araması, arşiv taraması yapıldığında ilgili yazılı metinlerle birlikte o konuyla ilgili resimler de kullanıcının ekranına yansıyor. Dolayısıyla resim için ayrı bir arama metin için ayrı bir arama yapılmamış oluyor. Örnek vermek gerekirse, yeni yazılımı kullanarak,internet üzerinde Kapadokya ile ilgili arama yapan bir kişi Kapadokya ile ilgili yazılı bilgilere ulaşırken, o yazılarda tanımlanan görselleri de metinle birlikte aynı anda görüntüleyebilecek. İnternet ve bilgisayar teknolojilerinin gelişimi, metin ve resimlerin birarada kullanıldığı dijital dokümanların sayısının giderek artmasına neden oluyor. Bu da elektronik aramalarda, aranan metin bilgisi ile ilgili resimlerinde aynı anda bulunmasını gerektiriyor. Mevcut arama teknolojileri ise ya metni esas alarak ya da grafik ve görüntüyü esas alarak arama yapabiliyor. Bu açığı ortadan kaldırmak isteyen Xerox bir kaç seneden beri resim ve metin tanımayı sağlayan geliştirilebilir, akıllı yazılım programları üzerine çalışıyordu. Xerox'un bu konu ile ilgili ilk buluş duyurusu bundan yaklaşık üç yıl önce yapılmıştı. O dönemde Xerox, resimleri belli bölgelere (pattern) bölerek, dosya adına bakmadan resmi, resminden tanımayı sağlayan akıllı resim tanımlama yazılımını duyurmuştu. Yeni geliştirilen yazılım ise "hibrit" (ikisi aynı anda) çalışma esasına göre işleyen, metin ve resmi birarada tanıyan ileri düzeyde geliştirilmiş bir yazılım. Metni ve görüntüyü bir arada arayarak büyük kolaylık sağlayan yazılım; resim ve metin içeren dokümanları bilgisayar ortamına tarar veya kaydederken, kişilerin elle yaptığı tanımlamaları da minimize ediyor. Böylece yeni hibrit yazılım, bilgisayar ortamına bilgi aktarırken daha az operatör desteği gerektiriyor. PC World Türkiye kaynak:

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 615
|
| 20 milyon $'lık koltuğun yeni sahibi Muhtar Kent 07/12/2007 22:40 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri 20 milyon $'lık koltuğun yeni sahibi Muhtar Kent Yıllık 20 milyon dolar maaş alan eski CEO Neville Isdell'in koltuğunu devralan Kent'in, eski başkana eşdeğer gelir elde edeceği belirtiliyor.. Coca-Cola 145 milyar dolarlık piyasa değeriyle küresel içecek dünyasının en büyük şirketi olarak biliniyor. Dün CEO'luk koltuğunu Muhtar Kent'e devredeceği duyurulan eski başkan Neville Isdell ise sektörün zirvesinde bulunan en güçlü şirket başkanı olarak tanınıyordu.  Isdell, Coca-Cola için çalıştığı 36 yıl içerisinde sayısız başarıya imza attı. Sektörü yakından izleyen çevreler Muhtar Kent'in CEO'luk koltuğunu Isdell'den devralmasının önemli bir adım olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret ederek, kurum içerisinde Kent'e olan güvenin zirvede olduğuna dikkat çekiyor. Isdell sektörün en büyük şirketinin başkanı olarak oldukça yüklü maaş alıyordu. Forbes dergisinin araştırmasına göre Coca-Cola CEO'su olarak yıllık toplam 1.5 milyon dolar maaş alan Isdell, sahip olduğu hisse senetleri gelirleriyle gelirini 14 milyon dolara çıkarıyordu. MUHTAR'IN İŞİ ZOR  Şirketten çalışanlara verilen primlerle birlikte Isdell'in toplam maaşının ise yıllık 20 milyon dolara ulaştığı ifade ediliyor. Son hesaplamalarla birlikte şirketin CEO'luğunu devralan Kent'in de Isdell'in maaşına yakın düzeyde bir maaş elde edeceği belirtiliyor. Ancak uzmanlara göre CEO'luk görevini Neville Isdell'den devralan Muhtar Kent'i oldukça zorlu bir görev bekliyor. Şirketin sektördeki en büyük rakibi PepsiCo ile yaşadığı rekabet her yıl biraz daha kızışıyor. PepsiCo içecek sektöründe yaptığı satışlara eklediği çerez portföyüyle Coca-Cola ile arasında bulunan ciro ve piyasa payı farkını hızla kapattı. Yapılan yorumlara göre Kent, hem karizmatik Isdell'in yerini doldurup yokluğunu hissettirmeyecek, hem de ezeli rakibi PepsiCo ile rekabette Coca- Cola'yı lider pozisyonda tutmak için yoğun çaba harcamak zorunda kalacak. Uzmanlar bunun için Kent'in ürün portföyü konusunda yeni atılımlar içerisine girmek zorunda kalabileceğini söylüyor. CEO'LUĞA ZATEN HAZIR Diğer yandan şirketin özellikle gelişmekte olan ülke piyasalarına yönelik stratejilerinin de yeniden gözden geçirilerek başta Çin, Hindistan ve Uzakdoğu olmak üzere şirketin etkinliğini daha da artırma gayreti içerisine gireceği tahmin ediliyor. Ancak Kent'in 2007 yılı içerisinde şirketin piyasa hakimiyetini artırmaya yönelik gerçekleştirdiği 5 milyar dolar değerindeki şirket alımlarının yeni başkanın bu koltuk için çoktan hazır olduğu yönünde değerlendirildi. kaynak:

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 615
|
| Google, Microsoft ve Yahoo nun Cepte Reklam Kavgası 07/12/2007 22:52 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri Google, Microsoft ve Yahoo nun Cepte Reklam Kavgası  Google, Microsoft ve Yahoo gibi internet ve yazılım devleri cep telefonlarında reklam satarak gelecek 10 yıl içinde milyarlarca dolar gelir elde etmeyi hedefliyor. Ancak önlerindeki en büyük engel iki büyük hat sağlayıcı şirket.CEPTE REKLAM KAVGA ÇIKARDIGoogle, Microsoft ve Yahoo gibi internet ve yazılım devleri cep telefonlarında reklam satarak gelecek 10 yıl içinde milyarlarca dolar gelir elde etmeyi hedefliyor. Ancak bu şirketlerin önlerindeki en büyük engel birbirleri değil, mobil internet hizmetlerinden aldıkları ücretleri yüksek düzeyde tutan AT&T ve Verizon Wireless gibi kablosuz hat sağlayıcıları. Google, Microsoft ve Yahoo, cep telefonundan internet aramalarıyla ulaşılan web sayfalarına koyacakları ilanlarla reklam satışlarını katlamak istiyor. Telekom şirketleri ise reklamlarla fonlanan internet ve telefon hizmetlerinin abonelerinden sağladıkları gelirlerde azalmaya yol açmasından endişeleniyor. Çünkü ucuz internet girişi abonelerin hat sağlayacılarının benzer hizmetlerini es geçerek kolayca Google'a erişmelerini sağlayabilir. Cep telefonunda reklam pastasının 2011 yılında 16.2 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması bekleniyor. EMarketer adlı araştırma kuruluşu gelecekte reklam satışların yarısının cep telefonlarında gerçekleşeceğini tahmin ediyor. San Francisco merkezli Organic reklam kuruluşunun mobil uygulamalar biriminin başında olan Chpad Stoller, Bloomberg haber ajansına yaptığı açıklamada "Hat sağlayıcıları para kazandıkları alanları korumak ve yeni yollar bulmak istiyorlar. Telefon şirketleri tüketici ve telefon ilişkisinin her aşamasını kontrol etmek istiyor. Diğer bir deyişle şebekeleri üzerindeki kontrollerini kaybederek müşterilerini kaybetmek istemiyorlar." dedi. Dünyanın en popüler internet arama motoru olan Google, 10 yıl içinde gelirlerinin yarısını cep telefonlarından elde etmeyi planlıyor. Dünyanın en büyük yazılım şirketi Microsoft da kişisel bilgisayar programları dışında yeni gelir kaynakları arayışında. Yapılan araştırmalar 2008'de cep telefonu abonesi sayısının PC sahipleri sayısının 3 katına ulaşacağını gösteriyor. ABD'de bir cep telefonu abonesi temel görüşme hizmetleri için ayda ortalama 40-50 dolar civarında ödeme yapıyor. AT&T, Verizon ve Nextel gibi operatörler internet kullanmı için 30-40 dolar alıyor. İnsanların aradıkladıkları dükkanları bulmaları gibi hizmetler için de 10 dolar ücret isteniyor. Farklılıklar gelişmeyi engelliyorInternet hattı sağlayıcıları internete girişlerde ve zil melodilerinde reklam uygulamalarıyla gelirlerini artırdı. ABD'de çok farklı şebeke, telefon ve programın bulunması da cep telefonlarında online reklam uygulamalarının yaygınlaşmasını engelliyor. Japonya'da cep telefonu kullanıcılarının yarısından fazlası bu hatlar üzerinden internete girerken, ABD'de bu oran yüzde 13'te kaldı. Microboft'un reklam birimi Atlas'ın başkan yardımcısı olan Scott Ferris bu alanda yaşanan karmaşıklığı "Her şey Arap saçı gibi. Standart yok" diyerek özetledi. ABD'nin en büyük cep telefonu operatörü AT&T'nin kablosuz hat biriminin başında olan Ralph de la Vega ise, güçlü telefonlara sahip olmayan kullanıcıların reklamları görme konusunda sorun yaşama olasılığının kendisini endişelendirdiğini belirterek "Bunu doğru bir şekilde yapmak istiyoruz. Bu çok önemli" dedi. Microsoft son 2 yıl içinde mobil reklam varlıklarına sahip 5 şirket satın aldı. Bu şirketlerin arasında Tellme Network ve Aquantive de bulunuyor. Google 2005'te herkesin kullanabileceği temel telefon yazılımları üreten Android'i satın aldı. Google, cep telefonu operatörleri ile reklam projeleri konusunda görüşmelerini sürdürüyor. kaynak:

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 615
|
| Lüks seyahat pazarında daha da güçleneceğiz. 07/12/2007 23:13 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri Lüks seyahat pazarında daha da güçleneceğiz Turizmde son 4 yılda 3 ayrı markayı bünyesine katan Setur, 2008'de kongre çalışmalarına ağırlık vererek, kurumsal işlerinde yüzde 10 büyümeyi hedefliyor. Genel Müdür Özbey, "Lüks seyahat pazarında yeni markaların Türkiye temsilciliklerini alarak pazardaki konumumuzu güçlendireceğiz" dedi Setur, Lüks Markalar Fuarı'na Abercrombie and Kent ve The Cruise Line markaları ile katılıyor. Turizm sektöründe son 4 yılda The Cruise Line, Bcd Travel ve Abercrombie and Kent adlı üç markayı bünyesine katan firma, bu fuarla tüketicilere ürünlerini daha iyi tanıtmayı amaçlıyor. Referans Gazetesi'nin haberine göre Setur Genel Müdürü Üstün Özbey, lüks seyahat sektöründe yeni markaların Türkiye temsilciliklerini alarak pazardaki konumlarını güçlendireceklerini dile getirdi. Özbey, sektörde yer alan tüm iş kollarını takip ettiklerini ve tüm iş kollarında lider olmayı amaçladıklarını da sözlerine ekledi.  Setur olarak kaliteli hizmet sunmanın ve müşteri memnuniyetinin kendileri için çok önemli olduğunu aktaran Özbey, lüks turizmin son dönemlerde hem Türkiye'de hem de dünyada hızla geliştiğini söyledi. Gelişen lüks turizm sayesinde firmalarının imaja yönelik çalışmalarının lüks tüketim yapacak kitleye göre belli kriterlere sahip olduğunu bildiren Özbey, lüks turizmin Setur için uzak bir değer olmadığını söyledi. Şirketlerinin her sene yeni yatırımlarla güçlendiğini ve dinamik kaldığını belirten Özbey, global pazarda kuvvetli olmak için yenilikleri takip etmek gerektiğinden söz etti. Bu yenilikleri kendi şirketlerinde hem iş hem de çalışan bazında uygulamaya koyduklarını ileten Özbey, Setur olarak inovasyona yönelik çalışmalarının devam ettiğini kaydetti. 'Lüks turizmi daha çok işadamları tercih ediyor' 2008 yılında kongre alanına daha çok ağırlık vereceklerini ve kurumsal işlerinde yüzde 10 büyüme hedeflediklerini kaydetti. Yoğun iş temposu, stres ve günlük hayatın zorluklarından uzaklaşmak isteyen insanların problem yaşama riski az olan lüks seyahati tercih ettiklerini ifade eden Özbey, "Tüm sene boyunca çalıştıktan sonra sorunsuz ve dört dörtlük hazırlanmış bir tatille tüm yılın yorgunluğunu atmak insanların en doğal hakkı. Lüks turizme yönelik markalarımızı da genellikle yoğun tempodaki iş sahipleri, iş adamları ve aileleri tercih ediyor" dedi. Geçen yıllarda bir çok sosyal sorumluluk projesinde yer aldıklarını söyleyen Özbey, bu konularda Koç Holding ile paralel doğrultuda gitmeye çalıştıklarını dile getirdi. Geçen sene Bağlarbaşı'nda bir okulun renovasyon çalışmalarını yaptıklarını kaydeden Özbey, bu sene de Kimsesizler Yurdu'na bağlı çocuk yuvasının çağdaş dünyaya uyması amacıyla bir çok faaliyette bulunduklarını belirtti. Hem yuvaya yatırım yaptıklarını hem de yuvadaki çocukların sosyal gelişimini sağlamak amacıyla çeşitli geziler düzenlediklerini ifade eden Özbey, önümüzdeki yıllarda da bu konulardaki çalışmalarının büyüyerek devam edeceğini söyledi. kaynak:

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 615
|
| Güllüoğlu, Antep mutfağını İstanbul'a Kübban ile taşıdı 07/12/2007 23:28 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri Güllüoğlu, Antep mutfağını İstanbul'a taşıdı Tatlıcı Güllüoğlu, Gaziantep mutfağının usta isimlerinden Mehmet Yılmaz ile İstanbul'a restaurant açtı. Güneşli'de Kübban ismiyle açılan ve içerisinde Gaziantep mutfağının özgün ürünlerinin yer aldığı restaurant, 2 milyon YTL'ye maloldu. 5 katlı ve 4 bin metrekarelik bir alana kurulan Kübban'da aynı anda 650 kişi yemek yiyebiliyor. Çalışan personel sayısı ise 80'e yakın. Restaurantta yemeğin ardından tatlılar da yine Kübban'ın içerisinde bulunan Güllüoğlu'ndan geliyor. GÜLLÜOĞLU DEDESİNİN İŞİNE GERİ DÖNDÜGüllüoğlu Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Güllü, neden restaurant açmaya gerek duyduklarını şu sözlerle anlatıyor: "Bu aslında bizim dedemizin işi. Gazintep'teki ilk lokantamız da böyleydi. Bir tarafta yöre yemekleri, diğer tarafta da tatlılar bulunurdu. Biz bunu İstanbul'da da denemek istiyorduk. Sonuçta 15 yıldır dostum olan ve Gaziantep yemeklerinin ustası Mehmet Yılmaz ile projeyi gerçekleştirmeye karar verdik." "Peki neden Güneşli'yi tercih ettiniz" sorusuna ise bölgenin önündeki potansiyeli göstererek yanıt veriyor: "Öncelikle bizim bu bölgede bir mağazamız yoktu. İş camiasının önemli bir bölümü burada ve yeni yapılaşmalara, gelişmeye çok açık bir bölge. Ayrıca akşam aileleri ile gelecek olanlar için de trafik ve otopark derdi yok." "Kübban bir restaurantlar zinciri olacak mı" diye sorduğumuzda, net bir yanıt alamıyoruz, çünkü bunu henüz kendisi de bilmiyor. "İleride karar vereceğiz" diyor Güllü, "bu şekilde büyük restaurantlar halinde mi büyüyeceğiz yoksa daha ufak lokantalarla mı belli değil. Önce bir buraya bakalım..." MUTFAKTAN PATRONLUĞAGülloğlu markası Türkiye'nin en çok tanınan markalarından. Peki tatlı işinden sonra lokantacılığa kapı açtıkları ortakları Mehmet Yılmaz kim? Gaziantep mutfağının meraklıları, çekirdekten yetişen Yılmaz'ı iyi tanıyor... "1979 yılından bu yana aşçılık yapıyorum. İstanbul'a Samatya'daki Develi restaurantının mutfak şefi olarak geldim. 1992 yılına kadar Develi'de çalıştıktan sonra ilk restaurantımı Bakırköy'de, ikincisi Cevizlibağ'da açtım..." Mehmet Yılmaz'ın 7 senelik bir ABD macerası da var. 2000 yılında ABD'de bir restaurant açan Yıldız, üç sene boyunca bu ülkede kalarak işinin başında durmuş. Ancak daha sonra hem vizede problem yaşayıp hem de memleket hasreti ağır basınca Türkiye'ye geri dönmüş. Oradaki lokantayı da henüz 1-2 ay önce tamamen devretmiş. Mehmet Yılmaz ile Faruk Güllü, şimdi Gaziantep mutfağını İstanbullular'a tanıtmak için beraber çalışacaklar. Malzemelerinin çoğunun Gaziantep'ten geldiği kebaplar, çorbalar, salatalar ve yöresel yemekler, meraklılarını bekliyor. NE KADARA ÇIKILIR? İçki servisinin olmadığı restauranttan ortalama 30-35 YTL'ye çıkmak mümkün. Çorbalar 3 YTL seviyesinde. Salatalar ortalama 5 YTL iken, ara soğuklar 3-7 YTL, ara sıcaklar da 1-4 YTL arasında değişiyor. Kebaplar ise 10 YL'den başlıyor, 17 YTL'ye kadar çıkıyor. Örneğin restaurantın spesyallerinden biri olan Kübban kebabı 16 YTL. Tatlılar ise Güllüoğlu'ndan ve ortalama fiyatlar 4-5 YTL seviyesinde bulunuyor. İçecekler de 3-5 YTL seviyelerinde. Son bir not; restauranta ismini veren Kübban, fotoğrafta gördüğünüz bir ekmek çeşidi. Pişerken kabarıyor ve içi boşalıyor. Yemesi hem kolay hem de keyifli hale geliyor. hurriyet.com.tr kaynak:  [/b]

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
life (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 615
|
| Lüks markaların pazar payı daha da artacak 08/12/2007 23:45 |
Kanaat Notu: 0   |
Pazarlama Haberleri Lüks markaların pazar payı daha da artacak  Rotap'ın patronu Mehmet Ali Bal, Türkiye'de erkeklerin kadınlara göre daha fazla markalı saat aldığını belirterek, "Erkek müşterilerimiz klasik saatleri tercih ediyor. Kadınlar ise mücevherle bezenmiş modellere ilgi gösteriyor." dedi. Kişi başına milli gelirin artması, refah seviyesinin de artmasını sağladı. Bu durum lüks markalara olan ilginin de artmasına sebep oldu. Özellikle saat, çanta ve kalem gibi aksesuara dönük ürünler imal eden markaların satışlarında yaşanan patlama da bu durumu teyit ediyor. Rolex saatlerinin Türkiye distribütörlüğünü yürüten Rotap'ın Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Bal, "Gelir seviyesindeki değişimle birlikte lüks markaları tercih edenlerin sayısında da gözle görülür bir artış meydana geldi.  Yükselen ekonomik performansa paralel olarak bu eğilimin güçleneceğini düşünüyoruz." dedi. Bal, Türkiye'nin dış ticaretindeki artışın da lüks tüketimdeki gelişmelere olumlu katkı yaptığını söyleyerek, "Özellikle ihracatımızın 100 milyar doları aşması, kültürel ve sanatsal etkinliklerimizin sınır aşırı etkileri, politik gücümüzün artması, vb. ülkemizde uluslararası sektörlerle ilişkilerde prestiji de dikkate alan farklı sektörlerde elit grupların varlığını zorunlu kılmaktadır." diye konuştu. İnsanların lüks ürünler kullanmaya meraklı olduğunu belirten Bal, "Bu istekler insanların gelirleriyle çatışabiliyor. Bunun için de taklit ve kayıtsız lüks ürünler tercih edilebiliyor." tespitinde bulundu. Bal, lüks bir saatin takılması güncel hayatta dikkat çekmese de en üst gelir grubundakiler için prestij olduğunu kaydetti.  Şirket olarak saatte Omega, Rolex, Mont Blanc, Tudor ve Louis Erard, kalemde Mont Blanc markalı ürünlerin distribütörlüğünü yaptıklarını anlatan Bal, lüks tüketime yönelik bu ürünlerin günlük yaşamda yaygın bir kullanıma sahip olmalarından ötürü işlevsel yönlerinin de yüksek olduğuna dikkat çekti. Türkiye'nin tek Rolex saat hastanesinin de işletmeciliğini üstlenen Rotap Grubu Rolex, Omega gibi saatlerin hem periyodik bakımlarını yapıyor hem de arızalarını tamir ediyor. Bal, distribütörlüğünü yaptıkları ürünleri cumartesi ve pazar günleri Hilton Otelin'de gerçekleştirilecek A Plus Life Style Lüks Markalar Fuarı'nda tüketiclerin beğenisine sunacaklarını sözlerine ekledi. kaynak:

|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
trance:sphere (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 199
|
| Yeni market arabası MarkitCart 09/12/2007 10:33 |
Kanaat Notu: 2   |
Pazarlama Haberleri Yeni market arabası MarkitCart MarkitCart’ın Türkiye’ye de getirilmesi planlanıyor.Mark Fraser’ın tasarım merakı küçük yaşlarda başlıyor, üniversitede mimarlık eğitimi alıyor. Bu sırada dünyayı keşfetme sevdasıyla pilot oluyor, 35 yaşına kadar pilotluk yapıyor. Derken içindeki yaratıcılık ağır basıyor ve iç mimarlığa geri dönüp yaşam alanları yaratıyor. Tasarım yolculuğu, Avustralya’da bir süpermarketin mimarisini yaptığı sırada market arabalarına olan ihtiyacı fark etmesiyle başlıyor. 1930’lardan beri kullanılan metal alışveriş arabalarına karşı koymaya karar veriyor: "Öncelikle metal araçların kullanımı çok zor. Tekerlekleri sürekli zemine takılıyor. Orta yaşlılar kullanırken belirli sayıda ürünle dolan arabalar ağırlaşarak yorucu oluyor. Otoparklarda çarptığında araçlara zarar veriyor. Ergonomik olmayan tasarımlarıyla bilek ve sırt ağrılarına neden oluyor."  2002’de başlayıp bu sene biten yeni market aracının tasarım süreci hayli yorucu geçiyor. Beş yıl boyunca ailesi de sabırla ortaya çıkacak ürünü bekliyor. Kızı, "Baban ne iş yapıyor" diyen arkadaşlarına durumu anlatmakta zorlanıp "Bir şeyler tasarlıyor işte!" diye cevap veriyor. Eşi bazen ümitsizliğe kapılıp iş ilanlarını göstererek espriler yapmaya başlıyor. Fakat Frasier geri adım atmıyor. Sonunda da market arabası anlamına gelen MarkitCart’ı tamamlıyor. MarkitCart, 50 araçla ilk kez Avustralya Toy’s’Rus’ta denendi. Fraser "Bir gün bu arabayla Avustralya’daki bir süpermarkete girdim. Kadınlar nereden aldığımı sordu.  Çocuklar annelerine biz de o arabadan istiyoruz dedi. O gün bu işi başardığımı anladım" diyor. Yeni Zelanda, ABD ve Avustralya’da çeşitli tasarım ödülleri alan MarkitCart; Avustralya, Yeni Zelanda, Tayland, Tayvan, İzlanda, Ortadoğu, Güney ve Latin Amerika, ABD marketlerinde kullanılıyor. ÖZEL FREN SİSTEMİ VARAna malzemesi yüzde yüz çevre duyarlı ve tam geri dönüşümlü polüproten. İçi tam doluyken bile kolay kullanılıyor. Güneş ışığını geçirmediği için rengi solmuyor. Kırılacak eşyalar ve sıvı maddeleri korumak için özel bölüm ve tutacaklar ekleniyor. Basınç araca arkadan uygulandığı için rahat ilerliyor. Büyük, geniş ve kendi süspansiyon sistemi üzerinde ilerleyen ön tekerleklerle yere tutunuyor, zeminlere takılmıyor.    Aracın arkasında kolay kullanım ve güvenlik amaçlı özel bir fren sistemi var. Çocukların market arabalarına otururken rahat etmeleri için bir bar ve emniyet kemeri konmuş. Darbe emici yumuşak plastik yapısı sayesinde keskin noktası bulunmuyor. Hızı kullanıcıların ortalama yürüme hızıyla sınırlandırılmış. Türkiye’de B&T Design tarafından pazarlanıyor. İçindeki çip sayesinde dünyada yeni kullanılmaya başlanan RFID sistemden yararlanılıyor. Bu sayede ürünlerinizi arabadan çıkarmadan barkotlarını toplu olarak okutabiliyorsunuz. Araç yan bölmelerine reklam alabilecek şekilde dizayn edilmiş. kaynak:
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
trance:sphere (Kullanıcı)
Çılgın Profesör
Gönderiler: 199
|
| Ucuz gıdanın sonu geldi 09/12/2007 11:16 |
Kanaat Notu: 2   |
Pazarlama Haberleri Ucuz gıdanın sonu geldi Economist dergisi tüm dünyada hızla yükselen gıda fiyatlarını mercek altına aldı. Sonuçlar hiç iç açıcı değil... Gıda fiyatlarının 2007’de yüzde 75’lik bir artış gösterdiğini yazan The Economist dergisi tüm dünyada hızla yükselen gıda fiyatlarını mercek altına aldı. Tarım fiyatlarındaki artış anlamına gelen agflasyon ve biyodizelin hızlı yükselişinin etkisiyle gıda fiyatlarının önümüzdeki yıllarda da artmaya devam edeceğini yazan dergi, trendin dünya için çok büyük bir tehlike ve fırsat yarattığının da altını çizdi. Vatan Gazetesi'nin The Economist'e dayandırarak yaptığı habere göre, 1974-2005 yılları arasında gıda fiyatları dünya piyasalarında reel bazda yüzde 75’lik bir azalma gösterdi. Gıda öyle ucuzladı ki Batı dünyası obeziteyle savaşmaya başladı. İşte bu nedenle 2007 yılında gıda fiyatlarında yaşanan yükseliş tüm dünyada büyük bir şaşkınlık yarattı. Artış trendinin olağandışı olduğunu yazan The Economist dergisi yükselen fiyatları “Ucuz gıdanın sonu geldi” başlığıyla masaya yatırdı. SON İKİ YILDA GIDA FİYATI REEL BAZDA % 75 ARTTI İlkbahar aylarından beri buğday fiyatları neredeyse ikiye katlandı. Güneşin altında yetişen hemen hemen tüm mahsül; mısır, ayçiçeği, hatta süt, aklınıza ne gelirse tümünün fiyatı nominal bazda tepe noktasına ulaştı. The Economist’in gıda fiyatı endeksi 1845 yılından beri en yüksek seviyeye ulaştı. Reel bazda fiyatlar 2005’ten bu yana yüzde 75 seviyesinde sıçrama gösterdi. ÇİNLİ ARTIK DAHA ÇOK YİYOR AGFLASYON YARATIYOR Şüphesiz yüksek fiyatlarla çiftçiler daha fazla yatırım ve daha fazla üretim yapacak ancak fiyatlardaki yükselişin daha uzun bir süre devam etmesi bekleniyor. Bunun en önemli nedeni olarak ise Çin gibi gelişmekte olan ekonomilerin zenginliğindeki artışla birlikte insanların yemek yeme alışkanlığındaki değişimin yarattığı agflasyonun yattığı söyleniyor. İklim değişikliği ile biyoyakıt üretimindeki hızlı gelişme de gıda fiyatlarını yukarı tetikliyor. Batı basınındaki ekonomi yazılarında bu artış trendi “agflasyon” olarak tanımlanıyor. “Tarımla ilgili” anlamına gelen “agro” kökünden türetilmiş bir kavram olan agflasyonu anlamak için şöyle bir örnek veriliyor: 1985 yılında 20 kilo et yiyen bir Çinli tüketici, bu yıl tam 50 kilo et tüketiyor. Bu, dönüp buğday talebini artırıyor. Çünkü bir kilo et üretmek için 8 kilo buğday gerekiyor. Bu da zamları tetikliyor. FAKİR ÜLKELERİN ÇİFTÇİLERİ ARTIŞ İLE ZENGİNLEŞECEK Gıdanın pahalanması, çok büyük fayda ve zararlar yaratma potansiyeli yaratıyor. Özellikle fakir ülkelerde kırsal kesimde yaşayan tüketiciler için zor günler kapıda. Zaten bütçelerindeki en önemli kısmı oluşturan gıda ürünlerine çok daha fazla ödemek zorunda kalacaklar. Fiyat artışı, tarımla ilgili iş yapan çevrelere ve çiftçilere ise olumlu yansıyacak. Zamlar, birçok fakir bölgede istihdam ve ekonomik gelişmenin en önemli kaynağı olan tarımı canlandıracak. DOĞRU POLİTİKALARLA İŞSİZLİĞİN İLACI BULUNABİLİR Her ne kadar gıda fiyatları arz ve talebe göre belirleniyor olsa da The Economist’e göre bundan sonrası hükümetlerin yaşanan trend değişimini doğru yönetebilmesine kalıyor. Eğer politikacılar bir şey yapmaz ya da yanlış politikalar uygularsa özellikle kırsal kesimdeki fakir halk için çok zor günler başlayacak. Ancak eğer doğru politikalar yürütülebilirse en fakir ülkeler hızla zenginleşebilir. Tarım sektörleri devlet sübvansiyonu ile yaşama noktasından çıkar, işsizliğin önlenmesinde çok etkili bir silah yaratılmış olur. Ancak şimdilik bu yönde umut vadeden çok az adım atılabildi. Tüm dünyada tarım politikaları yarım yüzyıldır hükümet desteği üzerine kurulmuş durumda. Sübvansiyonlar ve ticari engeller büyük bir maliyet oluşturuyor. Zengin ülkelerde tarım kesimini desteklemek için harcanan trilyonlarca dolar, vergileri yükseltti, fazla üretime yol açarak dünya fiyatlarını etkiledi ve gelişmekte olan ülkelerdeki fakir çiftçilerin hayatını daha da zorlaştırdı. ETHANOLÜ SÜBVANSE ETMEK ORMANLARI DA YOK EDİYORVe tüm bu yaşananlara agflasyonun eklenmesiyle işin rengi tam olarak değişti. Örneğin Amerika sadece ethanolü sübvanse etmekle kalmıyor, fiyatları düşüren eski buğday sübvansiyonlarını da mısırla değiştirerek fazla üretimi destekliyor. Böylece etkileşim katlanarak büyüyor. Şimdilerde Rusya ve Venezuella gibi ülkeler tüketicilere yardım ve fiyat kontrolleri gibi politikalarla Amerika’nın ethanol üreticilerine yaptığı yardımı dengelemeye çalışıyor. Bu arada yükselen buğday fiyatları insanları, ormanları yok ederek çok daha fazla mısır ekmeye yönlendiriyor. ‘En riskli 3 ülkeden biri Türkiye’Unicredit artış paralelinde yaptığı analizde gıda fiyatlarının Avrupa’nın gelişmekte olan piyasalarında enflasyon için devam eden bir risk olmayı sürdüreceğini açıkladı. Unicredit, TÜFE sepetinde gıda fiyatlarının ağırlığına dayanarak yaptığı değerlendirmede, Türkiye, Romanya ve Polonya’nın gıda ile ilişkili enflasyon baskısı karşısında en riskli ülkeler olduğunu belirtti. Banka yayımladığı araştırmada kuraklığın etkisinin, dünya genelindeki hububat fiyatlarındaki büyük artışa bir ek olduğunu ve bu durumun bölgedeki tüketici fiyat endekslerini artırmasının beklendiğini belirtti. Bir 4x4’ün deposu 1 kişiyi 1 yıl doyuracak mısırla doluyor Fiyat artışlarının ardındaki ikinci en önemli neden olarak ise Amerika’nın dünyanın geri kalanını hiç umursamadan ethanol’e verdiği teşvik gösteriliyor. Bu yıl Amerika’nın mısır üretiminin üçte biri biyoyakıt’a gidecek. Bu bir rekor ve gıda piyasasını doğrudan etkiliyor. Bir 4x4’ün deposunu ethanol ile doldurduğunuzda, o depoya bir insanı bir yıl besleyebilecek miktarda mısır koymuş oluyorsunuz. Ve bu insanları dolaylı olarak da etkiliyor: Çiftçiler diğer tahıllardansa mısır ekimine yönleniyor. Bu yıl 30 milyon ton ekstra mısırın ethanole gitmesi, dünyanın buğday stoklarının yarı yarıya azalması anlamına geliyor. Mısır zammı tortilla fiyatlarını artırdı, Meksikalıyı sokağa döktü Tüm dünyada gıda fiyatlarına gelen zamlar, vatandaşları sokağa dökmeye başladı. Mısırdan etanol üretilmesi sonucu Meksika’da mısır ekmeği ‘tortilla’nın fiyatı yüzde 50 zamlanınca halk sokaklara döküldü. Protestolar karşısında zor durumda kalan Devlet Başkanı Felipe Calderon da “spekülatörleri cezalandırma ve mısır ithalatını artırma” sözü verdi. Tortilla üreticileriyle de pazarlık yaparak, yüzde 40’lık zamda anlaştı. Tortilla fiyatı asgari ücrete oranla, 10 kat fazla artış görmüş, bazı eyaletlerde, bir çalışanın gündelik ücretinin üçte birine eşit oranda artmıştı. İtalya ise ulusal yemeği spagettinin fiyatının yüzde 30 artması üzerine sokaklara döküldü. Araştırmalara göre makarnayı seksten bile çok sevdikleri kanıtlanan İtalyanlar bir günlük ”makarna yememe“ eylemi yaptı. Fransa da geleneksel ekmeği bagetin yüzde 5-7 arası zamlanarak 1 euroya dayanması üzerine ayaklandı. Ekmeğe gelen zammın pahalılığın göstergesi olduğunu söyleyen halk ve basın, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ye yüklendi. Liberation gazetesi, kapağına altın bir baget koydu. Fiyatları artıran zinciri yine bu yüksek fiyatlar kıracakEvet, önümüzdeki yıllarda gıda fiyatları artmaya devam edecek ancak umutsuzluğa gerek yok. Çünkü pahalanan gıda aynı zamanda bu başdöndüren çemberi kırabilmenin de en önemli silahı. Piyasada fiyatlar arttıkça üreticilerin gelirlerini etkilemeden sübvansiyonları kaldırabilmek mümkün olacak. ABD ve Avrupa Birliği bu yönde çalışmalara başladı bile. Son yirmi yılda reformların büyük çoğunluğu zengin dünyanın tarım programlarıyla başetmek için yapıldı. Oysa şimdi politikacıların önünde ’tarımı doğru bir yere koymalıyız’ sözünü hayata geçirebilecek bir fırsat bulunuyor. Zengin dünyanın tarıma verdiği desteği kısması ve ticari engelleri kaldırması vergilerin düşmesine yol açacak, dünya ekonomisinin büyümesine ve en önemlisi de fakirlerin zenginleşmesine yol açacak. Hükümetler bu arada gıdayı değil, fiyat artışından gördüğü zarar, kazandığından fazla olan fakir kesimin gelirlerini doğru biçimde sübvanse edebilirse dünyada gelir uçurumunun azalması bir hayal olmaktan çıkabilir. Buğday ve mısır fiyatı tüm zamanların rekoruna imza attı  * Ekim ayının başında dünya buğday fiyatı ton başına 400 doları geçti. Bu şimdiye kadar ulaşılan en yüksek fiyat seviyesi o | | | | |